Esir Maddesi var mıdır. Boşluk nedir

Maddenin hakikati (aslı), Enerji, Esir, Uzay ve Zaman Kâinattaki gizemlerdendir.

Keşfedilen ve edilmemiş bütün olaylar bunların içinde cereyan etmektedir.

Boşluk günümüz biliminde içi doldurulamamış bir kavramdır.

Yani günümüzde “Boş”un kendisinin içi boştur. Bilim gelişince içi de doldurulacaktır.

Uzayın ve atomların büyük bir kısmı boşluktur.

Uzayın %0,0000000000000000000042’si bildiğimiz atomlarla ve onların oluşturduğu yıldızlarla doludur.

Yani uzayın çok büyük bir kısmı boştur.

Atomların %99,9999999999996’sı boştur.

Atomlar uzaydan daha fazla doludur.

Ancak boşluk demek mutlak manada yokluk demek değildir. Boşluk madde olmamakla birlikte bir varlıktır. Niçin.

Güneş ve dünya birbirlerini çektikleri için ayrılmıyorlar.

Hâlbuki arada görülen veya görülmeyen bir madde yoktur.

Tamamen boşluktur. Elektronlar çekirdek tarafından çekilir.

Tabi ki elektronlar da çekirdeği çeker.

Fakat aralarında bugün bildiğimiz hiçbir şey yoktur.

Peki, atomdaki zıt yüklerin ve uzay cisimlerinin birbirini çekmesini etkileyen varlık nedir.

Kanaatimce esir maddesidir.

Esir kelime manası “yok” demekse de bir varlıktır.

Kanaatimce elektromanyetik dalga mutlak boşlukta gidemez.

Mutlaka bir ortamda gitmesi gerekir.

Bu ortam kanaatimce esir maddesidir.

Kıyamet Nasıl Başlar

Eğer esir maddesinde zerre kadar bir değişiklik olsa bütün kâinattaki her şey değişmeye veya yok olmaya başlar.

Kâinat varlığını önce zamana ve sonra da esir maddesinin varlığına borçludur.

Belki esir maddesinin tesiri kâinatın her yerinde aynıdır.

Kolumuz veya ayağımızdaki teması aynı anda hissettiğimiz gibi, belki kâinatın bir ucunda esir maddesinde bir değişiklik olsa kâinatın diğer ucunda esir maddesi bunu aynı anda algılar.

Bu müthiş şey. Kâinatın veya zamanın büküldüğü bir durumdur.

Kıyamet eğer bütün kâinatta aynı anda koparsa bu dediğimiz doğrudur.

Esir maddesinin etkisi uzayın her yerinde aynı anda hissedilir.

Yok eğer Esir maddesi de etkisini ışık hızı ile iletirse ve kıyamet kâinatta tek bir noktada başlarsa ve yıkılmaya devam ederse kıyamette kâinat muhtemelen trilyon x trilyonlarca yıllık bir zaman diliminde son bulacaktır.

Bunun terside doğrudur.

Kâinat ne kadar bir sürede oluştu

Yani belki kâinat trilyon x trilyonlarca yıl içinde husule geldi.

Çünkü kâinat çok büyüktür. Yıldızların bulunduğu gökada kâinatın yanında okyanuslarda değil bir damla belki bir atomdur.

Kıyameti tetikleyecek ve son bulduracak olay esir maddesindeki değişmedir diye düşünüyorum.

Esir değiştiğinde dağlar pamuk gibi atılır, yıldızlar alev gibi akar.

Yıldızlar birbirine çarpar. Çekim diye bir şey kalmaz. Uzay cisimleri, yıldızlar birbirine çarpar. Dünya ya güneşe, veya Ay’a, Mars’a, Jüpiter’e ve diğerlerine çarpar. Dağlar ayrılır, yer parçalanır.

Çünkü artık maddede bir çekim yoktur.

Elektromanyetik dalga ve ışık atılan kurşun gibi bir noktaya kadar gidecektir.

Fakat burada çok önemli bir nokta vardır.

Kâinattaki bütün atomları, galaksileri, yıldızları, dünyayı, bilinen bütün varlıkları yok etseler uzay yine yok olmaz.

Peki, boşluk dediğimiz uzay nedir.

İçinde hiçbir nesnenin bulunmadığı bir uzay düşünün.

Bunun içinde yön ve zaman vardır.

Yani uzay hiçlikle izah edilemez.

Zaman varsa orada bir varlık vardır.

Bu varlığın atomlardan, ışıktan oluşması lazım gelmez.

Zaman varsa uzay vardır.

Bu âlemde mutlak boşluk, yani hiçlik zamanın olmadığı yerde olur.

Bu âlemde öyle bir yer yoktur.

Bu kâinatın uzunluğu birin önünde güneşe, yıldızlara kadar sıfırlı bir sayı olsa yani bilinenin tarif edilemez kadar katları olsa, yani çok çok büyük olsa yine de zamanın yanında bir hiçtir.

O halde zamanın bulunduğu Arş’tan dünyaya saniyenin trilyonda x trilyonda biri kadar bir zamanda gelmek mümkündür.

Anlaşılıyor ki zaman belki maddeden münezzehtir.

Işık hızına ulaşmayı hayal edenler bilmelidir ki ışık hızından trilyonlarca kat daha hızlı gitmek mümkündür.

Yeter ki zamanı madde gibi kullanalım. Onu değiştirelim.

Gök cisimlerinin, atomaltı parçacıkların birbirleri ile etkileşmesini, ışığın uzay boşluğunda yol almasını ve kıyamette herşeyin parçalanacağını düşünürsek Esir vardır. Karanlık madde dedikleri esir olabilir mi.

Esir enerjinin bir boyutu da olabilir.

Madde enerjinin bir boyutudur. Yoğunlaşmış halidir.

Esiri tanımak ve onu kullanmak Ay’a bir anda gitmeye sebep olacaktır.

Boşluğa gelince;

Sadece bir kavramdır. Neye göre boş.

Elimizdeki kab boş, ama içinde hava var.

Uzay boş ama içinde Esir var.

Esir boş ama içinde zaman var.

Zamanın olduğu yerde “Mutlak Boşluk” yoktur.

“Mutlak Boşluk, Mutlak Yokluktur”.

Yani zaman ve mekân’ın aslı yokluktur.

Oradan geldiler ve oraya gidecekler.

Onların dışında bir güç onları yoktan var etti.

O Allahu Tealadır.

Zaman ve mekânın dışında başka bir alemde kullarını tekrar yaratacaktır.

Orada zaman yok fakat bilmediğimiz mekân var.

Burada zaman da mekân da var.

Geçmişte önce zaman yaratıldı.

Sonra mekân.

 

 

 

Gelecek yazılarımız

Zamanda yolculuk mümkün mü

Ruhun gücüne ulaşmak

 

 

 

 

2 yorum

  1. bu kavramları bu şekilde açıklamak zaten imkansızdır.
    ilk olarak idrak ve irade konusu mevcut. insan toprak suretini akıl idrakiyle farkeder. varlıkları isimlendirmek insana düşmüyor çünkü varlığı yaratan Allah onun ilmini de göndermektedir.
    bunlar katman katmandır. kainatta herşeyin sırası olduğu gibi bu dünyadada hgerşeyi sırasına göre yapmakla mükellefen suretlendirildik. yani biz bir işi sırayla yapmamızın sebebi, kainatta Allahın yarattığı sıra denen manadan gelmektedir. ve bu mana kainatta da olmasına rağmen dünyevi ortamda zaman algısıyla gelecek ve geçmişle birlikte yani gıyab hükümlerince ki gıyab bildiğim kadarıyla bunlarla sınırlı değil kainatta herşeyi sadece Yaratan Allah bilir şüphesiz. ki O bunların ilimlerini verir.

    yazı bir dünyevi şekilden biarettir. onu idrakimize alabilmemizin sebebi her kelimede bir mananın atanmış olması. veya insanlar yazılar yazar, roman yazar yada çizimler yapar. her yaptığı şeyde akllında manalar işlev görür. algılar fiziksel olduğundan biz onları şekilden tanıdığımızı zannederiz diyecem ama iş öyle değil. sadece algılar öğrendiğimiz bilgileri dünyevi ortamda toprak suretinden olan görüntülerle tecrübe etmemizi sağlar. ancak dikkat edin. toprak sureti şekil suretinden ibarettir. herşey şekildir. yani bir kelime yazdığımızda o kelimeye bir mana atanmıştır. aksi halde karalamadan farksız değildir. dikkat edin karalamada bir manadır.

    türkçe derslerinde kelimelerin anlamları öğretilir fakat anlam nedir mana nedir diye öğretilmez.
    ve bu güçle ilgili değil. Allah gücü insanın kullanma kabiliyeti olarak yaratmıştır. birbirimizden üstün olmamız için değil.

    dünyanın olayı ne ? Allah bizi dünyaya neden gönderdi. bir çok kimse biz hata yaptık şöyle oldu böyle oldu gibilerinden bir sürü şey anlatıyor. bu olaylar dünyada da aynı şekilde gerçekleşir. yani biz hata yaptığımzıda hatamızı telafi etmek için uğraşırız. bunlarda suretten yani benzerliklerle bize gönderilmiştir.

    bu benzerliğe açık örnek vermek istiyorum. demiz ve zincirler mesela. tüm ilimler Peygamberlerimizin aracılığı ile geldiğinden ilmin her türlüsünün mertebesi makamları mevcuttur. her mertebeye ulaşan Allahın kulu o mertebedeki ilmi idrak eder. dikkat edin akıl idraki dünyevi ortamı idrak eder. ruh idraki kainatsal ortamı idrak eder. Allahın emriyle. bunun anlamı idrak etmek aldığımız ilimle bulunduğumuz ortamın derecesi ile ilgildiir.

    demirden bahsettim. ilim Peygamberlerimizden geldiğine göre soyut olarak bilgi alırız. dolayısıyla demiri zinciri nasıl öğreniyoruz ? işin aslıl burada gördüğümüz demir ve zincir sadece suretendir. yani dünya görüntüsüdür. aslı ise Allahın yarattığı manadır şüphesiz. yani demiric zinciri bir örnek verirsek Allah cennet cehennemden ilimlerini de vermiştir bunları Peygambnerlerimiz aracılığı ile göndermiştir. Peygamberlreimiz makam yönünden bizden çok üstün olduklarından onlar bize göre Hata yapmazlar. çünkü onların makamı kainatsal makamlardadır. insanlar ilim yönünden % 4 ila 6 arasında dünyada akıl işi görürler. oysa Peygamberlerimiz % 40 kainat ilmine sahiptir Allahın emriyle.
    bu bilgiler ilim bilgisi olmakla beraber dikkat edin bilgi insandan insana aktarılan bir şeydir. herkes kitaptan öğreniyorum diyor. neyi kitaptan öğreniyorsun. kitap kendi kendine yazılmıyor herhalde. nasıl karşılıklı sohbetn ediyorsak anlayarak birbirimize bilgi aktarıyoruz, kitapta sadece bir kelime aracıdır. biri yazar ve başkaları okur öğrenir. o yazan kişide başka kitaplar okur ona göre isterse kitap yazar. ama her ne yaparsak yapalım insan inandığı şeyi okur ubnu da belirteyim.

    ancak dünya ortamı zanlarla doludur. zan nedir zannetme adı üstünde.

    Allah zanlardan hayalperestlikten kurgudan uzak durmamız emrini vermiştir.
    işin aslı bedenin % 99 u zanları zeka üzerinden kullanrak hareket eder. bu aslında bilimde de bilinen bir şey ama kanıt gösteremezsiniz. sadece görsel etkilerdeki durumlara göre anladığımız b ir şey olabilir. bilgisi de ilimden gelir.
    herşeyin bir sırası vardır.

    dünyada neden herşey klarışlık. işte dünyada insanlar imithan halindedirler. Allaha karşı olan sorumluluk hata ve bir çok şeyle Allahın emrettiği şekilde imithan edilir.

    bazı insanlar haşa ben imithan da neymiş banane gibi saçma sapan şeyler söylemeye kalkıyor.

    insanın kendi bedeni suret yani kendi aslının benzeri olduğu ile, ben mesela anne babamın sureti olmam şeklinde örnekleme yaparsak, kainatta Allah’ın suretinden yaratıldığımıza bir örnek olur. yani bu o kadar yüksek bir seviyedir ki insanoğlu anladığını zanneder. tüm alimler ve büyük zatlarımız öncelikle PEygamberlerimiz isnanların aklen anlayacağı şekilde Allahın emirleirni aktarırlar ki onlar Allah emirlerinden asla dışarı çıkmazlar. ki makamları zaten öyle bir makamdır. biz ise dünya ortamında zanlarla yaşadığımızdan ki zatne Allahın imithanında olduğumuzdan bizim sadece Peygamberlerimizi dinlememiz asıl konudur.

    teknoloji dünyevi bir şeydir. insanın suret bedenine ve dünya işlerine yardımcı olan şeylerden ibarettir. teknolojinin yüksek olması kendi yaratılmış seviyesini aşamaz. öyle bir konu yok. yani teknolojide insan üstü şeyler diye bir konu yok. bu bir fantazidir.!! fantazide açıkçası küfürdür. ve kimse bana bir örnek bile gösteremez insanın yaptığı işlere yardımcı olmadığını,i ve varlıktan haşa öte şeyler yaptığını iddia edecek ve bu konularda olan herhangi bir icat gösteremez. zaten bömyle bir şy yok.

    açıkçası bu konu nasıl ortaya gelir. insanlarda zan olayı ve kurgu olayı mevcuttur. akıl bir işi yaparken kurgular ve zanlarla o işi gerçekleştirir. bu işe akıl ve zeka tabidir. yani biz su içsek bile zeka bu işin bedenindeki aktifliği sağlayarak akıl da zanlarla belli bir hayal gücü yani yapılacak işleri iç güdüsel kurgular ve sonra beden bu işleri gerçekleştirir.
    yani bu böyle olmasaydı zatne bizim ayağa kalkma olasılığımız olmazdı. bu durum iç güdüseldir ve kimse farketmez. çünkü insan kendi istediği şeyi yapmayı istemek suretiyle kendi isteğini geçrekleştirmek için uğraşır. o yüzden sıfata yönelik bir durumdur. yani ben kendim yaptığım hareketlerde hep kişisel olarak hareket ederim. işte o kısımdaki durum iç güdüsel yaratılmıştır bu insanları çok ilgilendirmez. insanların işi isteklerin igerçekleştirmektir. bu kadar.

    güç kavramına gelince. kainatsal durumlara bakarsak insan Allah nazarında zaten aciz bir kuldan ibarettir.
    güç kavramını açıklarsak bir çok ilmimiz üstünlüğün ne demek olduğunu anlatmaktadırlar. bunlar makam ve derecelerdir. insanın kendi kendine uydurduğu güç kavramları değil. haşa zaten olamaz. insan insandır ve insanlar birbirlerini insan olarak görmekle yükümlüdür ki bunları en iyi görenler büyük zatlarımızdır. biz kendi kendimize güç saçmalıkları uydururuz.

    ayın güneşten gelen ışığı yansıtması bir göstergedir ama ay yansıtan güneş ise ışığın aslını gösterir. evren üzernde en güçlü şe y ışıktır. ancak ışık ısıtmaz onu belirteyim. ışık madde ortamına çarptığından madde ısınır.

    ışığın sıcak yada soğuk olması diy bir konu yok. ışık evrendeki en saf şeydir. kimse kontrol edemez. hatta bir karıncayı bile kontrol edemeyiz. ve biz kendi kendimzie güç silsilesi yapraken kendi kendimize herşeyi kontrol ederiz muhabbeti açıyoruz orta yerer. maddeye şekil verme özelliğimiz Allahın toprağı bizim emrimize vermesinden kaynaklıdır.!!! ve bununla ilgili bir çok şey vardır. mesela Allah melekerlerine görevler verir bazılarına dünya için gereken enerjiyi kontrol emrini verir ve ayın güneşin çalışmasını o meleğe vermek suretiyle evrensel hareketler gerçekleşir. oysa biz ne glörürüz . oturup burada yaşamak gibi şeyler görürüz. ..

    güç ruh gücü ve böyle şeyleri ortaya sermek insanın nefsinden kaynaklı. nefis nedir. dünyaya düşkünlüktür. Allah nefsimizi öldürmemizi emretmiştir. nefis beden değildir. beden zaten sadece topraktan bir sruettir içinde can vardır nefsimizde dünyada imithan edilmektedir. ancak biz zaten ruhumuza dönebilseydik bu dünyadaki imithanımız biterdi. ki öyle bir sırada yaratılmıştır.

    Allahıun ilmiyle ilgili şeyler öyle basit olabilmesi mümkün değil zaten.

    anmcak böyle durumlarda hep maddesel materyal şekilde cevap veriliyor. bilim denip gidiliyor. her bilgi soyuttur. yani istesekte istemesekte kabullensekte kabullenmesekte HER TÜRLÜ BİLGİ ALLHIN EMRİYLE YARATTIUĞI İLMİYLE VE KENDİ EMRETTİĞİ MAKAM VE ORAYA ATADIĞI BÜYÜK ZATLARIMIZLA BİZE GELMEKTEDİR. AMA İNSANIN AKLI KENDİ KAFASINA VE NEFSİNE UYABİLECEĞİNDEN KENDİ KENDİNE BİLGİ DİYE BİR ŞEY ÖĞRETTİĞİ ZAMAN, BİR BAŞKASIO ONU DOĞRU ZANNEDEREK HAREKET EDİYOR.

    şeytana uymak denen şey burada var. gerçi Allah nazarında her idrakli varlık hata yapar. bu da dereceli.

    insanlara materyal şekilde bilgi vernce insanlar bilim kurguları gerçek zannetmeye başlar. filmleri izleyince hep mantıklı diye hareket eder. bir şeyi bilimle bulamazsınız. böyle bir konu yok.!! bilim bir şeyi tecrübe etmekle ilgili olur ama nedense böyle anlatılmaz. tecrübe ayrı bir şey bir şeyi bulmak ayrı bir şey. ne bulursak bulduğumuzu iddai edelim o Allahın yarattığı bir şeydir. onu yarattğına göre onun ilmini de yaratmıştır. VARLIK ADI ÜSTÜNDE VAR OILANDIR. ama dünyada akıl idrakiyle yaşadığımızdan basit şekillere isimler verip onları varlık diye tanıtmaya kalkıoyruz. bu da çok iyi bir şey değil. olayın asıl bağı Allahın manalarındandır. bu dünyada dahi he zerre Allahın manalarıyla işler şüphesiz.!!!!!

  2. eski maddesine gelince. insanoğluna böyle materyalist konular söylemek pek doğru değildir. ilimden gelir her konu mertebe mertebe makam makam. böyle kendi kendimzie bulduk ettik isimlendirdik gibi eşyler doğru mu acaba ?
    diğer taraftan adam tanrı parçacığı diyerek alay ederek bir şey buluyor ki 10 yıl öncesinden böyle bir şyi ortaya seren materyalistler nedense bir kaç ay sonra cevap olarak, biz “o ismi espri olsun diye verdik” şeklinde direk bir açıklama yaptılar. bu nasıl bir ilimdir.

    bir kere bilgi soyuttur tamamen .ne alınır satılır ne görselliği vardır. yani istesekte istemesekte isnandan inana aktarılan bri eşydir. dolayısıylka böyle olunca ilmin gelebileceği tek yer Allah katı olabilir ki Allah bu durumu böyle yaratmıştır.

    bu aynı zamanda ilmin en yüksek mertebeden aşağıya yani bize doğru inerek geldiğinin açık delilidir.

    insanoğlunun mertebesi Allah katındadır. o yzüden en yüksek ilim bilgisi İNSANLIKLA İLGİLİ İLİMDİR. madde ilmi dünyevidir. üstelik ateşle karşı karşıyayız. dünya ortamı ateşin ve ışığın birleşiminden oluşmaktadır. bu gördüğümüz ateş gerçek anlamda cehennemdir ama biz akıl idrakiyle dünyada suret olarak görürüz. aslında ateşin gerçeği de kendisi ile aynıdır. ATEŞTEN kastım dünyevi ortamda maddesel reaksiyon değildir. onun arkasından çıkan ALEVdir. alevi kimse açıklayamaz. Hallah korusun bir yer yandığında alevin çıkma derecesi yada çıkmanın bir ölçüsü yoktur. bölge durumuna göre biz az yada çöok gibi bir şey söyleriz. oysa ölçemiyoruz bile.

    bir kibrit yaktıoğımızda çıkan alev sadece maddenin reaksiyonun bağlandığpından bizim ona karşı bir iradeli hareketimiz söz konusudr. yani maddeyi uygun şekilde kullanırsak bir sürü yanlış şeyden ateşin zararlarından kuurtuluruz. bu da ilimle gelir.

    anmcak alev için bir şey diyemiyecem. çünkü alev bir kutuya konmaz. biz şekil verebildiğimiz şeylerle uğraşabiliriz toprak sureti bu. ışıkta bir kutuya konmaz. eğer fiziksel olarak bakılacaksa bu ikisi dışında herşey bizim şekledebildiğimiz türdedir. yanlız dikkat edin. kontrol etmekle hakim olmakla onu şekletmek farklı şeylerdir.

    Allah kainatı inasnların hizmetine vermiştir. tamamını hemde. kainattaki her varlık inana hizmet eder. biz demirden kılıç yaparız demir insana hizmet eder. kılıç ta inasna yardımcı olan bir alettir. herşeyin bri sırası vardır.

    şimdi bunlar varken şu var mı bu varmı diye sorular biraz tuhaf ya. herşeyin ilmi varken. böyle görüntü yanılmalarıyla kendi kendimizei kandırmış olmuyormuyuz ?
    ve dünya ortamı imithan ortamıdır. aklımızı bile doğru dürüst iradeli şekilde kullanamıyoruz ama illa bir iddia söz konusu oluyor. şu var mı bu varmı. haşa Allah v armı demek diy bir şey yok. bilgi zaten öyle geliyor.

    dediğim gibi insanlar şeytana uyarlar ki imithan dünyası. yani şeytana uymak gibi şeyler var. ama bazı konular var. zaten osmanlılardan beri var bu konular. belkide her zaman vardır. oturup materyal yolla idrak ettiğimizi zannetitğimzi bir sürü şey içinde yaşıyoruz. biri kalkıyor bir şekle isim veriyor kafasına göre bu varlık oluyor. böyle bir akıl nasıl bir akıl ki ? oysa her bilgi insandan insana aktarılıyor. iç güdüsel bilgilerde var bu arada ki daha uzatmayım konuyu. o kadar basit mi. bir şeyi kontrol ediyormuşuk ya zaten kainat insnaın hizmetine verilmiş. etrafa bakın. hayvanlar bile dünyadaki denge için uğraşıyorlar bize hizmet ediyorlar. biz hayvanlardan bitkilerde topraktaki herşeyden faydalanıyoruz ki başka bir şey yok ortada.

    her yaptığımız şey topraktan ama bir sürü şey ortaya sermee kalkıyoruz. neden acaba.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*