Ağrı Dağı kraterindeki muhtemel buzulaltı gölü ve buzul içindeki muhtemel meteorlar.

Ülkemizin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı hakkında belki bir bilinmeyeni burada paylaşacağız.

Büyük buzulların altında göller bulunmaktadır. Bunların sayısı 140 kadardır. Antarktika kıtasındaki Vostok Gölü bunların en büyüğüdür. Buzulların altındaki kraterlerde göllerin oluşması normal bir olaydır. Alttaki buzul basınç ile devamlı erimektedir. Oluşan suyun akıp gideceği bir su yolu yoksa göl oluşturur.

Bunun gibi Ağrı Dağının üst kısmı bir kraterdir. Bu kraterin üzerinde yüzlerce metre buzul bulunabilir. Dolayısıyla buzulun zemine değen alt kısmı eriyecek ve su oluşturacaktır. Eğer eriyen buzulun oluşturduğu suyun önü açık değilse buzul altında bir göl oluşur. Bu gölde mikroskobik canlılar bulunabilir.

Antarktika’daki buzul 3500 metre kalınlığındadır. Ağrı Dağındaki buzul da yüzlerce metre kalınlığındadır. Bir krateri kaplamıştır. Elbette alttaki buzul eriyecektir.

Eğer Ağrı Dağı krateri içinde buzulların altında bir göl tespit edilemezse bunun bir tek sebebi vardır. Zemindeki su krater damarlarından aşağı gitmektedir. Nitekim Dağın kuzey batı yamacında yaklaşık 3600 metre yükseklikte bir göl mevcuttur. Bu gölün suyunun Zirvedeki buzulun zeminindeki erimesinden kaynaklandığı muhtemeldir. Bunu tespit etmek için Zirvedeki buzulun en alt kısmına zararlı olmayan herhangi bir izotopça zengin bir sıvı bırakılır. Aylar sonra bu izotop 3600 metre yükseklikteki göl suyunda tespit edilirse suyun kaynağı anlaşılır.

Buzul üzerine yapılacak araştırmalar

Krater içindeki buzulun en alt kısmına kadar 10 cm çapında sonda vurulur. Elde edilen buzul numunesi üzerinde yaş tayini yapılarak en alt kısımdaki ve her cm için buzulun yaşı tespit edilir. Buzuldaki karbondioksit miktarından geçmişte binlerce yıl için Anadolu’nun sıcaklık grafiği çıkarılır.

Buzul içinde muhtemelen meteor vardır.

On binlerce yıl boyunca buzul üzerine meteor veya farklı tarihlerde meteorlar düşmüş olabilir. Nitekim Antarktika üzerinde pek çok meteor bulunmuştur. Buzul içindeki bir taş çok büyük bir ihtimalle meteordur. Alttan devamlı eriyen buzulun yerine üstten yenisi ekleniyor. Üstteki buzul üstünde oluşan buzulladan dolayı yıllar sonra alt kısımda kalıyor. Bir gün gelir içinde meteor bulunan buzul en alt kısma iner ve erir. Meteor da zemin üzerinde kalır. Buzul üzerinde ve içinde izotop çalışmaları yapılır. Karbon-13 analizleri buzula meteor düşüp düşmediğini gösterir. Dağın 3600 metre yükseklikteki göl suyunda normalin üstünde karbon-13 izotopu bulunabilir. Buzuldaki argon gazı, azot ve oksijen izotop analizleri de kıymetli bilgiler verebilir.

Buzul altında bulunabilcek gölde mikroskopik canlılar bulunabilir. Hatta bunlardan bazısı ilk kez keşfediliyor olabilir.

Related image
Vostok Gölü
Sonda ile elde edilen buz numunesi
Image result for antarctica ice sample
Buzul sonda borusu
Image result for antarctica ice sample
Buzul yaşı ve karbondioksit miktarı

Mars’ın Ölümü

Bu eser yüzbinlerce yıllık insanlık tarihinin daha henüz ilk beş bin yılını konu edinen bir bilim kurgudur. Eserde geçen ve bu güne kadar hiç işitilmemiş akıllara durgunluk veren devasa boyuttaki olayların benzerlerinin geçmişte vuku bulmuş olması muhtemeldir. Hem bilimsel hem de dini kaynaklara göre insanlığın yaşı dört yüz bin yıldan az değildir.

Yeryüzünde ve uzayda özellikle Mars’ta ele geçen kalıntılar ve görüntüler günümüzdeki teknolojiye ilk kez kavuşmadığımızı ispat eden reddedilemez birer delildir. İnsanlık tarihini gelecekte yeniden yazdıracaktır. Teknoloji geliştikçe tarih bilgimiz de değişecektir.

Yeraltı ve uzay insanlığa ait pek çok sırrı bünyesinde bulundurmaktadır. On binlerce yıl önce, farklı dönemlerde teknolojiler birçok kez yükselmiştir. Sonra tekrar kitle imha silahları ile yok edilmiştir. Teknolojilerin yükseldiği dönemlerde uzaya insansız uzay araçları gönderildi. Nitekim 1950’lerden sonra da gönderildi. Gelecekte de gönderilecektir.

On binlerce yıl önce uzaya gönderilen araçların bir kısmı uzayın boşluğunda yol almaktadır. Bir kısmı ise gezegenlere, yıldızlara çarpıp parçalandı. Bu araçlardan dünyaya çok zayıf sinyaller gelebilir. Uzaydan mahiyetinin ne olduğu bilinmeyen sinyaller alınmıştır.

Geçmişe ait sırlar bu araçlarda ve henüz keşfedemediğimiz yeryüzü, gezegen ve uydularındaki kalıntılarda saklıdır. Bu gezegenler Güneş sisteminin dışındaki yıldızların yörüngesinde de olabilir.

Bu bilim kurgu heyecan içinde bir solukta okunacak bir eserdir.

Okuyucusunu kâh Mars’a, Venüs’e, Merkür’e ve kâh yakın Şira yıldızına götürecektir.

Muhteşem olayların içinde hercümerç olacaksınız.

İşte aradığım bu diyeceksiniz.

İşte insanlık tarihi bu diyeceksiniz.

Ve işte gelecek bu diyeceksiniz.