Eğitim içeriğine geri dön

Bölümler Fakülteleştirilmelidir

Yrd. Doç. Dr. Yavuz Örnek, kendi sitesinde yayınlanan makalesinde, üniversitelerde branşlaşmaya dikkat çekerek, “Bugün üniversitelerdeki kimya bölümlerinin sayısı 4-5 ile sınırlıdır. Halbuki bugün kimya bin bölüme bölünse haklı olarak bazıları şu bölümleri de açalım diyeceklerdir. Yani bin bölüm yetmeyecektir. Eskiden başlı başına kimya fakülteleri vardı. Şimdi mühendisliğin içine yerleştirdiler. Yani küçülttüler. Yetkim olsa kimyayı en az 100 bölüme ayırırım. Gelecek kuşaklar da bu yüz bölümün her birini yaklaşık onar tane anabilim dallarına ayırırlar. Bu bir gün olacak. Bir üniversitenin kimyanın yüz bölümünde de araştırma yapması gerekmez. O kadar akademisyen de yoktur. Ancak dar alanda geniş bilgiye ulaşılır. Diğer bilim dalları da kimya gibidir. Almanya’da bir elektrik mühendisliğinin 40 civarında bölümü vardır” dedi.

Kalkınmanın lokomotifi olması gereken devlet üniversitelerinin yerini özel üniversitelerin aldığını ifade eden Örnek, “Bu çok güzel bir gelişmedir. Çünkü özel üniversiteler fikir üretmeyen akademisyeni bünyesinde barındırmaz. Ama devlet üniversitelerinde fikir üretenlerin önü kesilebilmektedir. Fakat pahalı oluşundan dolayı özel üniversitelerin fen bilimlerine yeterli yatırım yapmaması çok büyük hatadır. Devlet her özel üniversiteye en az bir fen dalında araştırma yapma mecburiyeti getirmelidir. Yani sadece bina ile bir üniversite olmamalı. Laboratuvar araştırmaları olmalı. Mesela bir üniversite sadece biyokimyada, bir başkası selülozda veya bir başkası başka bir fen alanında laboratuvar çalışmaları yapabilmelidir. Özel üniversitelerde bölüm açma yetkisi üniversiteye bırakılmalıdır. ABD de Alfred Üniversitesi vardır. Türkiye’de bir üniversite ile de ortak çalışma yapmaktadır. Alfred Üniversitesi sadece seramik çalışıyor. Biz de üniversitelerimize istediği dalda çalışma iznini vermeliyiz. Eskiden bir inşaatı bir müteahhit yapardı. Şimdi 50 farklı şirket herkes kendi dalında mahir elemanları ile binayı yapmaktadır” dedi.

Özel üniversitelerde bazı branşların çalışılmasının gelişmeyi daha çok hızlandıracağına dikkat çeken Örnek, “Her alanda harcama yapmaları, laboratuvar kurmaları pahalıya mal olmaktadır. Devlet üniversitelerinin her alanda araştırma yapması doğaldır ve gerekmektedir. Üniversitelerden istenilen verimi alamayan devlet özel laboratuvarlar açılmasına destek vermelidir. Ama bu laboratuvarlar kesinlikle üniversite üstü olmalıdır. Yani bir üniversiteleşmeye müsaade etmemelidir. Çünkü üniversiteler laboratuvar çalışmalarını hantallaştırır. Bilimi seven üniversite mezunları bu özel veya resmi üniversiteler üstü laboratuvarlarda araştırma yaparlar. TÜBİTAK bunun örneğidir. Ama TÜBİTAK çok yetersizdir. Bu laboratuvarlarda her alanda değil bazı alanlarda araştırmalar yapılmalıdır. Mesela İstanbul’un Avrupa yakasında daha ziyade genetik çalışmalarda ve sağlık konularında araştırmalar yaparken, Asya tarafındaki malzeme mühendisliği, Ankara’daki plastik, İzmir’deki süperiletlenler, yalıtkanlar, Diyarbakır’daki başka bir alanda araştırmalar yapmalıdır. Branşlaşmak şarttır” dedi.

Örnek, YÖK’ün bütün bilimsel dalları yakın bir zamanda ayrı ayrı fakültelere ayırmazı gerektiğini belirterek, “Kimya fakültesi, elektrik fakültesi, makina fakültesi, jeoloji fakültesi, fizik fakültesi, biyoloji fakültesi ve diğer bütün bilim dallarında fakülteler açılmalıdır. Eskiden fen fakültelerini edebiyat fakülteleri ile birleştirdiler. Sonra hatadan dönüldü. Gelecekte bunların başına ayrı ayrı dekan atamaya gerek olabilir ancak başlangıçta mühendislik dekanı olarak hepsinden yine bir dekan sorumlu olabilir. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin elektrik – elektronik fakültesi açması takdire şayandır. Fen fakültesi tabiri yerini “fen bilimleri”ne terketmelidir. Her fakülte de kendi içinde bölümlere ayrılmalıdır. Bölümlerde kısıtlamaya gidilmemelidir. mesela kimya 100 kadar bölüme ayrılabilir. Bir üniversitenin kimya fakültesinin bütün bölümlerinde araştırma yapması şart değil. Birkaç bölümünde yapar ama o bölüme başka bir dalda bir akademisyen geldiğinde zaten yönetmelik olarak açık olan ve fiilen kapalı olan bölümde araştırmalara başlar. Bölüm açmak için yazışmalara zaman kaybına gerek kalmaz. Dar alanda bilimsel çalışmalar yapmak daha yüksek bilgilere ulaşmaya sebep olur. Yükseköğretimde çağ atlamak için bunu yapmalıyız. Yeni bir vizyon yakalarız. Kişisel engelleri aşmak için devletin bazı kararlar alması gerekmektedir. Enerjimizi en verimli şekilde kullanmalıyız” dedi.