Atomdan Kâinata içeriğine geri dön

Kaynayan Kazan Karadeniz

Gelecekte olması muhtemel doğal afetler-1

Bu yazı gelecekte bir gün vuku bulması bilimsel olarak mümkün olan bir felaketin önüne geçmek için Karadeniz’in derinliklerindeki hidrojen sülfürün işletilerek ekonomiye kazandırılmasını tavsiye etmektedir. Karadeniz’de muhtemel bir felaketin dâhili ve harici sebepleri ve etkileri bu yazıda yer almaktadır.

Karadeniz’de yüzlerce hatta binlerce atom bombası gücünde patlama;

Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Kırım, Ukrayna, Rusya, Moldavya, Gürcistan’da Karadeniz’in kıyı kesiminden kilometrelerce iç kısımlara kadarki bölgelerde dağlar gibi dalgaların sebep olacağı devasa boyutta kayıplar, yıkımlar.

Bu bölgeleri etkisi altına alacak binaları yıkan şiddetli kasırgalar, şehirleri yerle bir edecek şiddetli depremler.

Marmara Bölgesi ve Ege Adalarında yüksek dalgaların yapacağı büyük yıkımlar.

Kırım’dan Afrika’ya dağlar gibi dalgalar.

Bu yazımız potansiyel tehlike arzeden Karadeniz’in derinlerindeki özellikle zemindeki muhtemelen çamur halindeki hidrojen sülfür hakkında yakın gelecekte bazı tedbirlerin alınmasına sebep olabilir. Kanaatimce  çekilip alınacak ve sanayide kullanılacaktır. Aksi takdirde gelecekte hiç bir tsunamide görülmeyen dalgalar ve büyük yıkımlar pekala mümkündür.

Yalnız patlama değil, Karadeniz’in derinliklerindeki hidrojen sülfürün başka kimyasal zararları da gelecekte görülebilir. Çünkü Karadeniz’de bu gazın artma miktarı gün geçtikçe hızlanmaktadır. Tehlike yıllar geçtikçe katlanmaktadır. Karadeniz’den Marmara ve Ege’ye geçecek hidrojen sülfürlü sular buralarda çevre kirliliği oluşturacaktır. Gelecekte doğal afetler çok daha fazla artacaktır.

Tehlike kapıda demiyorum. Heyecan oluşturmak için yazmıyorum.

Bilimsel bir gerçekten bahsediyorum.

Onlarca yıl sonra olsa da vuku bulabilecek bir tehlikenin yolda olduğunu söyleyebilirim. Yeryüzünde patlayan her şiddetli bomba mantoda ve magmada izler bırakır, tabiri caizse yerin tansiyonunu yükseltir.

Bu yazımızda bahsettiğimiz olayın vuku bulması düşük bir ihtimal görülse de bilimsel olarak elbette mümkündür.  Bölgede artabilecek depremlere bağlı olarak vuku bulma ihtimali artacaktır. Çünkü akıllara durgunluk veren bu devasa olayın meydana gelmesi için çok önemli bir kaynak mevcuttur. Bu kaynak Karadeniz’in derinliklerindeki miktarı yaklaşık 5 milyar tonu bulan ve havada şiddetle patlayan hidrojen sülfür ve bundan oluşacak hidrojendir. Bilimsel düşünce sağlam bir temele dayandırılmıştır.

Çok önemli bir ayrıntıdan bahsetmek istiyorum. Buradaki olay küçük te olsa bir meteorun Karadeniz’e çarpmasından  çok daha güçlü bir ihtimaldir.

Karadeniz’in derinliklerinde binlerce yıldan beri hidrojen sülfür gazı oluşmaktadır (H2S). Bugün bilinen tahmini H2S miktarı 4,6 milyar tondur. Buna her yıl dört milyon ton H2S eklenmektedir. Karadeniz’deki toplam H2S içindeki hidrojen miktarı yaklaşık 270 milyon tondur. Bunun enerji olarak değeri 1 x 1012 litre benzine tekabül eder. Türkiye’de günde 9 milyon litre benzin tüketilmektedir. Ülkemizin günümüzdeki kullanım miktarı esas alındığında Karadeniz’deki hidrojen yaklaşık 300 yıllık benzin sarfiyatımıza eşdeğerdir. Tabi ki su nasıl ki elektroliz edilip hidrojen elde ediliyorsa benzer şekilde H2S de elektrolize tabi tutulmalıdır. Fakat suyun elektrolizinden daha az enerji harcanır. Elektrolizle elde edilen hidrojenin enerji değeri yaklaşık beş trilyon lira değerindedir. Fakat bu paranın büyük bir kısmı elektrolize harcanır.

Karadeniz’deki hidrojenin elektrik olarak değeri yaklaşık olarak 9 milyon GWh kadardır. Türkiye’nin yıllık elektrik sarfiyatı 900 GWh kadardır. Yani on bin yıllık elektrik enerjimize denktir.

Bir kilotonluk atom bombası 1.162.222 KWh enerjiye sahiptir. Karadeniz’deki hidrojenin enerji değeri 9.000.000.000.000 KWh’a eşdeğerdir. Bu da yaklaşık 8 milyon kilotonluk bir enerjiye tekabül etmektedir. Japonya’ya atılan atom bombasının biri 20 kilotonluktu. Karadeniz’deki hidrojenin yanma yani patlama enerjisi Hiroşima’ya atılan bombasının yaydığı enerjiden yaklaşık dört yüz bin kat daha fazladır.

Farz edelim ki gelecekte Karadeniz’in 2000 metre derinlikteki zemininde şiddetli depremler oldu. Faylar çatladı ve yüzlerce km uzunluğunda kırık fay hatlarından büyük bir alanda zemine lavlar çıkmaya başladı. Bu lavların ısı etkisi ile oksijensiz ortamda hidrojen sülfür su ile reaksiyona girerek başlıca kükürt dioksit, sülfürik asit ve hidrojene ayrışır. Açığa çıkan yani serbest kalan hidrojen gazı suda çözünmediğinden yüzeye çıkar ve havaya karışır. Patlaması için bir kıvılcım yeterlidir.

Böyle bir durumda zemindeki hidrojenin yüzde birinin yani yaklaşık üç milyon ton hidrojenin havaya karıştığını düşünelim. Bu takdirde Karadeniz’in yüzeyinde bir kıvılcımla Hiroşima’ya atılan 4000 atom bombasına denk bir patlama olur.

Buna ilave olarak patlama için ikinci bir kaynak daha vardır. Karadeniz tabanında birçok yerde yanardağların patladığını düşünelim. Bu takdirde aşırı ısınan ve hidrojene dönmeyen H2S de havaya karışacaktır. Bunun da bir değerden sonra havadaki miktarı hidrojen gibi patlama özelliğine sahiptir. Böyle bir durumda Patlamanın gücü Hiroşima’daki patlamanın on binlerce katına çıkacaktır.

Peki, böyle bir patlamanın sonucunda neler olabilir.

Dünyada bugüne kadar görülmemiş, işitilmemiş tsunamilere sebep olabilir.

Kırım, Romanya, Bulgaristan, Gürcistan’ı yüzlerce metre yüksekliğinde dalgalar vurur. Özellikle batıda dalgalar onlarca km içerilere gider. Dalgalar muhtemelen Kuzey kutbuna kadar ulaşır. Batıda Atlas Okyanusuna, Doğuda Kafkas dağlarına, Güneyde Marmara, Ege ve Akdeniz üzerinden Afrika’nın kıyı kesimlerindeki çölleri vurur. Çöller tuzlu su ile kaplanır. Kuzeyde Ukrayna, Moldovya, Batıda Romanya ve Bulgaristan büyük kayıplar yaşarlar.

İstanbul Boğazındaki köprüler ve Trakya’nın tamamı gelen dalgaların altında kalır. İstanbul tamamen haritadan silinir. Yüksek kesimler hariç, Karadeniz sahillerinde canlı kalmaz. Kıyıları çok şiddetli döven muhtemelen yüz metreyi çok aşan yüksek dalgalar güneydeki sahillerin dik yamaçlarının kaymasına sebep olur. Bu devasa kaymalar sonucu da dev dalgalar oluşur. Marmara’yı geçen dev dalgalar Bursa ve Balıkesir’i vurur. Ege Adalarındaki hayatı tamamen yok eder. Yunanistan, Libya ve Mısır kıyılarını yerle bir eder.

Patlamanın oluşturacağı yüksek hıza ulaşan hava akımı, çok şiddetli fırtınalar sahillerden kilometrelerce iç kısımdaki bina ve ağaçları yerle bir eder.

Sularının önemli bir kısmını kaybeden Karadeniz’den Marmara’ya su akıntısı çok azalır. Veya tamamen kesilir. Karadeniz tabanındaki lavların ısıtmasının bir sonucu olarak H2S Karadeniz suyunun her tarafına yayılır. Karadeniz’de canlı hayat son bulur. Zaten patlamanın etkisi ile canlıların binde biri ancak sağ kalır. Denizaltılar da dâhil Karadeniz’deki bütün gemiler dalgaların sürüklemesi ile kıyılara çarpıp parçalanır. Yüzlerce km uzaktaki uçaklar yere çakılır. Atmosfer dışa doğru genişleyeceği için yakın olan bazı uydular hasar görür, yükselen atmosfere çarparak yanar.

Patlamanın etkisi ile Doğu Avrupa, Anadolu, Kırım, Güney Rusya, Ukrayna ve Kafkasya’da şiddetli depremler vuku bulacaktır.

Peki, böyle bir ihtimal var mı?

Karadeniz’in zemini sönmüş bir volkan kuşağı olabilir. Gelecekte hareketlenebilir.

Dünya küresinde Karadeniz’in tam arka simetrik kısmı Kuzey Amerika’nın kıyıdan 1500 km batısında Pasifik Okyanusu’nun kuzey doğusudur. Bu bölge Ateş çemberi denen çok şiddetli depremlerin olduğu bölgedir. Kaliforniya ve Japonya’da bu çember içindedir. Aktif depremlerin olduğu bir bölgenin aynı kutuptaki simetrik bölgesi depremlerden ne kadar etkilenir, bunun bir önemi var mıdır, tartışılabilir. Karadeniz’in tabanı geçmişte volkanik faaliyete sahiptiyse simetrik kuşakta veya başka bölgelerde oluşacak şiddetli depremlerle tekrar faaliyete geçebilir. Nitekim dünyada bazı bölgelerde okyanuşların altında lavlar faal haldedir.

Nükleer bomba taşıyan bir savaş gemisinin, bir denizaltının çok şiddetli fırtınalardan dolayı batması veya başka bir gemi ile çarpışması sonucu geminin zemine çakılması ve bu esnada atom bombasının veya bombalarının patlaması.

Nükleer olmayan çok güçlü patlayıcılarla dolu bir geminin bir sebeple batıp zeminde infilak etmesi.

Bu patlamalar sonucu zeminde şiddetli aktiviteler oluşur. Fay hatları arasından zemine magma çıkabilir.

Yeni oluşacak çok hızla çoğalan bir çeşit bakterinin hidrojen sülfürden hidrojen üretmesi.

Zeminde volkanik aktivite olmasa dahi zeminin alttaki volkanik aktiviteden dolayı aşırı ısınması ve bunun sonucu olarak hidrojen sülfürün yüzeye çıkması.

Zeminden doğalgaz veya petrolün çıkarak hidrojen sülfürü yüzeye taşıması.

Düşman bir ülkenin Karadeniz’in altında farklı konumlara ticari bir gemi ile yüksek ısı veren bombalar bırakıp bunları planlı bir şekilde günler sonra patlatması. Zeminde pek çok noktaya yerleştirilecek ve bütün zemini etkisi altına alacak çok aşırı yüksek frekanslı ultrason ses dalgaları hidrojen sülfürün ısınmasına ve su ile reaksiyon vererek hidrojen açığa çıkarmasına sebep olabilir. Çünkü bu takdirde Karadeniz’deki savaş gemilerinin tamamı veya bir kısmı hasar görebilir, batabilir. Sahilde, açık alanda askeri üslerdeki bütün mühimmat patlayabilir.

Yapılan doğalgaz boru hattının kazara hasar görmesi çok küçük çapta yüzeyde patlamalara veya atmosferde kısa süreli hidrojen sülfür kirliliğine sebep olabilir.

Ay çekiminden dolayı Moskova günde 30 cm alçalıp yükselmektedir. Muhtemelen benzer olay Karadeniz’de de olmaktadır. Bu hareket zaman içinde zeminde fayların kırılmalarına, bölgede büyük değişikliklere sebep olabilir.

Kutuplarda Buzulların erimesi Kutup bölgelerinin yükselmesine sebep olmaktadır. Bunu sonucu olarak bazı bölgelerde batma hızlanabilir. Böyle bir durumda Karadeniz’in zemini batabilir. Bu durumda zemine lavların çıkması muhtemeldir.

Volkanik faaliyetlerin dışında Karadeniz’in başka bir özelliği de bulunabilir. Karadeniz’in doğusunda Bakü’de ve batısında Romanya’da petrol bulunmaktadır. Tabi ki bunun büyük bir iç deniz olan Karadeniz için fazla bir önemi yoktur. Fakat hiç olmayacağı anlamına gelmez. Karadeniz bir çöküntü havzası olabilir. Zeminin altında kömür madeni ve onun da altında petrol ve doğalgaz bulunabilir.

Denizin zeminine kadar uzanan Karadeniz yüzeyindeki paratonerlerin su içindeki kısmı yalıtkan bir malzemeye ile kaplanır. Yıldırımlar bu paratonere düştüğünde elektrik doğrudan zemine inecektir. Zeminde çamur halindeki hidrojen sülfürü ayrıştırarak hidrojen oluşumuna sebep olacaktır. Bunun hidrojen kazanımı için bir faydası olabilir mi, tartışılabilir.

Biz burada bir tehlikeyi gündeme getirerek şimdi olmasa da gelecekte tedbir alınmasını hatırlatmak istiyoruz. Çünkü tedbir almak dahi onlarca yıl alabilir. Bildiğim kadarı ile dünyada böyle devasa boyutta tehlike arzedecek başka bir deniz yoktur.

Gelişmiş bir ülkenin gelişmekte olan veya geri kalmış bir ülkeden pek görünmeyen fakat çok önemli bir farkı da şudur ki gelişmiş ülkeler ihtimalleri hesaba katarak tedbir alır. Gelişmemiş ülkelerin ihtimalleri hesaba katacak ne teknolojisi ne dinamizmi ne de parası vardır.