Çok eski bitkilerin sağlığa faydaları bir sırdır

Yeryüzünde canlı hayat başladığından günümüze kadar pek çok canlı yok olmuştur. Muhtemelen ilk virüsler, bakteriler ve diğer tek hücreli canlılar değişime uğrayarak yani yeni türlerine dönüşerek yok oldular. Bu yok oluş cinsiyeti olan canlılarda da vuku buldu. Bunların en meşhuru dinazorlardır. Yakın zamanlarda bir canlılın da son türü yok oldu.

Değişim ve yol olma bakteri, virus ve hayvanlarla sınırlı kalmadı. Bitkilerde de büyük değişimler oldu. Muhtemelen yeryüzüne inişi 400 bin yıldan fazla olan Adem Aleyhisselamdan günümüze kadar pek çok canlı türü yok olmuştur.

İlk insanlar bin yıl kadar uzun ömürlüydüler. Acaba bu uzun ömürlerini yediklerine mi borçluydular. Yedikleri o bitkilerde hangi faydalı maddeler vardı. Etlerde, sütlerde meyvelarde insanın ömrünü çok uzatan maddeler elbette bulunmaktaydı.

30-40 yıl öncesinin buğdayında bulunan mineraller günümüzün buğdayında bulunmamaktadır. Bu elbette bütün bitkiler için geçerlidir. Buna hormonlanmamış, GDO’su değişmemiş bitkiler de dahildir. Bir değişim vuku bulmaktadır.

Buradan şunu anlayabiliriz. Vücudumuzun hücrelerinde de değişim olmaktadır. DNA’nın da 3.2 milyar baz dizilişinde değişimler olmaktadır. Nitekim bu değişimlerden dolayı herkes birbirinden farklıdır.

Acaba gelecekte missal 100 bin yıl öncenin bitkilerinin tohumlarına ulaşmamız mümkün mü. Belki ömrü uzatmak burada saklıdır.

Belki bilim bitkilerin bünyesindeki maddelerin değişim izini sürerek ilk maddelerin neler olduğuna ulaşabilir.

Bu konuda

http://www.nationalgeographic.com.tr/makale/kesfet/romalilar-korsanlar-ve-nazilerden-kalan-tohumlar/2537

sayfasında ilginç bir yazı vardır. Okumanızı tavsiye ederim

Sibirya’da bulunan tohumlar

Sibirya’daki Kalima Nehri kıyılarında günümüzden otuz iki bin yıl öncesine ait bir sincap kalıntısı bulunur. Kalıntının etrafında sincabın çevreden toplayıp sakladığı 600 bin kadar tohum ve meyve kalıntısı bulunur. Tohumların tüketilememiş olmasından anlaşılıyor ki sincabın yuvası ani bir doğal afetle toprakta kalmış.

Bilim insanları tohumları yetiştirmeyi denediler fakat başaramadılar. Yine de şanslıydılar. Kısmen canlı kalan meyvelerin dokusundan yararlanarak, meyveleri klonlayıp, yaşayan, işleyen bir bitkiye, Silene Stenophylla’ya dönüştürdüler.

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*