MARS içeriğine geri dön

MARS insanlık tarihinin en önemli kütüphanesidir.

Mars’ta geçmişte bir hayat vardı.

Mars’ta insanoğlu binlerce yıl yaşadı

Mars insanoğlunun ikinci dünyasıydı

Mars insanlık tarihi hakkında çok kıymetli bilgiler taşımaktadır

Geçen sene NASA’nın gönderdiği Perseverance robotu 18 Şubatta Mars’a inecektir.

Kanaatimce bu olay yakın gelecekte insanlığın tarihi hakkında çok önemli kapıların açılmasına sebep olacaktır.

Bilim ve insanlık tarihi hakkında hayal dahi edemediğimiz muhteşem ve çok heyecan veren bilgilere yarınlarda ulaşacağız.

Robotun Mars’a inmesi ile birlikte yakın gelecekte antik çağlar hakkında doğru olduğu zannedilen birçok tarihi bilgi çöpe atılacaktır.

İnsanlık tarihi hakkında zan ile konuşan bazı ilim insanları sus pus olacaktır.

Geçmişteki insanlara sapiens deyip geri zekâlı zanneden bilim insanları rezil olacaktır.

Mesnetsiz bir şekilde insanın atasının maymun olduğunu iddia eden bilim insanları özür dileyecektir.

Bu olay sanki tarihin derinliklerini seyretmemize, dinlememize sebep olacaktır.

Bu olay tarihin gizemlerini saklayan sandığın şifresini çözmek için atılmış bir adımdır.

O sandık açılacak ve insanlık şok olacaktır.

O sandık açılacak ve geçmişe hayran kalacağız.

O sandık açılacak ve biz mağara adamı dediklerimizin sahip oldukları imkânlara kıyasla asıl bizim kafaların mağara kafası olduğunu anlayacağız.

Utanacağız. Geçmişteki kavimlerden özür dileyeceğiz.

Birbirimize bakıp düştüğümüz komik duruma gizli gizli güleceğiz.

NASA elbette bazı sonuçlar elde etmek için gayret ediyor, masraf yapıyor.

Ama NASA hayal dahi edemediği çok kıymetli bilgilere ulaşacaktır.

Peki açılacak o sandık nedir.

O sandıkta neler bulunacak.

Maymundan geldiğimizi söyleyen bazı bilim insanları niçin rezil olacak

 Biz niçin utanacağız.

Önce bir hayal dünyasına dalıp konumuza dönelim

Bininci kuşatan deden hanımı ile kendilerine ait uzay aracı ile yörüngedeki devasa boyuttaki bir firmanın yaptığı uzay üssüne gittiler.

O devasa boyuttaki muhteşem uzay üssünde akşama kadar vakit geçirdiler.

Tenis gibi oyunlar oynadılar.

Yemek yiyip, çay ve kahve içtiler. Çok mutluydular.

Çok güzel bir gün geçirdiler.

Güneşin doğduğunu ve battığını birkaç kez gördüler

Akşam eve döndüler

Deden hanımına dedi ki “benim torunlarım da Jüpiter’e gidecek”.

Bunun olmuş olabileceğiniz, hiç hayal ettin mi?

Ey insanoğlu uyan

Tufan sırasında gemi dağlar gibi dalgaların arasında gidiyordu.

Hazreti Nuh’un oğlu gemiden yüzlerce km uzaktaydı.

Hazreti Nuh ELBETTE oğlu ile bir iletişim vasıtası ile görüştü.

O iletişim vasıtası günümüzün teknolojisi ile yapılamaz.

Günümüzün cep teli o telefon yanında antik sayılır.

İnsanoğlu teknolojiye ilk kez ulaşmadı.

Bize inanmıyorsanız Mars’a gidin.

Ne demek istediğimiz anlayacaksınız.

Gidenler anlayacaktır.

Hazreti Nuh Tufanında mevcut olan teknolojiye insanoğlu ancak kıyamete yakın ulaşır.

Resimdeki cismi belki senin 1000. Göbekten deden yaptı.

Uyan insanoğlu.

İnsanlığın yaşı 450.000 yıldan fazladır.

Bu teknolojiye ilk kez ulaşmadık.

Geçmişte çok yüksek teknolojiler vardı.

Mars kapıların arkasındaki bir dünyadır.

Yıkılmış harap olmuş bir dünyadır.

İnsanlığın geçmişteki ikinci dünyasıydı.

En az 450.000 yıllık insanlık tarihinde teknoloji defalarca yükselmiş ve tekrar yok edilmiştir.

Teknolojinin yükselmesi çok zor ise de yıkmak bir günlük veya bir ömürlük en fazla birkaç nesillik iştir.

Zedelenen beyinle birlikte zekâ birkaç nesil sonra kaybolur.

İnsanoğlu geçmişte yükselen teknoloji ile birlikte uzaya ve Mars’a gitmiştir.

Bunu Mars’taki kalıntılardan anlıyoruz.

Geçmişte ileri teknoloji olduğuna dair bilgi ve belgeler hem dini, hem de bilimsel kaynaklarda bulunmaktadır.

İnsanoğlu ilk defa Mars’a gittiğinde Mars’ta bir atmosfer muhtemelen vardı.

Teknoloji ile o atmosferi yaşanabilir hale getirdiler.

Bu ilk gidiş yaklaşık 450.000 yıl öncedir.

İnsanoğlu ilk beş bin yılda çok yüksek teknolojiye ulaştı.

O ilk beş bin yıldaki teknolojiye ulaştığımızı zannetmiyorum.

Peki, nasıl ulaştı

Hazreti Âdem peygamberdi.

Çok üstün zekâya sahipti

Hazreti Âdem Cenneti gördü.

Cenneti gören maddenin hakikatini bilir.

Atomu da bilir, protonu da bilir, bizim bugün bilmediklerimizi de bilir.

Uzayı, zamanı, yıldızları bilir.

Nitekim meleklerin bilmediğini biliyordu.

Bu çok önemli bir konudur.

İşte bildiği bu bilgilerden torunlarına üstü kapalı bahsetti.

Fakat bir farkla, misal;

Atom enerjisinden bahsetti fakat nasıl yapılacağını bahsetmedi.

Yeraltındaki petrolden bahsetti fakat motorun nasıl yapılacağından bahsetmedi.

Gezegenlerden bahsetti fakat astronomi ilminden bahsetmedi.

Sadece bilimlere işaret ettiler.

İnsanlar sebeplere yapışmakla emrolundu.

Hasta isen ilaç alacaksın. Dua da al. Ama ilacını da al.

O ilacın şifa etkisini yaratan Allahu tealadır.

Sebeplere en çok peygamberler yapışır.

Hazreti Âdem’e ilim verilmeseydi insanlığın soyu devam edemezdi.

O zamanki vahşi hayvanların sayısı şimdikinden çok daha fazlaydı.

Gördüğü torunlarının içinde de çok zeki insanlar vardı.

Hazreti Âdem’den sonraki ilk bin yılda dünya gıda maddesi dolu idi.

Yaşamak için çalışmalarına hiç gerek yoktu.

Milyonlarca insan hiç çalışmadan yaşıyordu.

Yaşamak için hiçbir uğraşa gerek duymayan insanlar bilime sarıldı.

Bu insanlar dedeleri hazreti Âdem’den gelen bilgileri kullanarak bilimde ilerlediler.

Bu konuya geniş olarak Mars’ın sırları kitabımızda değindik.

Mars’taki hayatlar savaşlarla belki asteroid çarpmaları ile birkaç kez yok oldu.

Tekrar kuruldu.

Gelecekte de kurulabilir.

Jüpiter’deki gazlar, uydularındaki sular ve Venüs’teki gazlar bulundukça Mars’ta atmosfer oluşturmak mümkündür.

Çok yüksek teknolojilerin mevcut olduğu her zaman Mars’ta bir atmosfer oluşturmak mümkündür.

NASA’nın paylaşımlarından geçmişte Mars’ta bir medeniyetin var olduğu anlaşılıyor.

Mars’ta oksijen ve su bulunmadığı için insanlığa ait kalıntılar yüz binlerce yıldan beri kumların altında bozulmadan kalır.

Yani Mars’ta teknolojinin her ürünü bulunabilir.

Mars’ta kitaplar, videolar bulunabilir.

Mars’ta dünyadaki kadim medeniyetler hakkında pek çok bilgi bulunabilir.

Şunu önemle ifade edeyim ki Mars dünya tarihinin en önemli ansiklopedisidir.

İnsanlık tarihinden bahseden en önemli kaynaktır.

O kumların altında ne hazineler yatıyor bilemeyiz.

Mars’taki kalıntılardan NASA üç sebepten hemen bahsetmeyebilir.

Birincisi batı dinleri geçmişte yüksek teknolojiye ve insanlığın yaşının 10.000 yıldan fazla olduğuna inanmaz.

NASA Mars’taki kalıntıları inceleyerek teknolojide çağ atlayabilir.

Üçüncüsü NASA kalıntıları dünyaya getirip ücret karşılığı teşhir edebilir. Şimdiden bahsederse heyecan azalır.

O kumların altında öyle bilgiler vardır ki rüyamızda dahi göremeyiz.

Misal acaba Tufanın kaydedildiği videolar var mıdır?

Çünkü Tufan’daki teknolojiye insanoğlu ancak kıyamete yakın ulaşır.

Tufan hazreti Âdem’den yaklaşık 20.000 yıl sonra olmuştur.

Acaba nükleer savaş videoları, peygamberlerin videoları var mıdır?

İşte Mars insanlığın tarihi aydınlatacak bir kütüphanedir.

Anahtarı oraya gitmektir.

Elbette NASA bizim bilmediklerimizi biliyor.

Bazı cisimlerin üstü kum görüntüsü ile kapatılıyor.

Bazı cisimler bir yerde toplanıyor.

NASA’nın Mars’ta şu an bir deposu vardır.

Kalıntıları bir araya topluyor.

İnecek araç bunları da inceleyecek.

Mars’taki kalıntıların yaşını da inceleyecektir.

Mars’ta insanlığın hangi tarihlerde yaşadığı anlaşılacaktır.

Tabi ki Tufan’ın yaşı da bulunacaktır.

Çünkü bu dünya en yüksek teknolojiye Tufan’dan önce ulaşmıştır.

Tufan’dan önce Mars’ta bir medeniyet elbette vardı.

Bu medeniyet ya Tufan’da yok oldu ya da Tufan’dan önce nükleer savaş veya asteroid çarpması ile yok oldu.

Yani Tufana sebep olan yaklaşık Ay büyüklüğündeki kuyruklu yıldız Mars’ta hayata son vermiş olabilir.

Devasa büyüklükteki kuyruklu yıldız Asteroid kuşağından geçerken irili ufaklı yüzlerce asteroid kuyruklu yıldızın çekimine kapıldılar.

Kuyruklu yıldız Mars’a yaklaşınca çekim etkisindeki asteroidler Mars’ın çekim etkisine kapılıp Mars’a doğru hareket ettiler.

Ve Mars’a çarptılar.

İşte bu Mars’ta kurulan ilk medeniyetin sonu oldu.

Tufan’dan binlerce yıl sonra dünya yine dolunca mevcut yüksek teknoloji ile Mars’ta tekrar bir medeniyet kuruldu.

Mars’ta aklımıza hiç gelmeyen insanlığa ait kalıntılar bulunacaktır.

Belki eski kavimlere gelen ilahi kitaplar bulunacaktır.

Bu kitaplarda son peygamberden bahsedildiği anlaşılacaktır.

Ama NASA onu açıklamaz.

Mars insanlık tarihinin en önemli kaynağıdır.

Mars diyor ki; bana gel insanoğlu,

Sana vereceğim çok şey var.

On binlerce yıl önceki dedenin eserlerini senin için koynumda saklıyorum.

Başka hiçbir yerde bulamayacağın hatıralar kumlarımın altında saklı.

Deden eserlerine bakıp hayran kalacaksın.

“Dedem bu tekniğe torunlarından çok önce ulaşmış” diyeceksin.

“Benim dedem mağarada yaşamadı.

Benim dedem sarayda yaşadı.

Benim dedem benden de medeniydi” diyeceksin.

O kumların her zerresine elbette insanoğlu dokundu.

O yüzeyinde denizlerde balıklar elbette yüzdü.

Havada kuşlar uçtu.

Yeşil bahçelerinde deden hanımı ile yürüdü.

Hanımına gül verdi.

Çocuklar koşup eğlendi.

Milyarlarca insanın Mars’ta doğduğunu hiç hayal ettin mi?

Ama sen insanoğlu çok vefasızsın.

O dedeni mağaraya koyarken hiç utanmadın.

O deden hayatında bunu bilseydi kahrından ne ahlar çekerdi.

O ninen ne kadar üzülürdü.

O ninen belki dedi ki;

“Benim torunlarım Jüpiter’e gidecek.”

Deden söz aldı gökyüzüne baktı, yumruğunu sıktı, büyük bir inançla dedi ki

“Sultanım benim torunlarım Güneşin dışına çıkıp, Şira yıldızına gidecek.

Benim torunlarım diğer semaları keşfedecek.”

Nerden nereye azizim.

Reddedenlere ne demeli

Üzülmek çare değil azizim.

Gerçeği haykırmak için gayret gerek azizim, gayret.

Gerçekleri öyle haykır ki azizim sanki Mars’ın kumları şahlansın.

Mars sevinçten titresin.

Mars diyor ki “Ben onların dedeleri için bir gurbet değil bir sılaydım.”

“Ey insanoğlu tekniğin gelişince yine geleceksin.

Kumlarıma basıp yine yürüyeceksin.

Jüpiter’den ve Venüs’ten gazları, suları tekrar getirip üzerime atmosferi tekrar örteceksin

Havada kuşlar uçacak, sularda balıklar yüzüne su serpecek.”

Mars yeşil bahçelere son kez tekrar dönüşecektir.