Eğitim içeriğine geri dön

YÖK Başkanına Sunulan Rapor

YÖK Eski Başkanı Sayın Prof. Dr. Yusuf  Ziya Özcan’a Sunulan Rapor

(arz kısmı yazılmamıştır)

Kişiler, kurumlar hatta devletler sahip olmak istedikleri değerleri ya bayraklaştırırlar, ya sembolleşirler veya kelimelerle süsleyerek kalıplaştırırlar. Rusya’da bir zamanlar buğday başağı sembol olarak kullanılıyordu, bunun manası ben açım demekti, buğdaya ihtiyacım var demekti. Bayraklarındaki orakın manası da aynıdır. Adnan Menderes demokrasi istedi partisinin adı DP oldu, sonraki kuşak adalet istedi partinin adı AP oldu ve daha sonra gelenlerde aynı yola başvurdular. İnsanoğlu kavuşmak istediği değerleri bir şekilde sembolleştiriyor. İşte bunun gibi gelişmiş ülkelerin aksine zamanın teknolojisine kavuşamamış ülkeler “çağ atlamak” tabirini her alanda kullanırlar.

Teknolojide geri kalmış bir ülkenin çağ atlaması birbirinden farklı çok değişik faktörlere bağlıdır ve genellikle kısa ve orta vadede mümkün değildir. Ancak ülkenin çağ atlamasına sebep olacak faktörlerde çağ atlamak mümkündür ki bunların başında eğitim gelir. Eğitimden maksat öğretmektir, bilgiyi aktarmaktır. Derslerin hoca ve kitaptan başka internetten ve CD’lerden takibi yalnız öğrencilere değil ülkelere de büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Bilginin verilme şekli değişmektedir. İşte burada bahsedeceğimiz proje açık öğretimin ve gelişmiş ülkelerdeki uygulamaların geliştirilmiş şeklidir. YÖK’nun yapacağı bir düzenleme ile mümkündür. Başlangıçta bu projeden halen üniversitede öğrenci olan ve üniversiteden mezun olmuş herkes faydalanabilir.

Türkiye’de üniversite okuyanlar bölümlerini sınav sonucu seçtikleri için herkesin pek sağlıklı bir seçim yapmış olduğu söylenemez. Tercihte hatada çevre baskısının da payı vardır. Bir iki soru adayın hayatında önemli değişikliklere de sebep olmaktadır. Mezun olsa dahi başarısız olmasına sebep olabilmektedir. Kazanan aday istemeyerek okur veya yeniden sınava girerek bölüm değiştirir. Bu bir kayıptır. Doktorun, diş hekiminin ve eczacının ne yaptığı biliniyor ama fiziğin, kimyanın, elektriğin, biyoteknolojinin, ekonominin ve diğer bilimsel dalların alt gruplarında nelerin yapıldığı, çalışmaların teknolojiye, hayata nasıl yansıtıldığı aday için büyük bir bilinmezdir. Bu bir vesile ile aşılmalıdır. Lise öğrencisi, “seçimde tercih” hakkında ya ders ile ya CD ile veya seminerlerle bilgilendirilmelidir, en iyisi seçmeli ders olarak okutulmalıdır ve hocaları üniversitelerden gelmelidir, yani her hafta değişik bir konu üzerinde bir hoca konuşmalıdır. Üniversitelerde ve araştırma kuruluşlarında hangi hedeflere ulaşmak için çalışmalar yapılmaktadır. Böylece öğrencinin ufku genişler. Seçiminde daha doğru tercih yapar. Başarılı lise öğrencileri lise son sınıfta üniversitelerde okutulan birinci sınıf derslerini lisede alabilmeliler. Bu dersler genel konuları içerdikleri için lise konularından çok farklı değildir. Liselerin 4 yıl olması buna imkân sağlamaktadır. Başarılı öğrencilerin önü açılır. Üniversitede tekrar almalarına gerek kalmaz. İşte bu çağ atlamanın birinci adımıdır.

Burada bahsedeceğimiz projede üniversite öğrencisi ikinci bir bölümden de mezun olma imkânına kavuşmaktadır. Böylece sınav sonucu belki mecburen seçmiş olduğu ama arzulamadığı bölümle birlikte arzuladığı bölümü de bitirecektir. Projenin en önemli tarafı ise öğrenci okuduğu ana dalın bir alt dalından da mezun olmasını sağlayacaktır. Mesela bir kimya öğrencisi (veya mezunu), kimyanın alt dallarından birinden de mesela, kâğıt, gıda, boya, plastik, biyoteknoloji, spektroskopi, seramik, yakıt, malzeme mühendisliği, gibi dallardan da ayrıca mezun olur. Yine misal verirsek bir matematik öğrencisi astronomi, istatistik ve ekonomiden, siyasal bilgiler öğrencisi ekonomi, uluslararası ilişkilerden, bir maden öğrencisi kimyadan veya jeolojiden, bir tarih öğrencisi arkeolojiden mezun olabilmelidir. Üniversiteden mezun olmuş birinin yeniden sınava girmeden ikinci bir bölümü okuyabilmelidir. Kabul konusunda üniversite tam yetkili olmalıdır. Unutmayalım ki bilimler birbirini tamamlayıcıdır, iki dalda mezun olan işine daha çok katkı sağlar. Doğrusunu söylemek gerekirse çoktan beri bütün dünyada üniversitelerde kimya, fizik, biyoloji, ziraat, makina gibi bilimlerin içi doldurulamıyor, Kimya sektörü çok geniş bir alana yayıldığı için kimya fazla bir mana ifade etmiyor. Ama kimyanın alt grubu olan polimer, boya, kâğıt, gıda, yakıt ve niceleri öyle değil. Artık üniversitelerde alt bilimlerin bölümleri daha çok açılmalıdır. Böylece daha çok öğrenciye eğitim imkânı doğar. Çok şeyi biraz bilen değil bir şeyi çok iyi bilen aydınlar yetişir. Bu çağ atlamanın ikinci adımıdır.

Projeyi bir örnekle izah edelim. Farz edelim ki bir fizik öğrencisi kimya veya yukarıda bahsettiğimiz bölümlerden birini de okumak istiyor. Kendisine bir müfredat programı veriliyor. Her dersin konusu tespit ediliyor, gerekli kitaplar ve CD ler tavsiye ediliyor. Aday bu kitaplardan ve dersin hocasının hazırlamış olduğu CD’lerden sınava hazırlanıyor. Ders geçme yerine daha dar alanda kullanılan konu (veya vize) geçme vardır. Bir dönemlik ders üç konuya (vizeye) bölünür. Güz ve bahar dönemlerinde aday 3 er sınav yazın ise iki sınav alır. Aday istediği kadar dersten (vizeden) sınav alabiliyor, tabi ücret karşılığı. Her bir vize için geçme notu 75 dir (veya üç vizenin ortalaması 75 dir). Geçerli notun 75 olması kaliteyi yükseltir. Beş hak tanınır başaramayanın kaydı silinir. (veya 5. hakkından sonra her sınav için geçme notu 90 oluncaya kadar 5 puan yükseltilir, 6. hakkında 80, 7. hakkında 85, ve 8. 9, 10 haklarında 90 alamayanın kaydı silinir).

Bir aday lisansüstü bir sınavı geçerse aynı müfredat programında olan lisans seviyedeki sınavdan muaf tutulur. Mesela ileri organik kimyadan geçen aday organik kimyadan muaf tutulur. Her aday normal dersleri almadan yani lisans derslerini almadan aynı müfredata sahip lisansüstü dersleri almaya hakkı vardır. Üçüncü hakkında vizelerden geçemezse lisans seviyesindeki dersin vizelerini alması istenir. Bunun dışında ders barajı uygulanmaz. Çünkü artık lisans ile lisansüstü dersler arasında genelde büyük bir fark yoktur.

Bu sistemde aday isterse yeni bölümünde doktora programında gerekli olan dersleri alır. Misal bir kimya öğrencisi seramik bölümünün doktora derslerini alabilmelidir. Mezun olduğunda o dalda doktora yapacaksa ders almasına gerek kalmaz. Zaten bir kimya öğrencisi genel kimyada doktora yapamayacağı için, böyle bir şey mümkün olmadığı için kimyanın bir alt dalında ve hatta o dalın da bir yan kolunda doktora yapacaktır. Yani adayın ikinci programda seçeceği alt grubun doktora derslerini alması isabetli bir karardır. Özellikle üniversite mezunları için bu büyük bir avantajdır. Fizikten mezun olmuş bir aday kimyada lisansüstü dersleri pekâlâ geçebilir. Burada maksat ikinci bir eğitimi yapan adayın direk doktora derslerini almasına da imkân sağlamaktır. Yeni bölümünde doktora yapmak isterse ders almadan direk araştırmaya başlar.

Fizik bölümünde okuyan veya fizikten mezun olmuş aday eğer kimyadan da diploma almak istiyorsa fizikte almış olduğu bütün derslerden muaf tutulur. Ancak kimyada ikinci sınıftan itibaren okutulan organik, analitik, fiziko, biyo, teknik, spektroskopi ve diğer dersleri geçince (yani birinci, ikinci ve üçüncü vizeleri geçince, bunların toplamı bir derstir) bu derslerle ilgili 10-20 sayfalık bir rapor hazırlar. Almış olduğu dersin sanayide kullanımlarından birini kısaca anlatır. Bu çalışmasını yapabilmesi için söz konusu sanayi ürünlerini imal eden bir kurumdan bilgi alması şart koşulur. Bu çalışma adaya ders ile teknolojinin yakınlıklarını öğretir, aday doktora yapmak isterse tercihini doğru yapmasına yardım eder. Diğer dersleri geçtiğinde de benzer projeler hazırlatılır ve projeden sorular sorularak test edilir. Kimyada lab vardır, üniversite adaya her bir deney için bir ücret belirler. Bütün dersleri veren aday bir sanayi kuruluşunda staj yapar ve o konuda bir mezuniyet tezi hazırlar.

Sınavına kitap ve CD’lerden  hazırlanmakta olduğu derslerin hocaları ile haftada bir iki kez sınıfa buluşur ve cevaplayamadıkları sorularını sorar. Bunun dışında hoca uygun görürse derslere katılır. Bir alt bölümün doktora dersini alan öğrenci sınıfta yer bulabilir.

Mezun olan bu aday diğer kimya bölümlerinden mezun olan adaylarla aynı hakka sahiptir. Öğrencinin başarı ölçüleri notları, her bir ders için hazırlamış olduğu projeleri ve mezuniyet tezidir.

Aday istediği bölümü tercih etmektedir. Ancak aday kendi bölümünden mezun olmaya mecburdur. İkinci bir dereceyi alabilmesi için birinciden mezun olmalıdır. Üniversite mezunları için herhangi bir şart aranmaz.

Yurt dışından öğrenci gelir. Yurt dışında herhangi bir üniversiteye devam edenlere ve mezunlarına da bu imkân sağlanır. Veya gelen herkese sağlanır. İnanıyorum ki Ortadoğu’dan, balkanlardan, Kafkaslardan adaylar gelecektir. Bunlara gerekirse İngilizce test verilir.

Her üniversite kendi öğrencisine başka bir dalda okuma hakkını vermelidir. Ancak başka bir üniversiteden müracaat eden veya mezun olan bir adayı sınava da tabi tutabilir. Bir üniversitede öğrenci iken başka bir üniversitenin programına kaydolmaları da mümkündür. Mesela istatistik okuyan bir öğrenci başka bir üniversitenin ekonomi bölümüne kaydolabilir.

Şirketler elemanlarını bu eğitim sisteminden istifade ettirirler. Bu da üniversiteler için bir kazanç kapısıdır. Sistem gelecekte başarılı olan herkese açık hale getirilir ancak başarı notundan taviz verilmez.

Bu programa şunu da ekleyebiliriz. Programına katılacağı üniversiteyi  kazanamayanlar fakat sınavda belirli bir puanın üstüne çıkanlar da dışarıdan katılırlar. Dışarıdan bu programa katılan bir aday bu programı bitirirse ve sonradan üniversite seçme sınavında bu üniversiteyi kazanırsa otomatikman mezuniyet hakkı kazanır. Programa devam etmekte iken üniversite sınavında o üniversiteye girme hakkını kazanırsa programa devam eder ve diplomasını alır.

Çağ atlamanın üçüncü adımı üniversite sınavından belirli bir not alan herkes istediği bölüme bu program dâhilinde kaydolabilmelidir.  Öğrenci tercihinde üniversitelerin koyacağı kurallar geçerli olur. Ancak başarı notundan taviz verilmez. Bir öğrencinin ikinci bölümünde direk doktora derslerini alabilmesi, sanayi ile yüzleşmesi, en az 75 ile geçmesi eğitimde rekabeti arttırır, kaliteyi yükseltir bu ülkenin yakın geleceği için büyük yatırımdır.

Bu programdan tıp, diş hekimliği ve eczacılık hariç tutulur.

Gelecekte üniversiteler sadece eğitim veren kurumlar olmayacaklar. Gıda sanayinde çalışan, araştırmalara yardım eden, analizler yapan lise mezunu bir kişi hobi edinip gıda bilim dalının bütün derslerini tamamen öğrense bu kişinin o bilim dalından mezun olmuş bir kişi ile arasındaki fark çok kıymetli iş tecrübesi olmasına rağmen sadece bir diplomadır. İşte gelecekte üniversiteler kendi imkânları ile herhangi bir bilim dalında yetişmiş olanların bilgilerini ücret karşılığı sınavlar sonucu belgeleyecekler. Ona da aynı hakkı verecekler. Ülkemizin geleceği için bu noktaya erken varmak gerekiyor.

Dr. Cihan Yavuz Örnek                                  10 Şubat 2010

Washington, DC