Cenneti Gören Maddenin Hakikatini Bilir

Bütün din kitapları, Hazreti Âdem’in, Hazreti Havva ile Cennette yaşadığını, sonra dünyaya indirildiklerini bildirmektedir.

Cennette yaşayan bir insan dünyaya gelince ilkel olmaz. Medeni olur.

Ahireti bilen bir kişide beşeri ilimler vardır.

Bugün bir kişi gidip cenneti görse gelse maddenin hakikatinden haberi olur.

Zamanın ne olduğunu bilir.

Cennette dünyadaki gibi zaman yoktur.

Yani bildiğimiz maddeden yapılmamıştır.

Maddenin aslını bilir.

Zamanda yolculuk nasıl yapılacağını bilir.

İnsanın hiç hastalanmayacağı, bu dünyada sonsuz yaşayacağı ilacı bilir.

Kimin ne düşündüğünü anlayan cihazı yapmayı bilir.

Enerjiyi bilir.

En temiz nükleer enerji elde etmeyi bilir.

Demiri en ucuz şekilde altına çevirmeyi bilir.

Bu insanoğlu milyarlarca yıl teknolojide hep ilerlese en son varılan teknolojiyi bilir.

Madde, enerji ve zaman hakkında bilmediği hiçbir şey kalmaz.

Çünkü cennetteki kişi maddenin hakikatini bilir.

Hatta cennete giden bir kişi hiçbir dini işitmese de hakikatin ne olduğunu,

Hangi devirde hangi peygambere uyulması lazım geldiğini bilir.

İbadetleri de, yasakları da haramları da bilir.

Hazreti Âdem cennetten geldiği için her şeyi biliyordu.

Evladına ihtiyaçları kadarını bildirdi.

Çünkü sebeplere yapışmak Allahu Teâlâ’nın emridir.

Teknolojide yükselmek istiyorsan bilime sarılacaksın.

Yoksa Âdem aleyhisselam maddenin hakikatini biliyordu.

Çünkü cennette yaşadı.

Cennet bu âlemin zıddıdır.

Orayı tanıyan, gören maddenin, zamanın, enerjinin aslını bilir.

Resulullah aleyhimüsselam da cenneti gördü.

Yani miraçta ahirete gitti.

Resulullah da maddenin hakikatini biliyordu.

Fakat savaşlarda sebeplere yapıştı.

Allahu Teâlâ’nın hususi ihsanı ile az bir kuvvetle düşmana galip geldi.

Sebeplere yapışmak Allahu Teâlâ’nın emri olduğu için sebeplere en çok peygamberler aleyhimüsselam yapışmıştır.

Fakat Allahu Teâlâ sebepsiz olarak en çok peygamberlere ihsanda bulunmuştur.

Yani en çok sebeplere yapışanlara en çok ihsanda bulunulmuştur.

Sebepsiz verilmiştir.

Allahu Teâlâ bütün zıtlıkları bir arada yaratmıştır.

Bu Onun varlığının delilidir.

İşte Âdem aleyhisselama bu dünyada hayatı kolaylaştıracak sebepleri vasıtasız vermiştir. Âdem aleyhisselam bunları evladına bildirmiştir.

Ateşi kullanmasını, tarım ve hayvan ürünlerini kullanmayı, bitkilerdeki faydaları ve daha nice faydalar verilmiştir.

Cennetti gördüğü için bunları biliyordu.

Yani bu ilimler kendisine cennette iken verilmişti.

Cenneti gören bu dünyadaki bütün faydalı ve zararlı şeyleri bilir.

Haramı helalı da bilir.

Allahu Teâlâ’nın rızası nelerde saklıdır onu da bilir.

Fakat bütün insanlar cennete girip çıkarılsalardı yine bir peygambere ihtiyaçları vardı.

Peygamberlere, aleyhimüsselam, verilen makamlar maddeyi, enerjiyi ve zamanı tanımanın çok üstündedir.

Bu vesile ile yaratılan ilk insan Âdem aleyhisselam haşa ilkel insan değildir.

Maddenin hakikatini biliyordu.

Bilmediklerimizi biliyordu.

Evladına ihtiyaçları kadarını bildirdi.

Fakat insanın nelere ulaşmasının mümkün olduğunu da bildirmiş olabilir.

Uzaya çıkılacağını ve daha birçok tekniği haber vermiş olabilir.

Muhammed aleyhisselamın da bildirdiği vardır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*