ÇOK İLGİNÇ BİR YAZI: Katıldığımız TRT1’deki Gündem Ötesi Programı Hakkında Bilinmeyenler

Yazmayı hiç düşünmediğim bu yazıyı aradan geçen 6 ay sonra yazıyorum.

Programdan aylar önce “Gündem Ötesi” sunucusuna ve yardımcısına Tufan kitabımızı gönderdik.

Programa çıkmak istediğime dair mail gönderdim.

Bir gün yardımcısından telefon geldi.

Programa davet etti ve ekledi. Prof. Ömer Harman Hoca da gelecek.

Ben gelmemesi için ısrar ettim.

Yardımcısı bana dedi ki “o da Tufana sizin gibi inanıyor. size yardımcı olacak”

İyi o zaman gelsin dedik.

Çünkü ilahiyatçı bir hoca ile çıkıp TV de Tufanı tartışmak benim için delilik olur.

Okur bir ayet, mealini verir, adamı rezil eder.

Dinleyici ne bilsin doğrusunu,

Ha bilenler var ama bin de bir bile değil.

Zaten biz programa TUFAN kitabımızın içindekileri anlatmaya gideceğiz.

Kafamda zerre kadar tartışma düşüncesi yoktu.

O soracak biz cevaplayacağız. TV24 deki programda olduğu gibi (videosu aşağıda)

Nitekim program öncesi yapılan reklamda Profun adı bizim adımızın altında yazıldı.

Niye çünkü yardımcı gelecek.

 

İlk resimde profun adı ismimizin altında.

Bir profun adı bir program duyurusunda prof olmayanın altına yazılır mı.

Yardımcı gelirse yazılır.

Peki programın ana konuğu nereye oturur. Baş köşeye

Peki baş köşeye kimi oturttu, ORTAĞINI.

Programa başlarken bunu umursamadım ama programdan sonra bunu kendime sordum.

Tam bir tuzaktı.

Kitabı aylar önce kendilerine gönderdim, içinde ne olduğunu biliyorlar.

Bilmiyor muydu mobil telefondan bahsedeceğimi, biliyordu.

Biz programdan önce “Hazreti Nuh teknoloji ile üretilen bir cihaz ile oğlu ile konuştu”

“Bu telsiz olabileceği gibi, günümüzün cep telefonu da olabilir” demek için karar verdim.

Ama devamlı susturunca sinirlerime hakim olamadım.

Bilmiyor muydu İHA’dan bahsedeceğimi, biliyordu

Bilmiyor muydu “döllenmiş yumurta alındığını” söyleyeceğimi, biliyordu.

Geminin tahta bir gemi olmadığını söyleyeceğimi, biliyordu

BUNLARIN HİÇ BİRİ ONUN İÇİN KESİNLİKLE SÜRPRİZ DEĞİLDİ

Bu resim şahittir. Ne diyor.

“CANLILAR NASIL TOPLANDI,

GEMİ NASIL İNŞA EDİLDİ,

O DÖNEM NASIL BİR TEKNOLOJİ VARDI”

Bilmiyorduysa tanıtımda niçin teknolojiden bahsedildi.

Utanmadan başını ellerinin arasına alması SAHTE idi.

ÇOK İLGİNÇ BİR KONU DAHA

ÜLKEMİZDE BELKİ HİÇ BİR PROGRAMDAN ÖNCE BENZERİ YAŞANMAMIŞTIR.

Programdan önce bir odada otururken profa Tufan hakkında bir soru sordum, sunucu yanımda idi.

Sunucu beni hemen susturdu.

“Bunları burada konuşmayalım. Bunları programda konuşalım” dedi. (ya öyle mi).

Aklımdan hiç bir yanlış düşünce geçmedi. Olabilir dedim içimden.

Niye susturdu ki.

Katıldığın her programdan önce konu hakkında konuşuyorduk.

Kanaatimce TV’lerdeki bütün programlardan önce konuklar ve sunucu konu hakkında sohbet ederler.

Bunun programın seyrine çok faydaları vardır.

O gün niye konuşturmadı. İyi ya güzel bir program olmasına yardımcı olur.

Tabi ki profun düşüncelerini bilmezsem kendisi için daha güzel bir program olur.

Profun ne düşündüğünü bilmeyeyim. Tuzağa düşeyim.

Programdan sonra medyada bazı yazarlar bizi destekleyici yazılar yazdılar.

Kendilerine çok teşekkür ederim.

Bunlardan biri de Sayın Hıncal Uluç Beydi. O güçlü kalemiye bakın neler yazmıştı.

Hıncal Uluç Beyin TRT Programı Hakkındaki Yazısı

Reklam arasında prof bir soru sordu. Okkalı bir cevap verdim.

Tepesi attı. Kalktı gidiyor. Sunucu geri çağırdı. “Gel reklamdan sonra kapatacağım”. Geri döndü

Yardımcısı “yanlış yapıyorsun” deyip bağırarak, bana doğru yürüdü.

Hani programdan bir hafta önce telefonda konuşmuştuk. Bunları söyleyeceğimi kendisine söylemiştim.

Tabi bir girişten sonra.

Peki telefonda bana “hocam bunlardan kesinlikle bahsetme” niçin demedin.

Der mi. reklam olacak.

Ben bir seyirci olsaydım ben de itiraz ederdim CEP TELE. senedin nedir.

Olacak iş mi. Hoca sen ne yapıyorsun derdim.

Bırakmadı ki geçmişte yüksek bir teknolojinin var olduğuna dair belgeleri sunayım.

Bizi rezil etti, o adını dünyaya duyurdu.

Ama unutmayın

Gün gelir kişi kırdığı kabın içinde yanar.

Zaman çok güzel bir hakimdir.

Hasmı Allahu tealadır.

Biz programa çıkarken zannediyoduk ki kitabın içeriğini anlatacağız.

PROGRAMIN KONUSU KİTAPTAKİ TUFAN

Ben böyle biliyordum.

Program ilerledikçe şaşkınlığım arttı.

Gündem Ötesi programları zaten pek tartışmaya açık programlar değil.

Daha ziyade bilgi veren programlar.

Bunu biliyordum.

Ben buraya tartışmaya gelmedim.

Ve programdan psikolojik olarak düştüm.

En son söyleyeceğimi en başında söyledim.

Defteri kapattım.

Onun istediği de buydu.

Sinirden ve üzüntüden ne diyeceğimi de unutmuştum.

Ertesi gün programı videodan izlerken sunucunun bizi küçük düşüren sözlerini duydum.

Programda duymamıştım, tabi üzüntüden, şaşkınlıktan.

 

ABD’lilerin bir atasözü var der ki “beni bir kez kandırdıysan yazıklar olsun sana, ama beni iki kez kandırdıysan yazıklar olsun bana”

Çok görmüyorum. Bu ve arkasındakiler beni çok kandırabilirler.

Onlar bu işleri iyi bilirler. İşleri güçleri budur.

 

Gelelim bizi üzenlere.

Proğrama gitmek için evden çıkarken hanıma dedim ki “bana dua et”

Eşim üzgün bir şekilde dedi ki “gidiyorsun ama korkarım ki o kadın başına bir çorap örer”

Hanım onun programlarını takip ettiği için onu iyi tanımış.

 

Biz bir bilim insanıyız. Senetsiz konuşmayız.

İnsanlığın yaşı bazı belgelere dayanarak en az 450.000 yıl olduğu ihtimaldir.

Aralarında büyük farklar olan buzul yaş çalışmalarının sonuçları tartışılmaktadır.

Buzul yaş çalışmaları esas alınırsa insanlığın yaşı 7 milyon yıla kadar çıkmaktadır. Belki daha eski.

Aynı tarihte oluşan yanardağ patlamaları dikkate alınırsa Tufanın yaşı 500.000-700.000 yılı bulmaktadır.

Başka çok önemli bir konuya değinelim. 

Adem aleyhisselama kitap indirildi mi. EVET. O kitabı okumasını biliyor muydu. EVET. O kitabı yazabilir miydi. EVET.

Hani ilk yazıyı Sümerler bulmuştu. Elimizdeki ilk yazılı belgeler Sümerlere ait. İlk yazıyı kullanan Sümerler değildir.

Sümerler Tufan’dan önce 240.000 yıldan bahseder. (Bizim tespitlerimize göre bu rakam 24.000 yıl civarındadır).

Yani Hazreti Adem ile Hazreti Nuh arasında 24.000 yıl fark vardır.

Sümerlere göre 240.000 yıl.

Bu doğru olursa Tufan’dan günümüze kadar geçen zamanın 7 milyon 300 bin yıl olması gerekir.

Bizim hesabımıza göre ise 727 bin yıl.

Yani Tufanın yaşı muhtemelen yarım milyon yıldan az değildir.

 

Bu konuda bu videoya bakmanızı ve diğer yazılarımızı okumanızı tavsiye ederim.

1 yorum

Yorumlar kapatıldı.