Köyüm

 

Şu üstteki dağı görüyor musunuz?

Onun adı Yurdun Dağı’dır.

İspir’in Petekli köyünde

İlkokul yıllarında o dağlarda körpelere (kuzu, oğlak) çobanlık yaptım.

O dağlarda kurt kuzumu yedi

Ne arkadaştık kuzularla, koritlerle (oğlak)

Danalarım büyürdü tosun olurdu. Yurdun Dağı’na çıkardı.

Gidip o dağda onlara tuz verirdim

Yüzüne bakardım tosun olmuş danamın.

Başını vücuduma sürerdi

Biz arkadaştık onlarla

Biz sırdaştık onlarla

Kalbimi paralayan hasretim var onlara

O dağlarda radyoda işittiğim yanık türküleri söylerdim.

Karşı dağdan yansır yine bana gelirdi.

Yokluk yoldaşımızdı.

O dağlarda buğday ekmeğine hasrettim.

Arpa ve çavdar ekmeği yedim

O dağlara ekin zamanı günde iki kez çıkardım.

Eşeğimle ekin taşıdım.

Yalnız, ıssız ormanın içinden geçerken ayı, kurt korkusundan türkü söylerdim.

Ayılar önüme çıktı.

Kurtlar önüme çıktı.

Buzulda kayıp uçurumdan aşağı düşmekten çarptığım bir taş kurtardı.

Çarpmamla kendimi buzulun dışında buldum.

Kader.

O dağlarda galıflarda (kulübe) geceleri yattım babamla.

Geceleri kurt sesleri ile ürperirdim

Yağmur galıfta ciğerime kadar işlerdi

O dağın tepelerinde şiddetli esen fırtınaların beni uçurumdan aşağı yuvarlamaması için eşeğin kuyruğunu tutardım.

Ya seller.

Körpelerimi son anda selden kurtarmıştım

Kar çiçeği sevgilimdi.

Onu çok severdim.

Hele karların arasından yükselen, sanki kar açılmış kar çiçeğine buyur sen de gel demiş.

Sen de güneşi gör, Yavuz gelip seni görsün diye sanki.

Bir de ayı gülü, kurt kulağı ve fino fesi vardı.

İsimleri dilimden düşmeyen çiçeklerim.

Ve bir gün Gebze’ye doğru yolculuk başladı.

Sılam gurbetim oldu.

Her şey arkada kaldı.

Bir daha hiç yaşamadım o günleri

Kalbimden hiç silinmedi

Ne şiirler yazdım köyüme.

Resimlere bakarken ağlatan hatıralarım.

Önümde bir kuzu var idi mordan

Hep haber getirirdi o yardan

Name istemiş çoban Yavuz’dan

Yazıyordum.