Çevre içeriğine geri dön

İzmit Körfezi Temizleme Projesi

Yoğun göç, plansız sanayileşme, yapılaşma ve bunların getirdiği evsel ve endüstriyel atıklar, zirai ilaçlama, suni gübreler, hormonlar, deniz taşıma vasıtalarının atıkları, endüstriyel kazalar, yangınlar, kara taşıt araçlarından çevreye yayılan su ve yağmur ile körfeze ulaşan kimyasallarla türkiyenin en güzide körfezi olan İzmit körfezini maalesef yaşanamaz hale getirmiştir.  Sanayi atıklarının çevreye vermiş olduğu zarar diğer faktörlerden çok daha fazladır. Hakikatte çevre kirliliğinin miladı sanayileşme devriminin başlangıcıdır. Bu gün mg seviyesinde yapılan kimyasal deneyler 70-80 yıl önce 20-30 kg lık balonlarda yapılıyordu ve bu Avrupa ve Amerikada 200 yıl kadar devam etti, özellikle Avrupa toprakları çok kirlendi. Ancak Avrupa erken davrandı, çevre bilimini literature soktu ve tedbirlerini aldı.

İzmit korfezi gün geçtikçe kirlenmektedir. Yüzey su akıntıları ile kirletici maddeler kaynaklarından uzak bölgelere taşınmaktadir, depremin de kirlenmeye tesiri olduğu belirtilmektedir. Tübitak ve bölgedeki üniversitelerin yapmış olduğu analizler ağır metaller Ag, As, Cd, Cr, Co, Cu, Hg, Mo, P, Pb, Sb, Ti, V, ve Zn, toksik organic PAH, PCB ve PCDD/F ve diğer poliaromatik karbonlar, organometallik, inorganik maddeler ve fiziksel artıklarla gün be gün kirlenen İzmit körfezinin iyileştirilebilmesinin şimdilik mümkün olmadığını göstermektedir. İşletmelere arıtma zorunluluğu getirilmişse de takip edilmelidir.

Yapılan araştırmalara göre İzmit Körfezine günde, 6,6 kg kurşun, 43,2 kg çinko, 11,9 kg bakır, 209 kg krom, 5,1 kg civa ve 30,8 ton yağ karışmaktadır.

Körfezdeki kirlenme doğu kıyısı ile Diliskelesi arasında maksimuma ulaşmaktadir. Diliskelesi civarında 3 km ye düşen körfez genişliği suyun hareketini azaltmaktadir, ve bu bölge sanki bir iç deniz gibi özellik arzetmektedir. Su içindeki zararlı maddeler ve dibe çöken ağır metal bileşikleri deniz ürünlerini zehirlemektedir.

Bu gün bilinen hiç bir teknoloji İzmit körfezini temizlemeye yeterli değildir. Yapılan bütün çalısmalar kirliliğin boyutunu takib etmeye yöneliktir. Kirlilik ne kadar artarsa temizlenmesi de o kadar çok zaman alacaktır ve daha pahalıya mal olacaktır. Körfezin kirlenmesine son verilmesinden sonra bugünkü şartlar altında yapılacak tek temizleme yolu vardır.

Körfeze yaklaşık 30 km mesafeden geçen Sakarya nehrinin debisi maksimum 1162 metreküb/saniye, minimum 6 metreküb/saniye ve ortalama 134 metreküb/saniyedir. Yani yıllık debisi 11.580.000 metreküp civarındadır. Bunun yüzde 75`i olan yaklaşık 9.000.000 metreküp su bir boru ile körfeze akıtılır. Nehir suyunun çok az olduğu dönemlerde hiç akıtılmaz. En yakın mesafede Sakarya nehri ile körfez arasında 30 metre yükselti farkı vardır. Bundan 550.000 KWh elektrik enerjisi elde edilir. 9000.000 metreküp su körfezde bir akıntı oluşturur, körfeze canlı hayatın ihtiyacı olan oksijeni taşır.

Körfezin temizliği eğer bu miktar su ile temizlenmesi uzun yıllar alması ihtimali olduğundan ikinci ek bir boru hattı düşünülür. En yakın noktadan karadenizin suyu körfeze borularla aktarılır. Bu mesafe yaklaşık 40 km kadardır. Bunun için gerekli olan enerji birinci kısımdan elde edilen elektrikden karşılanır. Elde edilen 550.000 KWh enerji karadeniz tarafında 5 metrelik bir yüksekliğe 54.000.000 (54 milyon) metreküp su çıkarır, yani körfeze bu kadar suyu pompalar. Bu Sakarya nehrinden körfeze akıtılacak suyun yaklaşık 6 katıdır. Bu iki boru vasıtasıyle körfeze yılda yaklaşık 63 milyon metreküp su taşınır, işte bu su körfezi temizler ve her zaman canlı tutar. Her iki taşımada sular bir ön fiziksel temizliğe tabi tutulur. Plaktonlar açısından bir problem yoksa gerekirse UV etkisine tutularak sağlığa zararlı bakteriler öldürülür.

Türkiye hem körfezi hem de marmarayı kurtarmak istiyorsa bu projeye mecburdur.