Oca 26

Bilimde Mutlak Doğru Yoktur

Doğru bilim bir gerçektir. Bununla birlikte bilimde mutlak doğru yoktur. Atom parçalanamaz dendi, parçalandı. Atom elektron, proton ve nötronlardan ibarettir dendikten sonra atom altı parçacıklar bulunarak bu da yıkıldı. Bunların da torun alt parçacıkları bulunacak ve sonunda maddede sanki bir hiçe ulaşılacaktır. Bu hiçlik yokluktan gelmenin belgesidir. Heisenberg’in belirsizlik prensibi burada da ispat edilecektir. Teknoloji yükselince anlaşılacak ki madde varlık ile yokluk arasında bulunmaktadır. Keşfedilecek atom altı parçacıkları yerini başka nesnelere bırakacaklardır. Artık parçacık denemeyecektir. Çünkü parçacık değildir. Bunlar enerjinin bir boyutu olabilir. Nasıl ki maddenin katı, sıvı gaz ve enerji halleri varsa enerjinin de farklı hallerinin keşfedileceğine inanıyorum.

Maddenin en küçük parçacıklarının oluşmasını sağlayan farklı enerji boyutlarındaki oluşumlar için ne vardır ne de yoktur diyemeyeceğiz.  Yani bedenimiz varlık ile yokluk arasında bir haldedir. Kendini oluşturan birkaç göbek ötesinden atom altı oluşumlardır ki artık parçacık denemez, farklı boyuttaki birbirine dönüşmekte sanki bu enerjiler varlık ile yokluk arasında gidip gelmektedir.

Gelecekte bilim insanları madde mutlak manada vardır diyemeyecek, yok da diyemeyecektir. İkisi arasında bir haldedir.

Bugün deneysel olarak ispat edilen bütün bilimsel olaylar doğrudur. Ancak bilinmeyen alt bilgileri dikkate alınmadan doğrudur. Onlar keşfedilince doğru bildiklerimizin yanlış, en azından eksik olduğunu insanlık görecektir.

Bilim asla sabit kalmaz. Her zaman kendini inkâr edecektir. Elbette bu mutlak doğrudur. Gelişen bilim bilinenlerin yanlış olduğunu ispat edecektir.

Yani bilimsel doğrular değişmez değildir. Bu manada bütün zamanları kapsayan bilimsel gerçek diye bir şey yoktur, olması düşünülemez. Günümüzün bilimsel gerçeği yarının büyük yalanlarından biri olabilir,  olacaktır.

Bilimsel gerçeğin kendi içinde gerçeği yansıtmadığını zaman geçtikçe görmekteyiz.

Bu kadar değişken olan bir şey mutlak doğru olan bir peygamberin bildirdiklerini nasıl tenkit eder hatta reddedebilir. Hâlbuki kendisinin doğru olduğu mutlak değildir.

Eğer geçen yüzyıllarda Avrupa’da gelişmeye başlayan bilim İslam coğrafyasında gelişseydi Galileo gibi kimse yargılanmayacaktı.

Batıda bilimin gelişmesi dini inanca büyük bir darbe vurdu. Çünkü ellerindeki kitap, önlerindeki din adamları bilime tersti. Yani toplumdaki baskın dini realite, bilimi bazen bir öcü, bazen dini değerlerini yıkacak bir düşman ve bazen de bir yalan görüyordu. Yıkmak o kadar zordu ki cana mal olabiliyordu.

Avrupa’da bilim gelişince dinin değerleri itibar kaybetti. Bilime karşı olduğu için Avrupa’da dini inancın sarsılması ne yazık ki bilimi emreden İslam coğrafyasında yanlış algılandı. Sanki İslam coğrafyası gelişmekten dininden dolayı geri kaldı. Doğrusu şu ki, bu anlayış bazı çevreler tarafından başarılı bir şekilde coğrafyamızda pazarlandı. Elbette çok da alıcı buldu. Bu din, bilimi emrediyorsa, fakat bilimde geri kalmışsa suç kimim, devlet idaresinde görev alanlarındır. Devletin başındakinin değildir. Bugün dünyada devlet idaresinde bulunanlar görevlerini layıkı ile yerine getirmedikleri takdirde devlet başkanı hiçbir şey yapamaz. Devlet başkanı kendi başına bir hiçtir. O hiçi “güç” yapan emrindekilerdir. Onlar olmasa o lider olmaz.

Değişmeye mahkûm olan bir bilimsel gerçeği mutlak gerçek sanıp onu tanrılaştıranların tanrıları da hep değişmektedir. O halde bugün doğru olan bir bilimsel konu gelecek asırda mutlak yalan olabilecektir. Bu kadar kendisi ile çatışan, bu kadar kendini yalanlayan bir nesnenin manevi değerlere, bir peygamberin getirdiği zamanla hiç değişmeyen mutlak doğrulara yanlıştır demesi bilimsel bir gerçek değildir. Yani bilimin test ve deneyler yaparak bulmuş olduğu matematiksel bir formül değildir. Einstein’ın formülü de mutlak doğru olmayabilir. Sonsuz küçük hata ile doğrudur. Bir bilim, bilimsel buluşlarda mutlak doğruyu kabul etmez.

Bilimde doğru olan en son buluştur. Zamanda ileri gidildikçe bilinen en doruya ulaşılacaktır. O halde bilimde mutlak doğru yoktur. Zamana göre doğru vardır. Elbette bunun insanlığa faydaları vardır.

Zamanla değişmeyen yalnız ilahi doğrulardır.

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.