Deniz Salyasının Sebebi

Merhaba sevgili izleyiciler

Bugün sizlere Marmara’da aşırı miktardaki salyanın niçin oluştuğundan bahsedeceğiz.

Bu derece yoğun salyanın sebebi hakkında yeni bir fikir sunacağız.

Marmara’daki aşırı derecedeki salyanın kaynağı nedir.

Yoğun salyanın oluşum sebeplerini ilk defa burada gündeme getireceğiz.

Bu fikir bugüne kadar ne işitilmiş, ne de yazılmıştır.

Hiçbir bilimsel kaynakta yer almamıştır.

Bilim tarihinde bir ilktir.

Sağlam bilimsel temellere dayanan bir fikirdir.

Azizim, her ne kadar bu fikir çok ilginç ise de onu laboratuvarlarda test etmek elbette gerekmektedir.

Bu fikrimiz deneylerle ispat edilebilir.

Bilimde önce fikir, sonra deneme gelir.

Fikirsiz deneme olmaz.

Şunu önemle ifade etmeyi zaruri görüyorum.

Bir fikrin doğruluğu deneysel olarak test edildiğinde akla hayale hiç gelmeyen başka gerçeklerle karşılaşılabilir.

Yeni bilgilere ulaşılabilir.

Bunun benzerleri bilim tarihinde vardır.

Lütfen buraya dikkat ediniz.

Biz burada salyaya çözüm değil, salyanın oluşumunun sebebini araştırıyoruz.

Sebebini bilirsek ona çözüm üretebiliriz.

Azizim,

Her yıl Nisan ve Kasım aylarında Marmara Denizinde salya görülmektedir.

Salya oluşması normal bir durumdur.

Dünyada her yerde oluşabilir.

Dünyada her yerde bulunan Fitoplankton denen tek hücreli deniz yosunları salyaya sebep olmaktadırlar.

Fakat bu sene her zamankinin aksine hem kıyı şeridi boyunca deniz tabanında,

Hem de yüzeyde salyanın miktarı hiç beklenmedik bir şekilde aşırı derecede arttı.

Tabi ki bilim çevrelerinde bunun sebebi sorgulanmaktadır.

Konu ile ilgilenen bilim insanları salyanın oluşumunun en önemli sebebinin çevre kirliliği olduğunu ifade etmektedirler.

Biz o kanaatte değiliz.

Kesinlikle değiliz.

Salyanın oluşmasında kirliliğin çok büyük bir rolü elbette vardır.

Deniz kirliliği salyanın aşırı derecede artmasının önemli bir sebebidir.

Fakat esas sebebi değildir.

Kirlilik salyanın en önemli sebebi olsaydı bütün mevsimlerde salya olması lazım gelirdi.

İzmit Körfezinin doğu kıyısı çok kirlidir.

Yıllar önce Haliç ve İzmir Körfezi o kadar kirliydi ki etrafa koku salıyordu.

Ama bu kadar salya olmamıştı.

Niçin daha ziyade bahar ve güz aylarında salya artıyor.

Hâlbuki kirlilik her zaman vardır.

Salyanın sebebi global ısınma da değildir.

Öyle olsaydı yazın sıcak günlerinde salya maksimuma çıkardı.

Sıcakların baharda artması salyanın aşırı derecede artmasının sebebi olamaz.

Özellikle bu bahar hava sıcaklığı normalin altıda bir seyir izledi.

Ama salya maksimuma çıktı.

Baharla birlikte sıcaklığın artmasının normal bir miktarda salyanın oluşumu üzerinde bir tesiri olabilir.

Fakat Kasım ayında da salya artmaktadır.

Demek ki salyanın aşırı derecede artmasının sebebi sıcaklığın artması değildir.

Gıda bolluğu da değildir.

Asıl sebep başkadır.

Peki, asıl sebep nedir.

Asıl sebep elbette bölgesel bir sebeptir.

Global boyutta bir etki değildir

Azizim,

Bu olay biyokimyasal bir olaydır.

Salyanın oluşmasının sebebi kimyasal olaylardır.

Atık sularda bulunmayan kimyasallardır.

Belki Marmara’nın altındaki kirliliktir.

Dışarıdan Marmara’ya gelen maddelerdir.

İşin içinde kimya vardır.

Kimyasal reaksiyonlar vardır.

Bir etki ile oluşan kimyasal reaksiyonlardır.

Bu reaksiyonları tetikleyen fay hattı olabilir.

Atomik, nano ve hücre boyutundaki biyolojik maddelerin kimyasal reaksiyonlarla birbirine bağlanması ile salya oluşmaktadır.

Peki niçin bu bağlanma her zaman olmuyor.

Niçin şimdi oldu.

Bu kimyasal bağlanmaya sebep olan şey nedir.

Biyokimyasal olaylara sebep olan madde nereden geliyor.

Azizim,

Bunun için Karadeniz’e bakmak gerekir.

Sebep Karadeniz’in diplerinde yatıyor.

Salyanın sebebi Karadeniz’den Marmara’ya gelen sularda gizlidir.

Peki, bu devasa su akıntısının salya ile ne ilgisi vardır.

Azizim, Karadeniz’den Marmara’ya olan bu akıntı salyanın oluşumunun ana sebebi olabilir.

Karadeniz’in derinliklerinde binlerce yıldan beri hidrojen sülfür gazı oluşmaktadır.

Karadeniz’de bugün bilinen tahmini hidrojen sülfür miktarı 4,6 milyar tondur.

Buna her yıl oluşan dört milyon ton hidrojen sülfür eklenmektedir.  

Bunun büyük bir kısmı zemine yakın yerlerdedir ve çamur halindedir.

Yüzeydeki hidrojen sülfür miktarı çok azdır.

Fakat hiç yok değildir.

Bazı sebeplerle Karadeniz’in alt kısmından yüzeye gelen hidrojen sülfür miktarı artmaktadır.

Bu sebeplerin en önemlisi depremlerdir.

Son zamanlarda Karadeniz’de depremler artmıştır.

Bilim insanları Karadeniz’deki deprem riskinin arttığını ifade etmişlerdir.

Artan depremlerle birlikte alt kısımdan yüzeye hidrojen sülfür geçişi de artabilir.

Titreşim ve depremlerle oluşan ultrason ses dalgaları zemindeki çamur halindeki sülfür gazını su içinde dağıtır.

Sülfür gazı su içinde titreşimle yüzeye doğru hareket eder.

Karadeniz’in kirlenmesi de hidrojen sülfür gazının yüzeyde artmasına sebep olabilir.

Karadeniz nehirlerle ve yağışlarla beslendiği için ilkbahar ve sonbahar aylarında su seviyesi artabilir.

Dolayısıyla bazı aylarda Karadeniz’den Marmara’ya gelen su ve buna bağlı olarak hidrojen sülfür miktarı artmaktadır.

Karadeniz bölgesindeki yağışların az olması da sulardaki hidrojen sülfür konsantrasyonunun artmasına sebep olabilir.

Çünkü Karadeniz tatlı su ile yeteri kadar beslenmezse alt kısımdan gelen hidrojen sülfür miktarı yüzey sularında artabilir.

Karadeniz suyunda hidrojen sülfürden başka diğer sülfürlü organik bileşikler de vardır.

Bunlar da akıntı ile Marmara’ya gelir.

Karadeniz’den üst akıntı ile Marmara’ya gelen sülfürlü sular Marmara’da, Ege’de ve hatta Akdeniz’de salyanın artmasına sebep olabilir.

Azizim Marmara’da kimyasal olaylarla oluşan salyanın ana sebebi muhtemelen Karadeniz’den sularla gelen başta hidrojen sülfür olmak üzere işte bu sülfürlü gazlardır.

Peki, tek hücreli yosunların sulardaki sülfürlü maddeleri gıda olarak kullandığının senedi var mıdır?

Evet vardır.

Deniz ve okyanuslardaki fitoplankton denen tek hücreli yosunlar ve bakteriler sülfürlü bir madde üretir ve suya verirler.

Bu madde zincirleme bir şekilde bozunarak başka sülfürlü maddelere dönüşür.

Bu maddelerden havada sülfürik asit dahi oluşur.

İşte bu sülfürlü maddeler bulutların yağmura dönüşümünü sağlar.

Güneş ışınlarını azaltır.

Global ısınmayı kısmen önler.

Dolu yağışına engel olurlar.

Siz kızmayın denizin üzerindeki o salyayı üreten tek hücreli yosunlara.

Onlar olmasaydı değil insan yeryüzünde bir tane canlı olmazdı.

Hiçbir bitki olmazdı.

Bakteri de, virüs de olmazdı.

Hiç düşündün mü azizim

Soluduğun havayı o salya yapana borçlusun.

Ama çevreyi ve denizleri kirleterek bize can veren o canlara kıymaktan sakınmıyoruz.

Başka bir videomuzda bu konuya temas edeceğiz.

Sülfürlü bileşikler üreten yosunların dışarıdan gıda maddesi olarak sülfürlü bileşikler alması gerekir.

Demek ki tek hücreli yosunların yaşayabilmesi için sülfürlü bileşiklere ihtiyacı vardır.

Demek ki tek hücreli yosunlar ve bakteriler sülfürlü maddeleri bünyelerine alıyorlar.

Aşırı miktarda olmamak şartı ile ortamda ne kadar çok sülfürlü madde varsa bu minik yosun ve bakteriler o kadar çok sülfürlü madde alır ve bunlardan yeni sülfürlü maddeler üreterek suya verirler.

Bu sülfürlü maddeler Karadeniz’den gelen hidrojen sülfür ve diğer sülfürlü kimyasal bileşikler olabilir.

Yosunların saldığı sülfürlü maddelerden havada aerosoller oluştuğu gibi

sulu fazda da jelatinimsi yapışkan madde oluşmaktadır.

Şimdi burada çok önemli olan şu soruyu soralım.

Hidrojen sülfür ve diğer sülfürlü maddeler salyanın artmasına nasıl etki eder.

Hidrojen sülfür ve sülfürlü birçok madde sulardaki organik bileşiklerle, biyolojik moleküllerle kolaylıkla kimyasal bağ yaparlar.

Canlı ve ölmüş hücreler hidrojen ve sülfür bağı ile birbirine bağlanır.

Kükürtlü bileşikler nispeten kolaylıkla reaksiyona girerler.

Sülfür ve yapılarındaki hidrojen bağları ile maddeleri birbirine bağlarlar.

Tek hücreli canlıların biyoaktivitelerine olumsuz etki ederler.

Dolayısıyla sulardaki tek hücreli yosunların yani planktonların kimyasal yapısını bozarlar.

Canlılar buna tepki gösterirler.

Yosunlar değişen çevre şartlarından dolayı dışarıya başka maddeler verirler.

Dışarı bir nevi zehir atar.

Sanki kusar.

Tabi ki tek hücreli canlılar da dış etkilere tepki verir.

Bu salgılar yosunların ölümüne, hücrelerin dağılımına sebep olabilir.

Bu bağlanma sonucu jelimsi bir yapı oluşur.

Kanaatimce salyanın asıl sebebi Karadeniz’den gelen hidrojen sülfürdür.

Peki, fitoplanktonlar niçin bu sene aşırı miktarda salyaya sebep oldu.

Salyanın bu sene çok artmasının sebebi Karadeniz’de artan depremlerle çok miktarda sülfürlü gazın yüzeye çıkması ve akıntı ile Marmara’ya gelmesi olabilir.

Yağışların azalması da olabilir.

Karadeniz’de depremler ve kuraklık artınca Marmara’da aşırı salya kaçınılmaz olur.

Burada çok önemli bir konuya temas edeceğim.

Depremler başka bir sebeple de salyanın oluşumuna ve artmasına sebep olabilir.

Bildiğimiz gibi Marmara Bölgesi aktif fay hattının bulunduğu bir bölgedir.

Fay hattı bulunan bölgelerde yer altından yüksek frekanslı ultrason ses dalgaları gelir.

Ultrason ses dalgaları kimya laboratuvarlarında deneylerin oluşması için kullanılmaktadır.

Ultrason ses dalgaları çok ilginç olaylara sebep olurlar.

Su içinde nano boyuttaki ortamda 1 milyon 0C ısı ve 100 milyon atmosfer basınç oluşturduğu deneylerle tespit edilmiştir.

Yani ultrason ses dalgaları harikulade fiziksel ve kimyasal olaylara sebep olurlar.

Fay hatlarından gelen ultrason ses dalgaları sularda kimyasal reaksiyonlara sebep olabilir.

Bu reaksiyonlar salyanın oluşmasına ve aşırı derecede artmasına sebep olabilir.

Ultrason ses dalgaları derinlerde dahi reaksiyonlara sebep olur.

Okyanusların binlerce metre derinliklerinde pek çok farklı kimyasal olaylara sebep olurlar.

Fakat ışık asla olamaz.

Bu ultrason ses dalgaların frekansı tıbbi maksatla kullanılanlardan daha yüksektir.

Biz işitemeyiz.

Hayvanlar bunu duydukları için depremden hemen önce olağandışı davranış gösterirler.

Marmara Bölgesi 1. derecede deprem kuşağındadır.

Aktif fay hatlarının olduğu bölgelerde yer altından işitmediğimiz ultrasonik ses dalgaları gelir.

Marmara denizinin zemini sulu fazdan çok daha fazla kirlidir. Suda az miktarda bulunan zararlı ağır metaller ve aromatik hidrokarbonlar zemine çökmüştür.

Eğer Marmara’da yer altından ultrasonik ses dalgalarının gelişi arttı ise, bunlar denizin dibindeki pis maddeleri titreşim ile su içinde dağıtırlar.

Denizi daha çok kirleterek deniz canlılarının biyoaktivitelerini bozarlar.

Bu kimyasallarla zarar gören fitoplankton denen tek hücreli yosunlar salyaya sebep olan kimyasallar üretirler ve suya verirler. 

Deniz salyalarının oluşumuna ultrasonik ses dalgaları sebep oluyorsa Marmara Denizi’nin altındaki fay hattında bir hareketlenme söz konusu olabilir.

Bunun araştırılması gerekiyor.

Bu önemli bir ihtimaldir.

Salyanın oluşmasında ana unsur kirlilik, hava sıcaklığı fazla gıda maddeleri değildir.

Bunların hepsi önemlidir ancak bunların hepsini tetikleyen bir sebep vardır.

Yani salya küçüklü büyüklü depremlerin habercisi de olabilir.

Ultrason ses dalgaları ile zeminde oluşan salya yüzeye çıkabilir.

Azizim tabi ki haklı olarak soracaksınız.

Bu salya hidrojen sülfürün bol olduğu Karadeniz’de niçin yaygın değil.

Bunun tabi ki bilimsel sebepleri vardır.

Birincisi Karadeniz Marmara kadar kirli değildir.

Organik kirlilik salyanın oluşumuna önemli derecede etki etmektedir.

İkincisi hareketli sularda salya fazla olmaz.

Karadeniz’de akıntılar vardır ve su çok dalgalıdır.

Marmara gibi durgun sularda salya daha fazla olur.

Marmara denizinde kısmi bir akıntı vardır.

Fakat Karadeniz’deki akıntılar gibi etkin değildir.

Tabi ki salyanın oluşumu yalnız suların durgunluğu ile açıklanamaz.

Yıllardan beri ilk defa mı sulardaki hareket azaldı.

Salyanın oluşmasının başka bir sebep de şudur.

Salyanın önce zeminde başlayıp yüzeye çıkması da muhtemeldir.

Marmara Denizi Karadeniz’e göre sığ bir denizdir.

Nitekim Marmara’nın kıyı kesimindeki sığ alanlarda deniz dibinde de salya vardır.

Karadeniz kıyılarında bu pek mümkün değildir.

Azizim,

Salyanın en önemli sebepleri Karadeniz’den Marmara’ya üst akıntı ile gelen hidrojen sülfür gazı ve Marmara’nın altındaki fay hatlarından gelen ultrason ses dalgaları olabilir.

Marmara’daki organik kirlilik salyanın oluşumunun ikinci bir sebebidir.

Sıcaklık o kadar önemli değildir.

Peki, salya suni olarak oluşturulmuş olabilir mi?

Elbette bu da mümkündür.

Bazı tek hücreli canlılar salyaya sebep olabilir

İçinde bu canlılardan bulunan bir tank dolusu sıvı madde boğazdaki akıntıya dökülürse suni salya Marmara’da yayılabilir.

Salya yok edilebilir mi?

Salyanın sebebi sülfür gazı değilse kirlilik yok olunca salya da yok olur.

Ancak Marmara ve İzmit körfezinde temizlik uzun zaman alacaktır.

Salyanın sebebi Karadeniz’den gelen sülfür gazı ise salyanın oluşumunu sıfırlamak mümkün değildir.

Marmara temizlenince normal seviyesine döner.

Salyanın sebebi ultrason ses dalgaları ise Marmara temizlenince salya da normale döner.

Salyanın temizlenmesi için başka bir yol daha vardır.

Zemindeki ve yüzeydeki salya canlılara zarar vermeyen bir frekanstaki mikrodalga cihazları ile yok edilebilir.

Evet, salya mikrodalga ile yok edilebilir.

Suda dağıtılabilir.

Fakat kirliliğin kalmasına sebep olabilir.

En doğru yol salyayı toplamaktır.

Denizden salyayı almak denizin temizlenmesine sebep olur.

Aslında salyanın oluşmasının çok büyük faydaları da vardır.

Bu salya sudaki görünmez kirliliği toplama imkânı verdi.

Denizdeki kir hiç temizlenmeyecek halden katı hale geldi.

Belki çok büyük bir imkândır.

Marmara’nın temizlenmesine sebep olacak bir durum olabilir.

Salya sanayide kimyasal hammadde olabilir.

Toplanıp kullanılabilir.

Fakat zemindeki salyanın bünyesinde civa ve diğer ağır metallerin olması çok muhtemeldir.

Bundan sonraki videomuzda Marmara ve İzmit körfezinin nasıl temizlenebileceği hakkında bir projemizi tanıtacağız.

Bu sohbetimizi web sayfamız yavuzornek.com da okuyabilirsiniz.

Hoşcakalın.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.