KÂİNATTA SU BİG BANG’DAN ÖNCE VARDI Big Bang Teorisi Geçersizdir

Big Bang Teorisini Çürüten Bir Yazı. Kâinattaki Bütün Maddeler Big Bang ile oluşmamıştır. Muhtemelen tek bir noktada patlama olmamıştır. Bunun delilleri vardır.                                                                                                                                                                     

Big Bang teorisi Kâinatın genişlemesine bağlı olarak ileri sürülmüştür ve aksi bir fikir olmadığı için kabul görmüştür. Çünkü bilimsel bakıldığında genişleyen bir şey zamanda geriye doğru gidildikçe atom altı parçacıkların boyutundan daha da küçük, sonsuz küçükle ifade edilen bir noktaya kadar küçülecektir. Her ne kadar kâinatın genişlemesi bir gerçek ise de genişleme esas alınarak ileri sürülen Big Bang teorisinin doğruluğu bilimsel olarak henüz ispat edilememiştir. Bununla birlikte aksi de ispat edilememiş bir teoridir.

Enbiya Suresi-30. Ayetinde “inkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?” buyurulmaktadır. Her ne kadar buradan yer ve göklerin başlangıçta bitişik olduğunu haber veriyorsa da bunların tek bir noktanın patlamasından oluştuğunu haber vermiyor. Bu ayeti kerime kâinatın genişlediğini, başlangıçta bütün kâinatın tek bir parçadan ibaret olduğunu haber veriyor. Mevcut Big Bang teorisi bu ayeti kerime örtüşmektedir. Peki, uyuşmazlık nerededir.

Kainatın yarıçapı 46 milyar ışık yılı (4.4×1026 m), yaşı ise 13.8 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakamlar gelecek yüzyıllarda çok değişebilir.

2013 yılında yapılan araştırmalarda yoğunluğu baz alınarak Kâinatın şeklinin düz yapıya sahip olduğu varsayılmıştır. Yani Kâinatın yarıçapı her yönde 46 milyar ışık yılı değildir.

Eğer tek bir noktada patlama olsaydı Kâinatın küre şeklinde olması lazım gelirdi.

Enbiya Suresi 104. Ayetinde Kâinatın sonunda kâğıt gibi dürüleceği bildirilmiştir.

“O gün, kitapların yazılı sayfalarını dürer gibi semayı düreceğiz. Onu ilk defa halk etmeye başladığımız gibi (eski durumuna) iade edeceğiz (geri döndüreceğiz). Bizim üzerimizde bir vaattir. Muhakkak ki (bunu) yapacak olan Biziz”.

Demek ki şu andaki kâinat küre şeklinde değildir. Bilim insanlarının tespit ettiği gibi daha ziyade düzlem şekline yakındır.

Buradan başlangıcın tek bir nokta olmadığı anlaşılıyorsa da bir kâğıt iki ucundan da dürülebilir. Yani tek bir noktaya getirilebilir. Uçlardan dürülmezse bir çizgi oluşur.

Ancak küre bir noktaya indirgenir. Hâlbuki kâinatın küre şekli alacağı bildirilmiyor.

Kâinat kâğıt gibi dürülüp eski haline getirilince bir çizgi oluşur, çok ince bir çizgi. Yani kâinat bir noktadaki patlama ile değil bir çizgi üzerindeki patlama ile oluştuğu anlaşılmaktadır.

Hûd sûresi 7. Ayeti kerîmede meâlen, (Allahü teâlâ, gökleri ve yeri altı günde yaratdı ve Arşı, su üzerinde idi) buyuruldu. Bu ayeti kerimede yerler ve gökler yaratılmadan önce Arş’ın su üzerinde olduğu bildiriliyor. Yani suyun yerden ve göklerden önce yaratıldığı bildiriliyor. Açık bir ifade ile Big Bang’dan önce kâinatta su vardı. Suyun altı günün dışında daha önce yaratıldığı anlaşılmaktadır.

 

Bir hadisi şerifte şimdi Arş’ın su üzerinde olduğu bildirilmiştir.

Tabi ki su ile Arş arasında milyarlarca belki trilyonlarca ışık yılı mesafe vardır. Yedi kat semanın en üst katı ile bu su tabakası arasında da belki trilyonlarca ışık yılı mesafe vardır. Bu su yer ve gökler yaratılmadan önce vardı. Milyarlarca ışık yılı yarıçapındaki bu kâinat dolusu su Arş’ın altındaki suyun yanında bir damla gibidir.

O halde bütün maddeler, atomlar varlığına inanılan Big Bang’dan hemen sonra yaratılmamıştır. Su daha önce yaratılmıştır. Sudan da önce suyu oluşturan hidrojen ve oksijen atomları yaratılmıştır ve bunlardan Arş’ın altındaki su oluşmuştur. Bu atomlar yaratıldığında gördüğümüz gökler yoktu, Big Bang olmamıştı.

Acaba suyu oluşturan atomlar neden yaratıldı. Hidrojen atomların en küçüğüdür. Bütün maddelerin hidrojenden oluşması mümkündür. Nitekim suyu oluşturan oksijenin bir atomunu 16 hidrojen atomu oluşturabilir. Güneşteki ısının kaynağı olan 4 hidrojenin birleşip bir helyumu verdiği gibi 4 helyum da birleşip bir oksijen atomu verebilir.

Peki, Arş’ın altındaki su neden yaratıldı. Arş’ı oluşturan maddeden mi yaratıldı. Bu dünyayı, güneşi, ayı, yıldızları ve gördüğümüz bütün gök cisimlerini Arş’ın karşısına koysaydık hepsi anında yok olurdu. Bu bildirilmiştir. Yani sanki Arş anti maddeden yapılmış gibi. Elbette bildiğimiz madde değil, yapısı atomlardan oluşmayan tamamen başka bir yapıdaki bir varlık. Biz atomlardan oluşan varlıklara madde diyoruz. Proton, elektron, ışık, ses bilimsel manada madde değildir. Bunlar da maddenin yapıtaşı ya da etkileşim ürünüdürler. Yani varlıklarını maddeye borçludurlar. Arş öyle bir şeydir ki bunların hiç biri orada bulunmaz. O halde Arş bildiğimiz atomlardan yapılmamıştır. Nasıl ki maddenin ışık, ses gibi etkileri varsa Arş’ın da hiç bilmediğimiz etkileri vardır. Bu etkiler öyle farklıdır ki maddeyi anında yok etmektedir. Bu yok etme sonucu ortaya ne çıkıyor tabi ki ayrı bir soru. Mutlaka maddelikten çıkıyor ve Arş’ı oluşturan nesneye dönüşüyor.

Acaba yer ve gökler de (yedi kat semanın tamamı) bu sudan mı yaratıldı.

Her canlı gibi madde de sudan mı yaratıldı.

Kanaatimce maddenin kaynağı Arş’tır. Muhtemelen madde Arş’tan yaratılmıştır. Allahu Teâlâ bütün zıtlıkları bir arada yaratmıştır. Madde olan suyun üstünde Arş bulunmaktadır, tabi ki arada belki trilyonlarca ışık yılı mesafe, hafızalara sığmaz bir uzaklık vardır. Arş yapısını bilmediğimiz bir maddedir. Bu maddeden atom altı parçacıklar oluştu ve bunlar da en küçük atom olan hidrojeni oluşturdular.

Demek ki insanoğlu atom çekirdeğinin içinde protonların ve nötronların yapıtaşlarını oluşturan madde biliminin en derin, en uç, en son merhalesinde bir nesneye ulaşacaktır. Bu nesne parçacık değildir, elektromanyetik dalga değildir. Bu nesne Arş’ın yapısındadır, yani anti madde yapısındadır, fakat madde değildir. Bu gün için bilimle izahını yapamayacağımız bir varlıktır. Bu nesne Kâinatın başlangıcında bir etki ile bir şekilde atom altı parçacıkları oluşturdu. Bu nesne bildiğimiz yapıda bir parçacık olmadığı için ele geçmiyor. Demek ki maddeyi oluşturan asıl yapı taşı bir anti maddedir. Kâinatın asıl yapı taşı budur. Fakat bu maddenin kâinatta yani yer ve göklerde, madde âleminde serbest olarak bulunması mümkün değildir. O diğerleri ile birlikte bulunarak maddeyi oluşturmuştur. O halde madde de onsuz oluşamaz. Yani iki zıt varlık bir araya geliyor ve maddenin yapıtaşlarını oluşturuyorlar. Eğer atom çekirdeklerinin içindeki bu gizemli varlık Arş gibi karşısına konulanı yok etseydi Kâinat bir anda yok olurdu. Peki, niçin yok olmuyor o da ilginç bir soru. Demek ki maddede varlık ve yokluk bir arada bulunuyor. Bilim insanlarının “tanrı parçacığı” dedikleri işte bu anti madde olabilir. Her ne kadar madde diyerek ifade ediyorsak da madde değildir. Bilmediğimiz bir haldeki bir varlıktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2 yorum

  1. iki zıt varlık bir araya gelerek maddenin yapıtaşını oluşturur. Ancak çeşitlilik nasıl oluşur? bunu da etkileyen 3’üncü varlık nedir? Sonuçta bu yapıtaşı kendi kendine gelişigüzel karar verip oluşmuyor. Atomaltı parçacıkları, atomları, mikroorganizmaları, gezegenleri, yıldızları, ışığı, renkleri, renk yansımasını vb. her şey (çeşitlilik) etkilen 3’üncü varlık nedir?

    • Maddenin yapıtaşı elektronlar ve protonlar değildir. Protonların da onlarca yapı taşı vardır. Atomun yapıtaşı sadece artı yüklü protonlar ve eksi yüklü elektronlar değildir. Nötronlar olmasaydı hidrojen hariç bütün atomlar hidrojene dönerdi. Madde enerjinin yoğunlaşmış halidir. Maddeden önce enerji yaratılmıştır denebilir.

Yorumlar kapatıldı.