Eğitim içeriğine geri dön

Üniversitelerin Özelleştirilmesi

Daha hızlı kalkınmak için TÜBİTAK ve Mühendislik fakülteleri özelleştirilmelidir.

Hepimizin ittifakla kabul ettiği gibi Türkiye teknoloji transfer eden bir ülkedir. Bilim batıda 1600’lerde gelişmeye başlamış ve 500 yıllık bir süreç içinde günümüzdeki noktaya gelmiştir. Son 300 yıldır ülkemiz teknolojiyi hep dışarıdan ihraç etmiştir. Farkın azalacağı yerde özellikle savunma sanayinde daha da açıldığına inanıyorum.
Bu ülkede üniversiteler kurulmuş, TÜBİTAK gibi devasa bir araştırma kurumu açılmış ve buralara önemli derecede kaynak ayrılmıştır.

Peki, bu kurumlar ülkemizin kalkınmasına ne derecede etkili olmaktadır.
Çok iyi derecede uçak, araç, tren, gemi ve daha pek çok sanayi ürünlerinin tamirini yapan, yedek parçasını üreten ülkemiz niçin bunları yapamamaktadır. Tabiki bu ayrı bir konu.

Ülkemizin bilimsel çalışmalarda dünya sıralamasında 21. Sırada olması elbette önemli ancak yapılan yayınların katkı değeri bakımından dünyada 41. Sıradadır. Yani ülkemizde yapılan bilimsel araştırmaların dünya çapında teknolojiye katkısı pek azdır. Yayının çokluğu teknolojide ilerlemenin bir ölçüsü olsaydı bugün atom bombası yapardık, kendi nükleer santralimizi kendimiz kurardık, savaş uçaklarımızı, savaş gemilerimizi ve diğer pek çok sanayi ürünlerini kendimiz üretirdik.
Çok önemli bir konu daha var. Gelişmiş ülkelerin bütün buluşları yayınlanmıyor. Bu yayınlanmayan çalışmaların neler olduğunu bilmiyoruz. Teknolojide asıl fark burada yatıyor. Gelişmiş hiçbir ülke başka bir ülkeye savunma konusunda son geliştirdiği ürünü satmaz. O ürünün çalışmalarını akademik dergilerde yayınlamaz.
Çözüm nedir.

Derhal özelleştirmektir. Tabi ki TÜBİTAK’ı ve üniversitelerin mühendislik fakültelerini. Bu birimlerin hiç olmazsa yarısı araştırma yapan şirketlere satılmalıdır. İşte o zaman bu birimler teknoloji üretmek için gerekenin en iyisini yapar.
Üniversitelerde lisans dersleri artık video ile verilmelidir. Öğretim üyeleri zamanlarının büyük bir kısmını araştırmaya ayırmalıdır. ABD de olduğu gibi “imkân verildiği halde” kaliteli araştırmalar yapamayan, teknoloji üretemeyen öğretim üyesine yol verilmelidir. Bir araştırmacının yaptığı yayınların teknolojiye katkısı yoksa üniversiteye puan kazandırmasının fazla bir önemi yoktur.
İşin içine özel sektör girince kabiliyeti olan akademisyenlerin önü açılır. Kapalı mı diye soranlara “gelin baş başa bir görüşelim” derim. Buna sanayi bakanımız da başbakanımız da dâhildir.

Beyin göçünün ters döndüğünden bahsediliyor. Gelip de geri gidenleri biliyorum. Gelenlerin bir kısmı acaba niçin geliyor sorguladınız mı? Geri gidenler niye dönüyor soruldu mu acaba.

Doğuda bir üniversiteyi cemaat yanlısı bir rektör sekiz yıl yönetti. Yalnız kendi ekibini işin başına getirdi. Üniversitelerde bu mantık hala var. Farklı kulvarlarda koşan Paralelin dışında paraleller var. Kafa aynı kafa. Koşmak isteyene çelme takılıyor, sen bizden değilsin diye. Araştırma kurumları bu ülkenin sigortasıdır. Olmazsa olmaz.
Bu nasıl aşılır, kısmi özelleştirmekle.

Başta cumhurbaşkanımız olmak üzere Ankara’daki konu ile ilgili bütün yetkililere sesleniyorum. Bugünkü sistemle, mantıkla üniversitelerimizde arzu edilen teknoloji kolay kolay üretilemez. Gereği yapılmalıdır o da fen bilimlerindeki fakülteleri ve TÜBİTAK’ı derhal %50 özelleştirmektir.

Kısmen özelleştirilecek mühendislik fakültelerinde yapılan araştırmalarda elde edilen patent gelirinin %10’u fakülteye verilir. Böylece araştırmacılar katma değer sağlayacak patent geliştirmek için araştırmalara yoğunlaşırlar.
Dünyanın en saygın üniversiteleri MIT ve Harvard üniversiteleri özeldir. Bizdeki özel üniversitelerin çok büyük kısmı pahalı olduğu için mühendislik fakülteleri açmamaktadırlar. Ama bu dalları açan Koç, Sabancı ve Medipol gibi üniversitelerin geleceği parlaktır. Diğerlerinin bir kısmı kapanabilir. Çünkü bu ülkede üniversite mezunu işsizlik çığ gibi artmaktadır. Aileler ve gençler yakın bir gelecekte bir üniversite mezunu olmak için açık öğretimi tercih edeceklerdir.

TÜBİTAK’ta pek çok analiz ve test cihazı bulunmaktadır. Bilime destek için kurulmuş bu müessesenin test ücretlerinin yüksekliği kuruluş mantığına aykırı olsa gerek. Bazı üniversitelerin ileri analiz laboratuvarları da aynı kafada. Biz yurt dışından daha ucuza yapıyoruz mantığı doğru değil. Amasya Üniversitesi’ni takdir ediyorum. En ekonomik test fiyatlarını veriyorlar.

Üniversitelerde köklü değişim şarttır. ABD’de dünya çapında başarılı ilk 100 üniversite de dâhil belki hiçbir üniversitenin rektörü Profesör değildir. Ekonomisttir, işletmecidir, iktisatçıdır veya bu dallarda doktora yapmış bir mühendistir. Ama profesör değildir. Sadece doktorası vardır.

Sayın cumhurbaşkanımızın bu bilgiyi not etmesini önemle istirham ederim.