İstanbul içeriğine geri dön

TERKOS GÖLÜ PROJESİ

 Terkos Gölü İstanbul’un “Akan Çeşmesi” olacaktır.

İstanbul için yeni bir tatlı su kaynağı projesi

Terkos Gölü derinleştirilerek İstanbul’un su ihtiyacının karşılanması mümkündür.

Gölün derinleştirilmesi için sebepler.

İstanbul’un su kaynaklarının yeterli olmadığı Sayın cumhurbaşkanımızın açıklaması ile anlaşılmıştır.

İstanbul’un içme suyunun büyük bir kısmı Melen Çayından karşılanmaktadır.

Suyun nakli için önemli miktarda masraf yapılmaktadır.

Melen Çayı hem bölgenin kalkınmasından hem de İstanbul’da artan su ihtiyacından dolayı gelecekte yeterli olmayacaktır.

Artan nüfus ve sanayileşmeden dolayı gelecekte Düzce, Adapazarı yöresinin su ihtiyacı artacaktır.

Doğu Trakya, İstanbul ve Kocaeli’ne kadar uzanan bölgede de nüfus ve artacak sanayileşmeden dolayı su ihtiyacı artacaktır.

Şiddetli depremlerin verebileceği zararlar.

Bölge deprem kuşağı içerisindedir.

Bölgede büyük ölçekli depremler mümkündür.

Çok şiddetli bir depremde Düzce İstanbul arasındaki borular birçok kesimde zarar görebilir.

Boruları tamiri uzun zaman alabilir.

Şiddetli depremlerle İstanbul’a su sağlayan Ömerli barajı hasar görebilir. Devre dışı kalabilir.

Melen Barajında çatlak oluşmuştur.

Gelecekte Melen Çayından İstanbul’a su nakli problem olacaktır.

Sulara zehirli maddeler veya zehirli yosunlar karışabilir.

Şiddetli kuraklıklar olabilir.

Bazı sebeplerden İstanbul kısa bir süre de olsa susuz kalabilir.

Derinleştirme çalışmalarının faydaları

Yıllar sonraya hazırlık yapmak ve muhtemel riskleri bertaraf etmek için çalışmalara bir an önce başlamakta elbette çok faydalar vardır.

Çünkü Derinleştirme çalışmaları yıllar alacaktır.

Derinleştirme parsel parsel yıllar içinde yapılmalıdır.

Terkos Gölünden temin edilecek su Melen Çayından gelen sudan çok daha ekonomik olarak olacaktır.

Riskler bertaraf edilecektir.

Daha az risk ile daha kontrollü bir şekilde temin edilecektir.

Depolanan tatlı su miktarı artacaktır.

Suyun nakli için önemli miktarda masraf yapılmaktadır.

Su daha ucuza mal edilecektir.

Olağanüstü hallerde su kesintisi olmayacaktır.

Melen Çayı normal şartlarda uzun yıllar İstanbul’un su ihtiyacını karşılayacak kapasitededir.

Bu gerçek bu gün için geçerlidir.

Elbette gelecek için geçerli değildir.  

Bugün için İstanbul’un su kaynakları yeterlidir.

Bu gerçek geleceğe yönelik planlar yapmak ve olağanüstü şartlar için gerekli tedbirleri almaktan yetkilileri alıkoymamalıdır.

Kaynakların yeterli olması risklerden arındırılmış değildir.

Risklere rağmen yeterli değildir.

Riskler gözardı edilemez. 

Nitekim İstanbul’un üç aylık suyu kaldığı Cumhurbaşkanımız tarafından ifade edilmiştir.

Terkos Gölü İstanbul’un akan çeşmesi olacaktır.

Bir doğal afette veya kuraklık sonucu İstanbul kısa bir süre de olsa susuz kalabilir.

Bu riski bertaraf edecek bir proje vardır.

Gelecekte İstanbul’un su ihtiyacının büyük bir kısmı, Avrupa yakasının tamamı Terkos Gölü’nden karşılanabilir.

Gölü Karadeniz’e bağlayan Darboğaz kanalındaki 4 m set kaldırıldığında gölün derinliği ortalama 20-25 cm’ye düşmektedir.

Terkos Gölü sığ bir göldür.

Gölün altı kumla doludur.

Gölün önüne set yapılmadan önce göl alanının gölcük ve adacıklardan oluştuğu anlaşılmaktadır.

Göl zemini deniz ve karadan gelen kul ile dolmuştur.

Kum kolaylıkla uzaklaştırılarak göl parsel parsel derinleştirilerek İstanbul’un Avrupa yakasının su ihtiyacı tamamen Terkos Gölü’nden karşılanabilir.

Çok önemli bir konu;

Zeminde milyarlarca lira değerinde inşaat kumu olabilir.

Bilim insanları gölün tabanının karadan ve denizden gelen kum ile dolu olduğunu söylüyor. 

Bu bakımdan gölde kullanılabilir kum varsa iyi bir kaynak olabilir.

Hem derinleştirilerek su hacmi artacak hem de kum elde edilecek.

Fakat bu kumun alt kısımlarda kısmen de olsa taşlaşması mümkündür.

Göl ile deniz arasındaki deniz tarafından kum alımı yasaklandı.

Alım devam etseydi göl denize yaklaştığında denizin tuzlu suyu alttan kolaylıkla göle karışabilirdi. İstanbul’un su ihtiyacı karşılanamazdı.

Fakat göl tabanından kul almanın mahzuru yoktur. 

Kazı yapıldığında tarihi eserler bulunabilir.

Ayrıntılı Bilgi

Terkos Gölü Karadeniz’e bağlantılı deniz seviyesinde bir göldü. İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için gölün Karadeniz’e açılan kanalın önü 1883 yılında bir Fransız firması tarafından kapatılarak gölün su seviyesi denizden 3.25 metre yükseltilmiştir. Böylece o tarihten itibaren Terkos, İstanbul’un içme ve kullanma suyu için bir kaynak olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1972 yılında yapılan yeni bir kapakla denizden yüksekliği 4.50 m’ye çıkarılmıştır.

Terkos Gölü alanı 39 km² ve ortalama derinliği 4.16 metredir. Sığ bir göldür ve tabanı kum ve toprak dolgudur. Göle yılda ortalama 196 milyon, çok yağış alan zamanlarda 237 milyon metreküp su gelmektedir. Gölün maksimum su depolama miktarı ise 162 milyon metreküptür. İstanbul’un yaklaşık %20’lik su ihtiyacını karşılamaktadır.

Sığ ve dolgu bir göl olması, göle gelen suyun gölün kapasitesinden fazla olması çok önemli bir proje için temel taşlardır.

Gelecekte artacak İstanbul’un su ihtiyacı için önemli bir kaynaktır.

Terkos Gölü derinleştirilmeye çok müsait bir göldür. Derinleştirilmesi de büyük faydalar getirecektir. Göl yatağı 5 metre veya daha fazla kazıldığı takdirde İstanbul için önemli miktarda su temin edilir. Terkos Gölü’nden İstanbul’un Avrupa yakasının ve hatta tamamının içme suyunun yapılacak bir yatırım ile karşılanması mümkündür.

Terkos Gölü çok sığ bir yapıya sahiptir

Terkos Gölü’nün önündeki set tamamen kalktığı zaman gölde azami 8 milyon metreküp su kalır. Bu miktar suyu gölün alanına yaydığımız zaman gölün derinliği 20-25 cm oluyor. Demek ki set yoksa böyle bir göl de yoktur. Göl tabanı tamamen düz değildir. Demek ki set yapılmadan önce göl bölgesi adacıklardan, gölcüklerden oluşuyordu. Yani göl çok sığ bir göldür, derin değildir. Göl muhtemelen Karadeniz’in dalgalarının getirdiği kum ve akarsuların getirdiği alüvyonla dolmuştur. Göl alanı çok eskiden Karadeniz sahilinde bir koy idi. Dolgu ve sığ bir alanda metrelerce derinlikte kazı çalışmalarının yapılması çok kolay olacaktır.

İstanbul’un su ihtiyacının büyük bir kısmının karşılayan Melen Barajı gelecekte yeterli olmayacaktır. Adapazarı ve Düzce yöresinde artan su ihtiyacı Melen Barajından karşılanacaktır. Ayrıca İstanbul ve Trakya’da artan su ihtiyacını karşılayacak başka bir kaynak bölgede mevcut değildir. Trakya’da düşünülen suni gölleri besleyecek kaynak yoktur. Daha önemli bir konu doğal afetlerle Melen’den gelen su aylarca kesintiye sebep olabilir.

Terkos Gölü’nün derinleştirilerek İstanbul’un su ihtiyacının karşılanmasının faydaları vardır.         

İçme suyu daha ucuza temin edilecektir.

Doğal afetlerde su kesintisi riski olmayacaktır.

Havzanın güvenliği kolaylıkla sağlanabilecektir.

İstanbul Avrupa yakasının su ihtiyacını karşılar

Bu proje, gelecekte artacak su ihtiyacı dikkate alındığında İstanbul’un Avrupa yakasının su ihtiyacını fazlası ile karşılanır. Gölün tamamı 12.5 metre kazıldığında bugün Avrupa yakasının yıllık toplam su ihtiyacı olan 650 milyon m3 su havzası elde edilir. Demek ki 20 metre kazıldığında bütün İstanbul’un yaklaşık %100, 15 metre kazıldığında %75, 10 metre kazıldığında %50’sinin su ihtiyacı giderilir.

Bu proje kısa vadeli değil asırlara hitap edecek bir yatırım olacaktır ve kalıcı bir çözüm sağlayacaktır.

Gölde yılda 40 milyon m3 su fazlalığı vardır.

Gölün hacmi yıllık ortalama gelen suya yetmemektedir.

Kısa vadeli bir çözüm için gölün önündeki set yükseltilebilir.

Fakat kalıcı bir çözüm için derinleştirilmesi gerekmektedir.

Derinleştirme işlemleri yıllar içinde ihtiyaca göre parsel parsel yapılır.

Artacak su ihtiyacı Trakya’daki doğal kaynaklardan karşılanabileceği gibi denizden Reverse Osmoz (Ters Osmoz) ile elde edilebilir. Maliyeti göl ve kıyı boyunca yerleştirilecek rüzgâr türbinleri ve hatta dalga enerjisi ile karşılanabilir. 

Osmanlı zamanında İstanbul’un artan su ihtiyacını çözmek için kullanılan ilk kaynak Terkos Gölü, gelecekte de İstanbul’un su ihtiyacını çözmek için kullanılacak en önemli belki tek kaynak olacaktır.

Terkos Gölü 1883 yılından beri İstanbul’un içme suyuna önemli derecede katkı sağlamaktadır.

Bu katkı yeni bir proje ile daha da artacaktır.

Bu proje gölden çok önemli miktarda su teminine imkân sağlayacaktır.

Projenin özeti:

Terkos Gölü’nde derinleştirme çalışması yapıldığı takdirde göldeki su miktarı İstanbul’un içme suyunu karşılayacak hale gelebilecektir. 

Gölün sığ olması projeyi pekâlâ mümkün kılmaktadır.

Terkos Gölü’nün zemini muhtemelen binlerce yıl boyunca kum ve alüvyonla dolmuştur.

Kanaatimce zeminde onlarca metre derinlikte dolgu maddesi vardır.

Gölün kazı çalışmaları ile derinleştirilmesi çok kolay olabilir.

Derinleştirme çalışmaları ile gölde bir milyar metreküp tatlı su biriktirilebilir.

Bu miktar, gölün tam dolu olduğundaki suyun altı katı kadardır.

İstanbul ve Trakya’nın tatlı su ihtiyacının giderilmesine asırlar boyunca katkı sağlayabilir.

Bu projenin benzerleri bütün dünyada uygulamaya geçecektir.

Ülkemizdeki başka göllerde de uygulanacaktır.

Nüfus artışı, hayat standartlarının yükselmesi ve teknolojiye bağlı olarak hizmet sektörlerinin artarak daha geniş coğrafyaya yayılması İstanbul’da su talebini doğal olarak artırmaktadır. Artan talebi karşılamak için günümüzde Tekirdağ’dan Düzce’ye kadar uzanan bölgede farklı su kaynaklarından içmesuyu temin edilmektedir. Melen, Sakarya Nehri ve Yeşilçay’dan da su alınmaktadır.

İstanbul’un içme suyunun yaklaşık %36’i Melen Çayı’ndan karşılanmaktadır. Bugün için Melen İstanbul’un can damarıdır. Sakarya’nın Kocaali ilçesi Ortaköy beldesinde bulunan Melen regülatöründen Ömerli Barajı’na pompalanan su, boğazın altındaki bir boru hattı ile Avrupa yakasındaki Kağıthane içmesuyu arıtma tesislerine aktarılıyor ve sonra şebekeye veriliyor.

Günümüz ve yakın gelecek için normal şartlarda İstanbul için bir susuzluk problemi görülmemektedir. Fakat İstanbul New York standartlarına gelince nüfusu 20 milyona ve yıllık içme suyu ihtiyacı da 2 milyar metreküpe ulaşacaktır. Yeni su kaynaklarına ihtiyaç duyulacaktır. Bunun dışında ileri derecede deprem bölgesi olan Marmara’da İstanbul’u besleyen tatlı su barajları depremlerle yıkılabilir. En çok tedbiri en güçlü ülkeler alır. En düşük ihtimalleri en gelişmiş ülkeler hesaba katar. Depremle barajın yıkılması muhtemelse buna da tedbir almak, alternatif çözümler üretmek gerekir. Fikirleri hafife almamak lazımdır.

Melen için her ne kadar; “Trakya, Kocaeli, Sakarya ve Düzce sınırları içinde Melen gibi büyük oranda mevcut suyu kurulacak bir tesisle depolayacak başka bir yer yoktur” dense de acaba gerçekten öyle midir?

Başka kaynaklar yok mudur.

Kanaatimizce Terkos Gölü İstanbul’un geleceği için eşi ve benzeri bulunmaz muhteşem bir kaynaktır. 

Gerekli yatırım yapılınca bir gün gelecek Melen onun çeyreği kadar kalacaktır.

Terkos Gölü

“1868 Yılında İstanbul’da hem yetersiz kalan su ihtiyacını karşılamak hem de yeni yapılan modern binalara basınçlı su vermek gayesiyle Sultan Abdülaziz tarafından Fransız şirketine imtiyaz verilerek Dersaadet Anonim Su Şirketi (Terkos Şirketi) kurulmuştur. Böylece Terkos Şirketi’nin menba, dere ve yeraltı sularını toplayıp Terkos Gölü’ne ulaştırması ve Terkos Gölü’nün suyunu da arıtarak şehre vermesi kabul edilmiştir. İlk tesis 1883’de inşa edilen Terkos Gölü kenarındaki Terfi Merkezi’dir. Halk arasında Terkos Şirketi olarak bilinen Dersaadet Anonim Su Şirketi Terkos Gölü kenarında çok katlı binaların basınçlı su ihtiyacını karşılamak için terfi merkezi de kurmuştur. 1967 yılına kadar çalıştırılan bu pompa istasyonu bugün sanayi müzesi olarak korunmaktadır”. İSKİ’nin sayfasındaki bu bilgiden anlaşılıyor ki daha 1860’larda İstanbul su sıkıntısı çekmiştir.

Terkos Gölü 1883 yılından önce Karadeniz’e bağlantılı deniz seviyesinde bir göldü. İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için gölün Karadeniz’e açılan kanalın önü 1883 yılında kapatılarak gölün su seviyesi denizden 3.25 metre yükseltilmiştir. Böylece o tarihten itibaren Terkos, İstanbul’un içme ve kullanma suyu için bir kaynak olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1972 yılında yapılan yeni bir kapakla denizden yüksekliği 4.50 m’ye çıkarılmıştır.

Terkos Havzası yani Terkos Gölü’nü yağış ve suları ile besleyen alan yaklaşık olarak 736,2 km2 dir. Bunun % 77’si ormanlık, % 17’si tarım ve çayır, % 1’i yerleşme ve sanayi, % 5’i göldür. Fındık Dere, Deli Yunus deresi ve çok sayıda kaynak suyu ile beslenmektedir. Bu havzadan Terkos Gölü’ne bir yılda ortalama 196 milyon metreküp su gelmektedir. Çok yağış alan zamanlarda su miktarı 237 milyon metreküpe çıkmaktadır. İstanbul’un yaklaşık %20’lik su ihtiyacını karşılayan ikinci büyük havzasıdır. Terkos Gölü’nün alanı 39 km² dir ve en derin yeri 11 metredir.

Her ne kadar gölün en derin noktası 11 metre olsa da gölün su miktarı göl alanına bölününce gölün derinliğinin ortalama 4.16 metre olduğu anlaşılmaktadır.

Bu suyun çok önemli bir kısmı gölü Karadeniz’e bağlayan kanalın kapatılması ile sağlanmıştır. 2018 Eylül başlarında Google uygulamasından gölün denizden yaklaşık 3.96 metre yüksek olduğu anlaşılmaktadır. 39 km2 olan gölde deniz seviyesinden yüksek kısmındaki su miktarı 154.44 milyon metreküptür. Yani gölün önündeki baraj kaldırıldığında 154.44 milyon m3 su Karadeniz’e karışacaktır.

İSKİ kayıtlarına göre gölün azami su depolama miktarı ise 162 milyon 241 bin (162.241.000) metreküptür. Demek ki baraj açıldığında geriye kalan su miktarı 7.800.000 m3 dür.

Bu rakam 1883’de kanala set yapılmadan önce göldeki su miktarıdır. Bu miktar su gölün toplam alanı olan 39 km2 ye bölündüğünde göldeki suyun derinliğinin 20 cm olduğu anlaşılır.

Gölün tabanının her tarafının, hele cm boyutlarında, aynı yükseklikte olması elbette mümkün değildir. Buradan anlaşılıyor ki Terkos Gölü’nü Karadeniz’e bağlayan kanal açılsa göl içinde adacıklar oluşacaktır. 1883 yılından önce gölün tamamının sularla kaplı olmadığı, günümüzdeki göl alanının parça parça küçük gölcüklerden, adacıklardan oluştuğu anlaşılmaktadır.

İşte İstanbul ve bütün Trakya’nın su ihtiyacı burada saklıdır. Göl dolan bir deltadır. Mevcut gölün derin olmaması ve muhtemelen denizin sürüklediği kum ve suların getirdiği alüvyonla onlarca metre dolmuş olması gölde derinleştirme çalışmalarını kolaylaştıracaktır. Gelecekte artan nüfusun su ihtiyacını karşılaması için büyük bir kaynak oluşturacaktır.

Gölde yapılacak derinleştirme çalışmaları ile yakın gelecekte İstanbul ve Trakya’daki pek çok yerleşim yerinin su ihtiyacı karşılanacaktır.

Gölde derinleştirme çalışmaları zaman içinde ihtiyaca göre kısım kısım yapılır.

Artan su ihtiyacına göre her 10-20 yılda bir derinleştirme çalışması yapılabilir.

Bir misal vermek gerekirse; göl tabanında derinleştirme çalışmaları yapıldığında ortalama artacak ve toplam su miktarları;

5 m kazıda 200 milyon m3 + 160 milyon m3  (mevcut su) = 360 milyon m3

10 m kazıda 400 milyon m3 + 160 milyon m3  = 560 milyon m3

20 m kazıda 800 milyon m3 + 160 milyon m3  = 960 milyon mdür.

20 metrelik bir derinleştirme yapıldığında yaklaşık bir milyar m3 su bütün Trakya’nın su ihtiyacını karşılayacaktır.

İnanıyorum ki gelecek yüzyılda bu derinleştirme rakamları çok daha artacaktır.

Burada çok önemli iki konu gündeme gelecektir.

Birinci konu; Terkos Gölü Havzasının suyu oluşan yeni gölü doldurmaya yeterli olmayacaktır.

Bu taktirde 5 metrenin üstünde gölün derinleştirilmesinin önemli bir faydası olmayacaktır.

İkinci konu; Derinleştirilen gölden dolayı suyun İstanbul’a aktarımı için enerji sarfiyatı artacaktır. 

Bu ise su maliyetinin önemli derecede yükselmesine sebep olabilecektir.

Bu iki konuyu ekonomik olarak çözmek mümkündür.

Gölde derinleştirme çalışmaları yıllara göre artan nüfus ve su ihtiyacına göre aşama aşama yapılır.

Birinci aşama:

Bugün gölün 10 kmalanında mevcut su miktarı yaklaşık 40 milyon metreküptür.  Geriye kalan 30 km2  alandaki su miktarı ise 120 milyon metreküptür. Başlangıçta gölün yalnız yaklaşık dörtte biri olan 10 kmalanı 4 metre derinleştirilir.  Böylece gölün toplam su tutma miktarı 40 milyon metreküp artarak 200 milyon m3  olacaktır. Bu başlangıçta yapılacak ilk uygulama için uygundur.

İkinci aşama:

4 metre derinleştirme çalışması gölün yarısı olan 20 km2 alanın tamamına uygulanarak gölün hacmi 40 milyon m3 arttırılır. Gölün hacmi toplam 240 milyon molur.  

Üçüncü aşama:

Gölün tamamı 4 metre derinleştirilerek toplam su hacmi 320 milyon metreküpe yükseltilir. Şimdiki kapasitenin iki katı kadar.

Dördüncü ve diğer aşamalar:

Artan su ihtiyacına göre gölün dörtte birinin, sonra yarısının ve daha sonra tamamının derinliği 1o metreye çıkarılır.

Devamında derinlik kademe kademe tamamı 20 metreye çıkarılır.

Derinlik 20 metreyi bulduğunda gölün su tutma miktarı bir milyar metre küpe ulaşır.

Bu aşamalar gereksiz maliyetten kaçınmak için mevcut şartlara göre kaleme alınmıştır. Gölün tamamı bazı riskler dikkate alınarak parça parça 10-20 metre de derinleştirilebilir. Bizim vakıf olmadığımız muhtemel risklere ilgili bakanlık ve DSİ vakıf olabilir. Elbette ümid ederiz ki öyle riskler mevcut değildir. Ancak işin aslını uzmanları daha iyi bilir.

Derinleştirilmiş gölü dolduracak su nasıl temin edilecektir. 

Gölün kademe kademe derinleştirilmesi elbette suyun İstanbul ve diğer yerleşim yerlerine naklinin maliyetine çok olumsuz etki etmeyecektir. Bu uygulama maliyetin yavaşça artışını sağlayacaktır.

Bütün gölde derinleştirme 5 metre ve üstünde olduğu zaman mevcut su seviyesi deniz seviyesinin altına düşer. Bir boru ile Karadeniz göle bağlanır. Borunun göl kısmına bir Revers Osmosis filtresi yerleştirilir. Suyun geçişi engellenir. Rakım farkından dolayı filtrede bir basınç oluşur. Bu basınçla su filtreden geçerek göle karışır anak filtre tuzları %95 tutar.

Terkos Gölü’nü besleyecek su yapılacak bir Revers Osmosis tesisi ile Karadeniz’den masrafsız temin edilebilir.

Karadeniz’in rakımı derinleştirilmiş gölden daha yüksek olacağı için Revers Osmosis için herhangi bir enerji harcanmayacaktır. 

Revers Osmosis gölde su seviyesi deniz seviyesine gelinceye kadar devam edecektir.

Derinleştirilen gölden suyu çekme maliyeti nasıl bertaraf edilir

Göl bölgesinde Karadeniz kıyısı boyunca dalga enerjisinden istifade edilebilir.

Göle ve denizin kıyı boyunca içine yerleştirilecek rüzgar enerji santralleri faydalı olabilir.

Ancak göle yerleştirilecek rüzgar enerji santralleri buharlaşmayı arttırarak gölün su kaybına sebep olabilir. 

Buralardan elde edilebilecek enerji suyun naklinde, Revers Osmosisde ve göle karışan ırmak sularının temizlenmesinde kullanılabilir.

Uzun vadeli yatırım yapılmalıdır.

Yukarıda ekonomik sebeplerden dolayı projenin ihtiyaca göre şekillendirilmesini belirttik.

Acaba doğru olan bu mudur.

Projenin tamamının yani 10-20 metre derinleştirme çalışmalarına hemen başlanmasının mantıklı yani yok mudur.

Elbette vardır, hem de pek çok.

Birincisi Melen ve Sakarya Nehri’nden İstanbul’a su pompalamak yerine derinleştirilmiş Terkos Gölü’nden su temin etmek çok daha ekonomiktir.

Hızla gelişen Sakarya ve Düzce bölgesinde yakın zamanda su ihtiyacı katlanarak artacaktır. Gözler haklı olarak Melen tesislerine çevrilecektir.

Diğer arıtma tesislerinde harcanan para Karadeniz’den revers osmosise ile tatlı su teminine harcanır.

Artan sanayileşme, araçların artması, yeni havaalanı ve Trakya’daki yatırımlar su ihtiyacını artıracaktır. Sadece yeni havaalanı yılda milyonlarca m3 su kullanacaktır.

Uçaklar dahi yıkanacaktır. Personel araçlarının artması araç yıkama suyunu arttıracaktır.

Anadolu yakasından gelen suyun doğal afetlerle aylarca kesilmesi ihtimali vardır.

Bu proje ile İstanbul’da su problemi en az yüz yıl gündemden düşer.

Asırlarca İstanbul’un en önemli su kaynağı olur.

Proje için çok önemli bir hatırlatma

Projeye zarar verebilecek konular elbette vardır. Bunların en önemlisi derinleşen göle toprak altından Karadeniz’in tuzlu suyunun gelmesidir.

Bunu önlemek için göl ile Karadeniz arasındaki bölgede kazı ve inşaat yapılmamalıdır.

Kanal İstanbul’dan göle toprak altından tuzlu su geçişi olabilir. Kanal İstanbul ile göl arasında da kazı ve inşaat yapılmamalıdır veya tedbir alınmalıdır.

Bu taktide göl ile deniz ve kanal arasına zigzaglı belirli aralıklarla 10-20 cm çapında kuyular kazılır. Kuyuya çok gözenekli metal borular yerleştirilir.

Tuzlu su göle ulaşmadan bu kuyularda toplanır. Pompalarla çekilerek denize aktarılır.

Gölden Kanal İstanbul’a su sızıntısı olabilir.

Sonuç olarak;

Kanaatimce Terkos Gölü’nde derinleştirme çalışmaları bir an önce başlatılmalıdır. Melen tesislerinden gelen 575 milyon metreküp suya denk derinleştirme yapılmalıdır. Bu ise en az 10 metredir. İleriye yönelik asırlık bir çalışma için göl 20 metre derinleştirilmelidir.

Benzer derinleştirme çalışmaları diğer göllerde de yapılabilir. Hem sulama hem de konutların su ihtiyacı karşılanabilir.

Tabi ki gelişen teknoloji ile birlikte ev ve işyerlerinde su tüketiminde tasarrufa gidilecektir. Bir misal vermek gerekirse New York’ta kişi başına kullanılan su miktarı 30 yılda yarıya düşmüştür.

1980: 800 Lt; 1990: 725 Lt;  1995: 651 Lt; 2000: 580 Lt; 2005: 527 Lt; 2010: 475 Lt; 2015: 441 Lt;  2017: 430 Lt.

İstanbul’da kişi başına günlük su sarfiyatı yaklaşık 170 litredir. New York değerinden 2.5 kat daha azdır. Yani İstanbul’da su kullanımı daha çok artacaktır. Bu aşamada tasarruf söz konusu değildir. Çünkü mevcut teknolojiyi kullanmaktayız. New York esas alınırsa gelişen sanayi ve hayat standartları ile birlikte yarınlarda İstanbul’un su kaynakları yetersiz kalacaktır.

Güzel olan şimdilik ve yakın bir gelecek için İstanbul’un su ihtiyacını karşılayacak gerekli tedbirlerin alınmış olmasıdır.

Sözün Özü;

Malumunuz Padişah veziriazama sorar. “Paşa her türlü tedbiri aldınız mı”. Veziriazam der ki “sultanım derya donsa ona da tedbir aldık”.

Günümüzde de Başkanımız ilgili bakanımıza sorsa “bakanım herhangi bir kuraklığa karşı İstanbul’daki vatandaşlarımızın su ihtiyacını karşılayacak tedbirler aldınız mı”.

Bu projeyi ülkemize kazandıran bakan der ki;

“Başkanım velev ki İstanbul’a 10 yıl bir damla yağmur yağmasa ona da tedbir aldık”.

Günümüzde de en çok tedbiri alan ülkeler kalkınmış ülkelerdir.

Onlar risk almazlar.

İSKİ sayfasından notlar:

Su Yönetimi

İstanbul’un su kaynaklarının %98’i yüzeysel su kaynağı niteliğindedir. Yağışlarla gelen sular, baraj ve doğal göl dediğimiz alanlarda biriktirilmekte, regülatörlerle toplanarak içme suyu arıtma tesislerine ulaştırılmaktadır. İstanbul’a su sağlayan 1 doğal göl, 8 baraj, 8 regülatör ve bentler olmak üzere muhtelif kapasitede toplam 18 adet yüzeysel su kaynağı bulunmaktadır. Ayrıca barajlardaki mevcut su miktarını maksimum faydada kullanmak ve mevcut su miktarının daha uzun süre şehri beslemesine imkân sağlamak için su kuyuları ve kaynak suları hizmete alınmaktadır. Aktif içme suyu kuyusu ve kaynak suyu adedi 161’e ulaşarak, aylık ortalama 3 milyon 500 bin metreküp içmesuyu temin edilmektedir.

İçme suyu kaynaklarının yıllık toplam verimi 1 milyar 660 milyon metreküptür.

İçme suyu kaynaklarının su toplama havzaları; Melen ile birlikte 6.157 kilometrekareye ulaşmaktadır.

Su kaynaklarının %60’ı Anadolu Yakası’nda, %40’ı Avrupa Yakası’ndadır. Buna karşılık nüfusun %60’ı Avrupa Yakası’nda, %40’ı Anadolu Yakası’nda ikamet etmektedir.

Su kaynaklarında biriktirilen sular, çapı 3 m’yi bulan isale hatlarıyla içmesuyu arıtma tesislerine ulaştırılmaktadır. İsale hatlarının  823 km’si çelik, 598 km’si duktilfont, 20 km’si polietilen ve kalanı diğer (tünel, kanal ve galerilerden) oluşmaktadır. İsale hatları maksimum 40 atü basınca dayanıklıdır.

İstanbul’un engebeli coğrafyası ve suyun çok uzak mesafelerden şehre ulaştırılması büyük enerji ihtiyacı doğurmaktadır. Suyun kaynağından itibaren musluklara ulaşmasına kadar her evrede içmesuyu hatlarında basınçlı su olabilmesi için terfi sistemleri kurulmuştur. Toplam 115 adet terfi istasyonunda bulunan muhtelif kapasitelerdeki pompalarla suyun şehrin her noktasına ulaşması temin edilmektedir. İçme suyu terfi sistemlerinin toplam kurulu gücü 308.805 kVA ve yıllık tüketilen enerji miktarı ortalama 757 milyon 805 bin 995 kWh’dır.

İçmesuyu kaynaklarındaki hamsular, gerekli arıtma işlemleri için isale hatları vasıtasıyla içmesuyu arıtma tesislerine ulaşmaktadır. Bu tesislerde içilebilir standartlara getirilen içmesuyu arıtımında ozon sistemi kullanılmaktadır.

İstanbul’un muhtelif  bölgelerinde farklı büyüklükte, su tüketim dengesinin sağlanması, enerji tasarrufu, arızalar ve enerji kesintileri sebebiyle oluşan su kesintilerinin minimuma indirilmesi için su depoları inşa edilmiştir.

Arıtma işlemine müteakip su, isale hatları ve içme suyu şebekesi ile su dağıtım sisteminde yol alarak İstanbullulara ulaşır. İstanbul’da içme suyu şebekesi olarak duktilfont borular kullanılmıştır. İçme suyu şebekesinde dayanıklılık, sızdırmazlık, uzun ömür gibi özellikleri gözönünde tutulmaktadır.

www.iski.istanbul/web/tr-TR/kurumsal/iski-hakkinda1/su-kaynaklari

Dr. Yavuz Örnek

İstanbul Üniversitesi

Deniz bilimleri

Yavuzboyu@gmail.com

+90 544 864 8060