Geçmişte Y. Teknoloji içeriğine geri dön

Geçmişte yüksek teknoloji ve insanlığın yaşı

Geçmişte yüksek teknolojisinin var olduğunu, hazreti Nuh’un oğlu ile günümüzde cep tel denen bir iletişim vasıtası ile konuştuğunu söylediğimizden beri iki yıl geçti. Evet, elbette hazreti Nuh oğlu ile ileri teknoloji ile üretilmiş bir iletişim vasıtası ile konuştu. Bundan zerre kadar şüphem yoktur. Bu iletişim vasıtasına bugün cep tel deniyor. Yarınlarda katlanır tel, kalem tel, cam tel veya başka bir şey de denebilir.

Geçmişte ileri teknoloji olduğunu belgeleyen pek çok kalıntı vardır. Fakat bunların en önemlileri Mars’tadır. NASA’nın Mars’ta tespit ettiği görüntüler insanlığın geçmişi hakkında inkâr edilemez bilgiler sunmaktadır.

Burada iki konuya temas edeceğim. Birincisi İnsanlığın yaşı diğeri ise Tufanda Dünyanın muhtemel nüfusudur.

Geçmişte yüksek teknolojinin varlığını teyit eden bazı çalışmalarımız vardır. Bunlardan birincisi Tufan zamanında Dünyanın nüfusudur. Hazreti Âdem ile Tufan arasında 20 bin yıl kadar bir zaman farkı vardır. Sümer tabletlerinde bu rakam 241.200 yıldır. Fakat bu rakam ay sayısı olabilir. Nitekim 12’ye bölündüğünde 20.100 yıl çıkmaktadır. Sümer kayıtları bazı kralların yaşını 28 bin, bazısının yaşını 36 bin yıl vermektedir. Bu mümkün değildir. Bu rakamlar ay olabilir. Bir hanedanın saltanat süresi de olabilir. Listedeki kralların yaşları çok tartışmalı bir şekilde birden 18 bin yıldan 1200 yıla düşmektedir. Tufanı yaşayan kralın yani hazreti Nuh’un ömrünü 1200 yıl vermektedir.

Tufanda yeraltından gelen sıcak sulardan dolayı kutuplardaki bütün buzullar eridi. Niçin sıcak su geldiği web sayfamdaki yazıda bulunmaktadır. Antarktika’daki 3600 m kalınlığındaki buzulun en alt kısmının yaşı yani en yaşlı buzulun yaşı en az 60 bin yıldır. Fakat buzulun alt kısmında devamlı erime olduğu için Tufandan hemen sonra oluşan ilk buzulun yaşını bilmiyoruz. Çünkü çoktan eridi. Bazı bilim insanları en yaşlı buzulun yaşını 800 bin yıl vermektedirler. Yani buzulların yaşı Tufanın yüzbinlerce yıl önce olduğunu belgeliyor.

Avustralya’daki Aborjinler en az 50 bin yıldır orada yaşamaktadırlar. Bunlar Tufanda kurtulanların soyundandır.

Dini kaynaklarda 313 resulün geldiği ve aralarında bin yıl olduğu bildirilmektedir. Eskilerin ömürleri uzun olduğu için insanlığın yaşı bu bilgiye göre en az 400 bin yıldır. Yine dini kaynaklarda 124 binden ziyade nebi peygamber gelmiştir. Her yıl bir nebi gelse insanlığın yaşı 124 bin yıl eder. Ömürler 200 yıl idiyse Dünyada aynı anda 200 nebi yaşıyordu. Her iki yılda bir nebi gelse insanlığın yaşı 250 bin yılı bulur. Beş yılda bir nebi gelse insanlığın yaşı 600 bini geçer.

İnsanlığın yaşı bazı bilgileri esas aldığımızda en az 500 bin yılı bulmaktadır.

Şimdi gelelim Tufanda Dünyanın nüfusunu hesaplamaya.

Âdem aleyhisselamın 41 çocuğu oldu. Biz bunu 20 aile kabul edelim. Hazreti Âdem’in 40 bin torununu gördüğü rivayet edilir. Bu rakam çokluktan kinaye olabilir. Yani 40 bin değil, çok daha fazla olabilir. Fakat biz bu rakamı esas alalım.

Her ailenin 100 yılda 10 çocuğu olsun ve daha olmasın. Evlilik yaşı da yüz yaşa yakın olsun. Bu takdirde hazreti Âdem’in vefatında Dünya nüfusu 40 bin olur. Hazreti Âdem’in vefatından 1500 yıl sonra Dünya nüfusu 210 milyara ulaşır. Hâlbuki on çocuk çok az bir rakamdır.

Her ailenin 150 yılda 16 çocuğu olduğunu kabul ettiğimiz takdirde de hazreti Âdem’in 40 bin torununu gördüğünü buluruz. Bu hesaba göre vefatından 3500 yıl sonra Dünyanın nüfusu 300 milyarı aşıyor. Aradaki rakamları kayıp olarak saymıyoruz. Bunlar 50 milyarı bulmaktadır.

İlk 5000 yıldan önce Dünyanın nüfusu bir hesaba göre 200, diğer hesaba göre 300 milyardan fazla. Bunun onda biri doğru olsa Tufandan 16 bin yıl önce Dünyanın nüfusu en az 20 milyardır. Yüzde biri doğru olsa iki milyardır. Daha Tufana en az 16 bin yıl var.

İnsanlığın yaşı ve nüfus hesaplarından anlıyoruz ki Tufan globaldir.

Dini kaynaklarda bildirilmesi, bütün kavimlerin ortak destanı olması ve Sümer tabletlerinde bildirilmesi de Tufanın global olduğunu göstermektedir.

Peki Tufanın global olduğuna dair başka bir senet var mıdır? Evet vardır.

Ayeti kerimede geminin dağlar gibi dalgaların arasında gittiği bildirilmektedir. Bu kadar yüksek dalgalara dayanan bir gemi bu gün dahi yoktur. Peki diyelim ki ilk çelikten yapılan gemiler gibi olsun. Olması mümkün değil ama geminin 1850’li yılların gemileri gibi bir gemi olsun. 

Hazreti Nuh tam 950 yıl kavmini dine davet etti. Kavim kelimesi millet de demektir. Kendini işiten herkes demektir. Hazreti Nuh’un davetini 1850’li yıllarda yapılan bir gemi ile 950 yılda bütün Dünyada herkes işitir. İşitmeyen kimse kalmaz. Bu on veya yirmi yıl değil. Çok çok uzun bir zamandır. Yani Tufan globaldir.

Nuh suresi 15. Ayetinde “Allah yedi göğü nasıl kat kat yarattığını görmediniz mi”? Bu ayetten Tufandan önce insanoğlunun yakaladığı teknoloji ile yedi kat semayı gördüğü anlaşılabilir. Bu öyle büyük bir teknolojidir ki onunla neler yapılacağı akla hayale gelmez.

Bu teknoloji ile Jüpiter’den gazları taşıyıp Mars’ta atmosfer oluşturmak birkaç yılı bulur.

İletişim hızı ışık hızını geçer.

Misal Mars’a gitmek bir gün alır.

Beyin hariç bütün organların yedekleri kök hücreden yapılır.

Yedek kalp ve akciğerler bedene yerleştirilir. Kalp ve akciğerler durunca yedekler derhal çalışmaya başlar. Diğer organlar muhafaza edilir.

Uzaklardakilerle konuşma için elektromanyetik dalga değil nötrinolar kullanılır. Bunlar yüzlerce km toprağı aşıp gitmektedirler.

Veya hızlı ışın elde edip haberleşmede kullanırlar

Bir gezegeni başka bir yörüngeye taşıyabilirler.

Peygamberler süper zekâya sahip insanlardır. Hazreti Âdem’in torunlarının içinde de süper zekâya sahip insanlar elbette vardı. Milyarlara varan nüfus boş durmadı. Teknolojide yükseldiler. Bunun nasıl olduğunu Mars’ın Ölümü kitabımızda teferruatlı bir şekilde anlattık.

İşte sahip oldukları bu teknoloji ile geçmiş kavimler Mars’ta atmosfer oluşturdular. Veya mevcut atmosferi yaşanabilir hale getirdiler. Yaşanabilir bir atmosfere geçmişte Venüs’ün de sahip olabileceği mümkündür.

Teknolojilerin niçin kaybolduğu hakkında bilimsel açıklama yapmak pekâlâ mümkündür. Yıkıcı savaşlar, meteorlar ve virüsler bunun için yeterlidir.

Mars’ta görüntülenen yüzlerce hatta binlerce cismin insan yapısı olduğu artık bilim dünyası tarafından kabul edilmektedir. Peki, bu teknoloji niçin kayboldu. Mars ve Venüs niçin atmosferini kaybetti.

Burada akla ilk gelen cevap hazreti Nuh zamanındaki Tufan’dır. Tufan buraları da vurdu. İkinci bir cevap gezegenler arası veya gezegen içindeki yıkıcı savaşlardır. Teknoloji ne kadar yüksekse yıkımı da o kadar fazla olur. Mars eğer Tufanda yıkıldıysa kalıntıların yaşı Tufanın yaşını verecektir.

Sadece Tufandan önce insanoğlu Mars’ta en az 10 bin yıl yaşamış olabilir.

Mars çok büyük boyutta bir yıkım yaşamıştır.

Bunun sebebi uzaydan gelen bir kuyruklu yıldız olabilir.

Mars’ta büyük depremlere sebep olmuş olabilir.

Mars’ta çok yüksek teknolojiye sahip kavimler arasında savaş çıkmış olabilir.

Mars ile Dünya veya diğer gezegenlerde yaşayanlar arasında savaş olabilir.

Mars’ta öyle cisimler bulunacak ki bunlardan faydalanarak teknolojide ani bir yükselme olabilecektir.

Hiç şüphem yoktur. Teknolojik olarak günümüzdeki cep telden çok ileri teknoloji ile yapılmış haberleşme vasıtaları Mars’ta elbette bulunacaktır. Zaten Mars’ta medeniyet kuran bir milletin adı ister cep tel ister başka bir şey olsun sahip olduğu haberleşme vasıtası yanında bizim şimdiki cep teller antika sayılır.

Mars’ı yıkan, altını üstüne getiren en mantıklı sebep Tufandır. Mars’ın kumlarının altında keşfedilmemiş bir dünya vardır. Orada öyle ileri teknoloji ürünleri var ki nasıl yapıldığını ve ne maksatla kullanıldığını anlamak için senelerce çalışmalar yapılacaktır.