İstanbul ve Bütün Dünya İçin Yeni Bir “Tatlı Su Kaynağı Projesi”

DSİ’ni Çok Heyecanlandıracak Bir Proje

Terkos Gölü 1883 yılından beri İstanbul’un içme suyuna önemli derecede katkı sağlamaktadır.

Bu katkı yeni bir proje ile daha da artacaktır.

Bu proje gölden çok önemli miktarda su teminine imkân sağlayacaktır.

Projenin özeti:

Terkos Gölü’nde derinleştirme çalışması yapıldığı taktirde göldeki su miktarı İstanbul’un içme suyunu karşılayacak hale gelebilecektir. 

Gölün sığ olması projeyi pekala mümkün kılmaktadır.

Terkos Gölü’nün zemini muhtemelen binlerce yıl boyunca kum ve alüvyonla dolmuştur.

Kanaatimce zeminde onlarca metre derinlikte dolgu maddesi vardır.

Gölün kazı çalışmaları ile derinleştirilmesi çok kolay olabilir.

Derinleştirme çalışmaları ile gölde bir milyar metreküp tatlı su biriktirilebilir.

Bu miktar, gölün tam dolu olduğundaki suyun altı katı kadardır.

İstanbul ve Trakya’nın tatlı su ihtiyacının giderilmesine asırlar boyunca katkı sağlayabilir.

Bu projenin benzerleri bütün dünyada uygulamaya geçecektir.

Ülkemizdeki başka göllerde de uygulanacaktır.

 

Nüfus artışı, hayat standartlarının yükselmesi ve teknolojiye bağlı olarak hizmet sektörlerinin artarak daha geniş coğrafyaya yayılması İstanbul’da su talebini doğal olarak artırmaktadır. Artan talebi karşılamak için günümüzde Tekirdağ’dan Düzce’ye kadar uzanan bölgede farklı su kaynaklarından içmesuyu temin edilmektedir. Melen, Sakarya Nehri ve Yeşilçay’dan da su alınmaktadır.

İstanbul’un içme suyunun yaklaşık %36’i Melen Çayı’ndan karşılanmaktadır. Bugün için Melen İstanbul’un can damarıdır. Sakarya’nın Kocaali ilçesi Ortaköy beldesinde bulunan Melen regülatöründen Ömerli Barajı’na pompalanan su, boğazın altındaki bir boru hattı ile Avrupa yakasındaki Kağıthane içmesuyu arıtma tesislerine aktarılıyor ve sonra şebekeye veriliyor.

Günümüz ve yakın gelecek için normal şartlarda İstanbul için bir susuzluk problemi görülmemektedir. Fakat İstanbul New York standartlarına gelince nüfusu 20 milyona ve yıllık içme suyu ihtiyacı da 2 milyar metreküpe ulaşacaktır. Yeni su kaynaklarına ihtiyaç duyulacaktır. Bunun dışında ileri derecede deprem bölgesi olan Marmara’da İstanbul’u besleyen tatlı su barajları depremlerle yıkılabilir. En çok tedbiri en güçlü ülkeler alır. En düşük ihtimalleri en gelişmiş ülkeler hesaba katar. Depremle barajın yıkılması muhtemelse buna da tedbir almak, alternatif çözümler üretmek gerekir. Fikirleri hafife almamak lazım.

Melen için her ne kadar; “Trakya, Kocaeli, Sakarya ve Düzce sınırları içinde Melen gibi büyük oranda mevcut suyu kurulacak bir tesisle depolayacak başka bir yer yoktur” dense de acaba gerçekten öyle midir. Başka kaynaklar yok mudur.

Kanaatimizce Terkos Gölü İstanbul’un geleceği için eşi ve benzeri bulunmaz muhteşem bir kaynaktır. 

Gerekli yatırım yapılınca bir gün gelecek Melen onun çeyreği kadar kalacaktır.

Terkos Gölü

“1868 Yılında İstanbul’da hem yetersiz kalan su ihtiyacını karşılamak hem de yeni yapılan modern binalara basınçlı su vermek gayesiyle Sultan Abdülaziz tarafından Fransız şirketine imtiyaz verilerek Dersaadet Anonim Su Şirketi (Terkos Şirketi) kurulmuştur. Böylece Terkos Şirketi’nin menba, dere ve yeraltı sularını toplayıp Terkos Gölü’ne ulaştırması ve Terkos Gölü’nün suyunu da arıtarak şehre vermesi kabul edilmiştir. İlk tesis 1883’de inşa edilen Terkos Gölü kenarındaki Terfi Merkezi’dir. Halk arasında Terkos Şirketi olarak bilinen Dersaadet Anonim Su Şirketi Terkos Gölü kenarında çok katlı binaların basınçlı su ihtiyacını karşılamak için terfi merkezi de kurmuştur. 1967 yılına kadar çalıştırılan bu pompa istasyonu bugün sanayi müzesi olarak korunmaktadır”. İSKİ’nin sayfasındaki bu bilgiden anlaşılıyor ki daha 1860’larda İstanbul su sıkıntısı çekmiştir.

Terkos Gölü 1883 yılından önce Karadeniz’e bağlantılı deniz seviyesinde bir göldü. İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için gölün Karadeniz’e açılan kanalın önü 1883 yılında kapatılarak gölün su seviyesi denizden 3.25 metre yükseltilmiştir. Böylece o tarihten itibaren Terkos, İstanbul’un içme ve kullanma suyu için bir kaynak olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1972 yılında yapılan yeni bir kapakla denizden yüksekliği 4.50 m’ye çıkarılmıştır.

Terkos Havzası yani Terkos Gölü’nü yağış ve suları ile besleyen alan yaklaşık olarak 736,2 km2 dir. Bunun % 77’si ormanlık, % 17’si tarım ve çayır, % 1’i yerleşme ve sanayi, % 5’i göldür. Fındık Dere, Deli Yunus deresi ve çok sayıda kaynak suyu ile beslenmektedir. Bu havzadan Terkos Gölü’ne bir yılda ortalama 196 milyon metreküp su gelmektedir. Çok yağış alan zamanlarda su miktarı 237 milyon metreküpe çıkmaktadır. İstanbul’un yaklaşık %20’lik su ihtiyacını karşılayan ikinci büyük havzasıdır. Terkos Gölü’nün alanı 39 km² dir ve en derin yeri 11 metredir.

Her ne kadar gölün en derin noktası 11 metre olsa da gölün su miktarı göl alanına bölününce gölün derinliğinin ortalama 4.16 metre olduğu anlaşılmaktadır.

Bu suyun çok önemli bir kısmı gölü Karadeniz’e bağlayan kanalın kapatılması ile sağlanmıştır. 2018 Eylül başlarında Google uygulamasından gölün denizden yaklaşık 3.96 metre yüksek olduğu anlaşılmaktadır. 39 km2 olan gölde deniz seviyesinden yüksek kısmındaki su miktarı 154.44 milyon metreküptür. Yani gölün önündeki baraj kaldırıldığında 154.44 milyon m3 su Karadeniz’e karışacaktır.

İSKİ kayıtlarına göre gölün azami su depolama miktarı ise 162 milyon 241 bin (162.241.000) metreküptür. Demek ki baraj açıldığında geriye kalan su miktarı 7.800.000 m3 dür.

Bu rakam 1883’de kanala set yapılmadan önce göldeki su miktarıdır. Bu miktar su gölün toplam alanı olan 39 km2 ye bölündüğünde göldeki suyun derinliğinin 20 cm olduğu anlaşılır.

Gölün tabanının her tarafının, hele cm boyutlarında, aynı yükseklikte olması elbette mümkün değildir. Buradan anlaşılıyor ki Terkos Gölü’nü Karadeniz’e bağlayan kanal açılsa göl içinde adacıklar oluşacaktır. 1883 yılından önce gölün tamamının sularla kaplı olmadığı, günümüzdeki göl alanının parça parça küçük gölcüklerden, adacıklardan oluştuğu anlaşılmaktadır.

İşte İstanbul ve bütün Trakya’nın su ihtiyacı burada saklıdır. Göl dolan bir deltadır. Mevcut gölün derin olmaması ve muhtemelen denizin sürüklediği kum ve suların getirdiği alüvyonla onlarca metre dolmuş olması gölde derinleştirme çalışmalarını kolaylaştıracaktır. Gelecekte artan nüfusun su ihtiyacını karşılaması için büyük bir kaynak oluşturacaktır.

Gölde yapılacak derinleştirme çalışmaları ile yakın gelecekte İstanbul ve Trakya’daki pek çok yerleşim yerinin su ihtiyacı karşılanacaktır.

Gölde derinleştirme çalışmaları zaman içinde ihtiyaca göre kısım kısım yapılır.

Artan su ihtiyacına göre her 10-20 yılda bir derinleştirme çalışması yapılabilir.

Bir misal vermek gerekirse; göl tabanında derinleştirme çalışmaları yapıldığında ortalama artacak ve toplam su miktarları;

5 m kazıda 200 milyon m3 + 160 milyon m3  (mevcut su) = 360 milyon m3

10 m kazıda 400 milyon m3 + 160 milyon m3  = 560 milyon m3

20 m kazıda 800 milyon m3 + 160 milyon m3  = 960 milyon mdür.

20 metrelik bir derinleştirme yapıldığında yaklaşık bir milyar m3 su bütün Trakya’nın su ihtiyacını karşılayacaktır.

İnanıyorum ki gelecek yüzyılda bu derinleştirme rakamları çok daha artacaktır.

 

Burada çok önemli iki konu gündeme gelecektir.

Birinci konu; Terkos Gölü Havzasının suyu oluşan yeni gölü doldurmaya yeterli olmayacaktır.

Bu taktirde 5 metrenin üstünde gölün derinleştirilmesinin önemli bir faydası olmayacaktır.

İkinci konu; Derinleştirilen gölden dolayı suyun İstanbul’a aktarımı için enerji sarfiyatı artacaktır. 

Bu ise su maliyetinin önemli derecede yükselmesine sebep olabilecektir.

Bu iki konuyu ekonomik olarak çözmek mümkündür.

Gölde derinleştirme çalışmaları yıllara göre artan nüfus ve su ihtiyacına göre aşama aşama yapılır.

Birinci aşama:

Bugün gölün 10 kmalanında mevcut su miktarı yaklaşık 40 milyon metreküptür.  Geriye kalan 30 km2  alandaki su miktarı ise 120 milyon metreküptür. Başlangıçta gölün yalnız yaklaşık dörtte biri olan 10 kmalanı 4 metre derinleştirilir.  Böylece gölün toplam su tutma miktarı 40 milyon metreküp artarak 200 milyon m3  olacaktır. Bu başlangıçta yapılacak ilk uygulama için uygundur.

İkinci aşama:

4 metre derinleştirme çalışması gölün yarısı olan 20 km2 alanın tamamına uygulanarak gölün hacmi 40 milyon m3 arttırılır. Gölün hacmi toplam 240 milyon molur.  

Üçüncü aşama:

Gölün tamamı 4 metre derinleştirilerek toplam su hacmi 320 milyon metreküpe yükseltilir. Şimdiki kapasitenin iki katı.

Dördüncü ve diğer aşamalar:

Artan su ihtiyacına göre gölün dörtte birinin, sonra yarısının ve daha sonra tamamının derinliği 1o metreye çıkarılır.

Devamında derinlik kademe kademe tamamı 20 metreye çıkarılır.

Derinlik 20 metreyi bulduğunda gölün su tutma miktarı bir milyar metre küpe ulaşır.

Bu aşamalar gereksiz maliyetten kaçınmak için mevcut şartlara göre kaleme alınmıştır. Gölün tamamı bazı riskler dikkate alınarak parça parça 10-20 metre de derinleştirilebilir. Bizim vakıf olmadığımız muhtemel risklere ilgili bakanlık ve DSİ vakıf olabilir. Elbette ümid ederiz ki öyle riskler mevcut değildir. Ancak işin aslını uzmanları daha iyi bilir.

Derinleştirilmiş gölü dolduracak su nasıl temin edilecektir. 

Gölün kademe kademe derinleştirilmesi elbette suyun İstanbul ve diğer yerleşim yerlerine naklinin maliyetine çok olumsuz etki etmeyecektir. Bu uygulama maliyetin yavaşça artışını sağlayacaktır.

Bütün gölde derinleştirme 5 metre ve üstünde olduğu zaman mevcut su seviyesi deniz seviyesinin altına düşer. Bir boru ile Karadeniz göle bağlanır. Borunun göl kısmına bir Revers Osmosis filtresi yerleştirilir. Suyun geçişi engellenir. Rakım farkından dolayı filtrede bir basınç oluşur. Bu basınçla su filtreden geçerek göle karışır anak filtre tuzları %95 tutar.

Terkos Gölü’nü besleyecek su yapılacak bir Revers Osmosis tesisi ile Karadeniz’den masrafsız temin edilebilir.

Karadeniz’in rakımı derinleştirilmiş gölden daha yüksek olacağı için Revers Osmosis için herhangi bir enerji harcanmayacaktır. 

Revers Osmosis gölde su seviyesi deniz seviyesine gelinceye kadar devam edecektir.

Derinleştirilen gölden suyu çekme maliyeti nasıl bertaraf edilir

Göl bölgesinde Karadeniz kıyısı boyunca dalga enerjisinden istifade edilebilir.

Göle ve denizin kıyı boyunca içine yerleştirilecek rüzgar enerji santralleri faydalı olabilir.

Ancak göle yerleştirilecek rüzgar enerji santralleri buharlaşmayı arttırarak gölün su kaybına sebep olabilir. 

Buralardan elde edilebilecek enerji suyun naklinde, Revers Osmosisde ve göle karışan ırmak sularının temizlenmesinde kullanılabilir.

Uzun vadeli yatırım yapılmalıdır.

Yukarıda ekonomik sebeplerden dolayı projenin ihtiyaca göre şekillendirilmesini belirttik.

Acaba doğru olan bu mudur.

Projenin tamamının yani 10-20 metre derinleştirme çalışmalarına hemen başlanmasının mantıklı yani yok mudur.

Elbette vardır, hem de pek çok.

Birincisi Melen ve Sakarya Nehri’nden İstanbul’a su pompalamak yerine derinleştirilmiş Terkos Gölü’nden su temin etmek çok daha ekonomiktir.

Hızla gelişen Sakarya ve Düzce bölgesinde yakın zamanda su ihtiyacı katlanarak artacaktır. Gözler haklı olarak Melen tesislerine çevrilecektir.

Diğer arıtma tesislerinde harcanan para Karadeniz’den revers osmosise ile tatlı su teminine harcanır.

Artan sanayileşme, araçların artması, yeni havaalanı ve Trakya’daki yatırımlar su ihtiyacını artıracaktır. 

Sadece yeni havaalanı yılda milyonlarca m3 su kullanacaktır. Uçaklar dahi yıkanacaktır.

Özel araçlarının artması araç yıkama suyunu arttıracaktır.

Anadolu yakasından gelen suyun doğal afetlerle aylarca kesilmesi ihtimali vardır.

Bu proje ile İstanbul’da su problemi en az yüz yıl gündemden düşer.

Asırlarca İstanbul’un en önemli su kaynağı olur.

 

Proje için çok önemli bir hatırlatma

Projeye zarar verebilecek konular elbette vardır. Bunların en önemlisi derinleşen göle toprak altından Karadeniz’in tuzlu suyunun gelmesidir.

Bunu önlemek için göl ile karadeniz arasındaki bölgede kazı ve inşaat yapılmamalıdır.

Kanal İstanbul’dan göle toprak altından tuzlu su geçişi olabilir. Kanal İstanbul ile göl arasında da kazı ve inşaat yapılmamalıdır veya tedbir alınmalıdır.

Bu taktide göl ile deniz ve kanal arasına zigzaglı belirli aralıklarla 10-20 cm çapında kuyular kazılır. Kuyuya çok gözenekli metal borular yerleştirilir.

Tuzlu su göle ulaşmadan bu kuyularda toplanır. Pompalarla çekilerek denize aktarılır.

Gölden Kanal İstanbul’a su sızıntısı olabilir.

 

Sonuç olarak;

Kanaatimce Terkos Gölü’nde derinleştirme çalışmaları bir an önce başlatılmalıdır. Melen tesislerinden gelen 575 milyon metreküp suya denk derinleştirme yapılmalıdır. Bu ise en az 10 metredir. İleriye yönelik asırlık bir çalışma için göl 20 metre derinleştirilmelidir.

Benzer derinleştirme çalışmaları diğer göllerde de yapılabilir. Hem sulama hem de konutların su ihtiyacı karşılanabilir.

Tabi ki gelişen teknoloji ile birlikte ev ve işyerlerinde su tüketiminde tasarrufa gidilecektir. Bir misal vermek gerekirse New York’ta kişi başına kullanılan su miktarı 30 yılda yarıya düşmüştür.

1980: 800 Lt; 1990: 725 Lt;  1995: 651 Lt; 2000: 580 Lt; 2005: 527 Lt; 2010: 475 Lt; 2015: 441 Lt;  2017: 430 Lt.

İstanbul’da kişi başına günlük su sarfiyatı yaklaşık 170 litredir. New York değerinden 2.5 kat daha azdır. Yani İstanbul’da su kullanımı daha çok artacaktır. Bu aşamada tasarruf söz konusu değildir. Çünkü mevcut teknolojiyi kullanmaktayız. New York esas alınırsa gelişen sanayi ve hayat standartları ile birlikte yarınlarda İstanbul’un su kaynakları yetersiz kalacaktır.

Güzel olan şimdilik ve yakın bir gelecek için İstanbul’un su ihtiyacını karşılayacak gerekli tedbirlerin alınmış olmasıdır.

 

Sözün Özü;

Malumunuz Padişah veziriazama sorar. “Paşa her türlü tedbiri aldınız mı”. Veziriazam der ki “sultanım derya donsa ona da tedbir aldık”.

Günümüzde de Başkanımız ilgili bakanımıza sorsa “bakanım herhangi bir kuraklığa karşı İstanbul’daki vatandaşlarımızın su ihtiyacını karşılayacak tedbirler aldınız mı”.

Bu projeyi ülkemize kazandıran bakan der ki;

“Başkanım velev ki İstanbul’a 10 yıl bir damla yağmur yağmasa ona da tedbir aldık”.

————————————————

 

İSKİ sayfasından notlar:

Su Yönetimi

İstanbul’un su kaynaklarının %98’i yüzeysel su kaynağı niteliğindedir. Yağışlarla gelen sular, baraj ve doğal göl dediğimiz alanlarda biriktirilmekte, regülatörlerle toplanarak içmesuyu arıtma tesislerine ulaştırılmaktadır. İstanbul’a su sağlayan 1 doğal göl, 8 baraj, 8 regülatör ve bentler olmak üzere muhtelif kapasitede toplam 18 adet yüzeysel su kaynağı bulunmaktadır. Ayrıca barajlardaki mevcut su miktarını maksimum faydada kullanmak ve mevcut su miktarının daha uzun süre şehri beslemesine imkan sağlamak için su kuyuları ve kaynak suları hizmete alınmaktadır. Aktif içmesuyu kuyusu ve kaynak suyu adedi 161’e ulaşarak, aylık ortalama 3 milyon 500 bin metreküp içmesuyu temin edilmektedir.

İçmesuyu kaynaklarının yıllık toplam verimi 1 milyar 660 milyon metreküptür.

İçmesuyu kaynaklarının su toplama havzaları; Melen ile birlikte 6.157 kilometrekareye ulaşmaktadır.

Su kaynaklarının %60’ı Anadolu Yakası’nda, %40’ı Avrupa Yakası’ndadır. Buna karşılık nüfusun %60’ı Avrupa Yakası’nda, %40’ı Anadolu Yakası’nda ikamet etmektedir.

Su kaynaklarında biriktirilen sular, çapı 3 m’yi bulan isale hatlarıyla içmesuyu arıtma tesislerine ulaştırılmaktadır. İsale hatlarının  823 km’si çelik, 598 km’si duktilfont, 20 km’si polietilen ve kalanı diğer (tünel, kanal ve galerilerden) oluşmaktadır. İsale hatları maksimum 40 atü basınca dayanıklıdır.

İstanbul’un engebeli coğrafyası ve suyun çok uzak mesafelerden şehre ulaştırılması büyük enerji ihtiyacı doğurmaktadır. Suyun kaynağından itibaren musluklara ulaşmasına kadar her evrede içmesuyu hatlarında basınçlı su olabilmesi için terfi sistemleri kurulmuştur. Toplam 115 adet terfi istasyonunda bulunan muhtelif kapasitelerdeki pompalarla suyun şehrin her noktasına ulaşması temin edilmektedir. İçmesuyu terfi sistemlerinin toplam kurulu gücü 308.805 kVA ve yıllık tüketilen enerji miktarı ortalama 757 milyon 805 bin 995 kWh’dır.

İçmesuyu kaynaklarındaki hamsular, gerekli arıtma işlemleri için isale hatları vasıtasıyla içmesuyu arıtma tesislerine ulaşmaktadır. Bu tesislerde içilebilir standartlara getirilen içmesuyu arıtımında ozon sistemi kullanılmaktadır.

İstanbul’un muhtelif  bölgelerinde farklı büyüklükte, su tüketim dengesinin sağlanması, enerji tasarrufu, arızalar ve enerji kesintileri sebebiyle oluşan su kesintilerinin minimuma indirilmesi için su depoları inşa edilmiştir.

Arıtma işlemine müteakip su, isale hatları ve içmesuyu şebekesi ile su dağıtım sisteminde yol alarak İstanbullulara ulaşır. İstanbul’da içmesuyu şebekesi olarak duktilfont borular kullanılmıştır. İçmesuyu şebekesinde dayanıklılık, sızdırmazlık, uzun ömür gibi özellikleri gözönünde tutulmaktadır.

 

www.iski.istanbul/web/tr-TR/kurumsal/iski-hakkinda1/su-kaynaklari1

 

İSKİ 06.09.2018 Değerleri

 

 

https://www.iski.istanbul/web/tr-TR/kurumsal/iski-hakkinda1/su-kaynaklari1

http://www.istanbul.gov.tr/Files/ebulten/2016-8/iceriksu.html

http://t24.com.tr/files/c06cf291e465c56_ek.pdf

https://www.goller.gen.tr/terkos-golu.html

https://www.ankaratb.org.tr/lib_upload/79_D%C3%BCnyadaki%20toplam%20su%20miktar%C4%B1%20__09_03_2010doc.pdf

http://webdosya.csb.gov.tr/db/bolu/icerikler/su-20180222083149.pdf

http://www.pnas.org/content/112/19/5985

https://data.cityofnewyork.us/widgets/ia2d-e54m

 

https://www.sabah.com.tr/yesilekran/2014/01/08/istanbula-melenden-can-suyu

 

https://www.iski.istanbul/web/tr-TR/kurumsal

 

http://www.cmo.org.tr/resimler/ekler/928865c0d389404_ek.pdf?tipi=67&turu=H&sube=2