Mars’ın Ölümü

Bu eser yüzbinlerce yıllık insanlık tarihinin daha henüz ilk beş bin yılını konu edinen bir bilim kurgudur. Eserde geçen ve bu güne kadar hiç işitilmemiş akıllara durgunluk veren devasa boyuttaki olayların benzerlerinin geçmişte vuku bulmuş olması muhtemeldir. Hem bilimsel hem de dini kaynaklara göre insanlığın yaşı dört yüz bin yıldan az değildir.

Yeryüzünde ve uzayda özellikle Mars’ta ele geçen kalıntılar ve görüntüler günümüzdeki teknolojiye ilk kez kavuşmadığımızı ispat eden reddedilemez birer delildir. İnsanlık tarihini gelecekte yeniden yazdıracaktır. Teknoloji geliştikçe tarih bilgimiz de değişecektir.

Yeraltı ve uzay insanlığa ait pek çok sırrı bünyesinde bulundurmaktadır. On binlerce yıl önce, farklı dönemlerde teknolojiler birçok kez yükselmiştir. Sonra tekrar kitle imha silahları ile yok edilmiştir. Teknolojilerin yükseldiği dönemlerde uzaya insansız uzay araçları gönderildi. Nitekim 1950’lerden sonra da gönderildi. Gelecekte de gönderilecektir.

On binlerce yıl önce uzaya gönderilen araçların bir kısmı uzayın boşluğunda yol almaktadır. Bir kısmı ise gezegenlere, yıldızlara çarpıp parçalandı. Bu araçlardan dünyaya çok zayıf sinyaller gelebilir. Uzaydan mahiyetinin ne olduğu bilinmeyen sinyaller alınmıştır.

Geçmişe ait sırlar bu araçlarda ve henüz keşfedemediğimiz yeryüzü, gezegen ve uydularındaki kalıntılarda saklıdır. Bu gezegenler Güneş sisteminin dışındaki yıldızların yörüngesinde de olabilir.

Bu bilim kurgu heyecan içinde bir solukta okunacak bir eserdir.

Okuyucusunu kâh Mars’a, Venüs’e, Merkür’e ve kâh yakın Şira yıldızına götürecektir.

Muhteşem olayların içinde hercümerç olacaksınız.

İşte aradığım bu diyeceksiniz.

İşte insanlık tarihi bu diyeceksiniz.

Ve işte gelecek bu diyeceksiniz.