Okyanuslardaki Bin Metre Yüksekliğindeki Akıntılar Kur’an-ı Kerimde Bildiriliyor

Ayeti kerimelerde üstü kapalı bildirilen bilimsel olayları teknoloji geliştikçe daha iyi anlıyacağız. Kuranı kerimde teknolojiden haber veren pek çok ayeti kerime vardır. 

Şura Suresi 32. Ayetinde mealen;

Denizlerde dağlar gibi akıp giden (inşa edilmiş, kurulmuş) gemiler de O’nun varlığının, kudretinin delillerindendir

Rahman-24. Ayetinde de aynısı buyurulmaktadır.

Bütün meallerin aksine bu ayeti kerimede geçen “cevari” kelimesi “gemiler” değildir.

Canlı hayata büyük faydaları olan bazılarının genişliği 100 km, derinliği 1000 metreyi aşan “deniz ve okyanus akıntılardır”.

Bir geminin yüksekliği bir dağın yanında küçük bir cisimdir. Halbuki Ayeti kerimede “dağlar gibi akıp giden” buyuruluyor. Birincisi gemi akıp gitmiyor. İkincisi gemi dağlar gibi yüksek değildir. Bu ikisine de uayn okyanus akıntılarıdır. Yükseklikleri dağlar kadardır.

Peki Allahu teala bunu niçin bildirmiş olabilir. Burada bir bilim ve bir ibret var.

Nedir bu bilim.

Derinliği (ya da zeminden yüksekliği) bin metreyi bulan akıntılardan haber veriliyor.

Bu 1400 yıl önce bildirildi.

İkinci ve çok önemli bir tarafı insanlık ve bütün hayat içindir.

Okyanus akıntıları olmasaydı hayat olmazdı.

50 kadar okyanus akıntısı, yüzlerce spral akıntı ve batma ve çıkma bölgeleri vardır.

Gulf Stream  saniyede 120-150 milyon metreküp su taşır. Saatte 9 km yol alır.

100 km genişliğinde, 800-1200 m derinliğindedir.

Antarktik Kutup Dairesi akıntısı

Kıta 20 M km2, 18.000 km kıyı, 100-150 M m3/sn su taşır.

Alttan yukarı 35-45 milyon m3/sn su çıkar.

21.000 km uzunluğundadır. Tüm nehirlerin 100 katı su taşır.

Nehirler 1.3 milyon m3/sn

Mart ayındaki ortalama en az 2.6 milyon km²‘den Eylül ayındaki ortalama en çok 18.8 milyon km²‘ye çıkar.

 Thermohaline

1000 yılda dönüşü tamamlar.

Global akıntı bandı, termohalin, Kuzey Atlantik’de kutuba yakın bir noktada yüzeyde başlar. Burada soğuktan dolayı su donma noktasındadır. Tuz donmadığından dolayı kutuplarda donan su tuzunu suya bırakır. Bu yüzden kutuplarda donmamış sular daha çok tuzludur. Soğuk tuzlu su artan yoğunluğundan dolayı okyanusun dibine doğru hareket eder. Zemindeki su da yukarı doğru hareket ederek yer değiştirirler. Yani zemin ile yüzey arasında bir akıntı oluşur.

Derine inen soğuk tuzlu su Kuzey Atlantik’den Afrika’nın ve Güney Amerika’nın en güney noktasına doğru okyanusun altından kıtalararası yolculuğuna başlar. Antartika’ya gelen su Kuzey Atlantik’te olduğu gibi yine soğur ve derinlere doğru batar. Yani yeniden hareket etme kabiliyeti kazanır. Antartika’dan doğuya doğru hareket etmeye başlayan dip akıntı iki kola ayrılır. Kollardan biri kuzeye yönelerek Hindistan Okyanus’una doğru giderken diğeri doğuya Pasifik Okyanusu’na doğru hareket eder. Her iki koldaki soğuk su yolculuklarının sonunda yüzeye doğru hareket ederek yüzey akıntısını oluştururlar. Güneye ve sonra batıya doğru yönelirler. Geldikleri bölgeye yani Kuzey Atlantik’e doğru hareket ederler. Bu devasa boyuttaki su akıntısı 1000 (bin) yılda gidiş dönüşünü tamamlar. Amazon nehrinden 100 kat daha fazla su taşır.

Okyanus akıntıları mevsimlere etki etmektedirler. Milyonlarca ton sıcak su kütlesinin soğuk bölgelere gelmesi bölgenin atmosferi üzerinde ısınmaya sebep olur. Daha soğuk olması gereken bölgelerde hava sıcaklığı artar. Tersi de mümkündür. Soğuk su akıntıları sıcak bölgelerde atmosfer ısısının düşmesine sebep olurlar.

Bu akıntı CO2 taşınımı ve suda yaşayan canlıların gıdası için çok önemlidir. Okyanuslardaki yüzey suları zamanla CO2 ve gıda için yetersiz kalır. Fakat yeraltı sularının yüzeye çıkması ile tekrar zenginleşir. Dünyaya hayat veren, canlıların beslenme kaynağı, gıdaca zengin derinlerdeki soğuk sulardır.  Bunlarla deniz yosunları yani fitoplanktonlar hayat bulur ve bize oksijen sağlar. Bu akıntılar olmasaydı biz olmazdık.

Soğuk tuzlu su 360 m/h hızla 3000 metre batar.

Yüzeyden akmasa da Akdeniz’in suyu zeminden 2 m/s hızla Atlas okyanusuna akar.

Dünyadaki mevcut su miktarı 1,386,000,000 km3, okyanuslardaki su miktarı ise 1,338,000,000 km3 dür. Yeryüzündeki bütün suların % 96.5 kadarını oluşturan okyanus suları bazı meteorolojik, oşinografik ve astronomik sebeplerden dolayı devamlı olarak hareket halindedir. Yalnız okyanus suları değil hemen hemen dünyadaki bütün sular hareket halindedir. Bu hiç bir emek ve enerji harcanmadan vukubulan, canlı hayatın ve dolayısıyla insanlığın yararına olan öyle bir fiziksel bir olay ki “olmasaydı hayat olmazdı” denebilecek boyuttadır. Okyanusların, denizlerin, göllerin, nehirlerin velhasıl yeryüzündeki bütün suların hareketinde, devri daiminde dünyadaki bütün canlılara muazzam boyutlarda katkısı olan onların canlı kalmasını sağlayan nice faydalar vardır.

Okyanuslardaki suların global boyutta hareketini sağlayan en önemli sebebi hiç şüphesiz devasa boyutlarda binlerce km uzunlukta nehir gibi akıp giden okyanus akıntılarıdır. Okyanuslarda yılın her gününde devam eden muazzam boyuttaki bu akıntılar bütün dünyadaki canlı hayatı derinden ilgilendiren çok önemli olaylara sebep olurlar. “Okyanuslar içinde dağlar gibi akıp giden çok geniş ve derin  nehirler” tabiri bin metre derinlik boyunca akıp giden bu akıntıları en güzel şekilde izah etmektedir.

Akıntılar konumlarına göre sıcak veya soğukturlar. Sıcak su taşıyan akıntılar Ekvator bölgesinden Kuzey ve Güney Kutup bölgelerine hareket ederken soğuk su taşıyan akıntılar da kutuplardan ekvator bölgesine doğru hareket ederler. Sıcak su akıntılarının en meşhuru hiç şüphesiz Gulf Stream’dir. Diğer büyükleri Brezilya, Mozambik, Agulhas ve Kuroşivo’dur. Soğuk su akıntıları Labrador, Atlantik, Humboldth, Oyaşivo, Kanarya, Kaliforniya, Peru ve Benguala akıntılarıdır. Dünyanın ekseni etrafında dönmesinden dolayı genellikle kuzey yarımkürede bulunan akıntılar saat yönünde sağa doğru, güney yarım kürede bulunan akıntılar da sola doğru saparlar (Coriolis etkisi). Bu sapmalar akıntı halkalarının, girdapların ve sislerin oluşmasına sebep olur.

Bir okyanusun içinde bazen kilometrelerce genişlikte ve bin metreyi aşan derinlik boyunca binlerce km uzunlukta nehir gibi akan akıntıları oluşmasının en büyük sebebi yüzey sularını hareketlendiren rüzgarlardır.

Deniz ve okyanus akıntıları sıcaklık ve farklı oranlardaki tuzluluğun sebep olduğu yoğunluk farkından da meydana gelmektedir. Bu tip akıntılar suların derinliklerine ve akabinde yüzeye doğru hareket ederler. Böylece mikroorganizmalar için ve elbette bütün insanlık için gerekli olan gıda ve ısıyı yüzeye taşırlar. Okyanuslardaki hayatın devamına büyük katkı sağlarlar.

Deniz ve okyanuslarda suların hareketliliğine etki eden sebeplerden biri de ayın çekim etkisi ile oluşan med ve cezirdir. Fundy Körfezi’nde (Kanada, Nova Scotia) sular yılın bazı zamanlarında 16 metre kadar yükselip alçalmaktadır. Yine Ungava Körfezi (Quebec) ve Bristol Kanalı’nda da  (İngiltere) med ve cezir önemli derecede etkili olmaktadır. Dünyanın pek çok yerinde az veya çok etkili olmaktadır. Ancak med ve cezir global boyutta değildir. Suların kıtalararası hareketine sebep olmayabilir. Belki tetikliyor olabilir.

Geçici olarak tsunamiler, çok şiddetli fırtınalar, okyanus tabanlarındaki volkanik hareketler ve derinlerde yapılan nükleer patlamalar global boyutta okyanuslarda suların büyük oranda yerdeğiştirmesine sebep olmaktadırlar. Bu geçici sebepler canlı hayata destekten çok yıkımına sebep olmaktadırlar. Zeminlerdeki küçük boyutlardaki volkanik hareketler, patlama olmadan magma sızmaları bazı deniz canlılarının yaşamasına destek olmaktadır.

İklimlerin değişmesine sebep olurlar

Sıcak okyanus akıntılarının etkisi ile çevresinde bulunan bölgelerin sıcaklığı normalin üstüne çıkar, iklimi ılımanlaşır. Doğal bitki örtüsü artar. Deniz canlılarının çeşitliliği ve karlarda tarım ve hayvancılık üzerinde çok önemli bir rol oynar. Golfstream sıcak su akıntısı hemen bütün Kuzey Avrupa’nın iklimine doğrudan etki ederek ılımanlaştırır. Özellikle İzlanda, İrlanda, İngiltere ve Norveç Golfstream sıcak su akıntısının etkisi ile bugünkü yaşanabilir konuma sahiptir. Japonya’nın kuzey kıyılarında iklimi önemli derecede ılımanlaştıran Kuroshio sıcak su akıntısıdır.

Soğuk su akıntıları da sıcak bölgelerde iklimin üzerine etki ederler. Yüksek sıcaklıkları önemli derecede düşürerek bölgedeki bütün canlıların yaşamasına imkân verirler. Aksi taktirde pek çok canlı türü yok olabilirdi. Bunların yok olması insanların hayat şartlarını zorlaştırırdı. Aşırı sıcaklar bölgede yaşamayı olumsuz etkilerdi. Batı Afrika’da Namibya kıyıları boyunca kuzeye akan Benguela, Fas kıyılarını etkileyen Kanarya ve Peru’da Humbolt soğuk su akıntıları bölgede iklimin üzerine etki ederek aşırı ısınmayı önlerler.

Okyanus akıntıları yağışların düzenli olarak devamını sağlarlar. Akıntıları başladıkları bölgede bulunan besinleri yani planktonları ve mineralleri yüzlerce km uzaklara taşırlar. Buna bağlı olarak balık sayısı ve çeşitliliğini arttırırlar. Kara hayvanlarının beslenmesini sağlarlar. Akıntılar biyolojik zenginliğin ve çeşitliliğin üzerine çok önemli rol oynarlar.

Sıcak ve soğuk su akıntıları bazı bölgelerde karşılaşırlar. Okyanuslardaki bu bölgeler plankton ve oksijen bakımından oldukça zengin olduğundan dolayı balıkçılık için çok elverişlidir. Japonya, Norveç ve İngiltere kıyılarında balıkçılığın zengin olmasını akıntılar sağlar.

Kuzey ve güney kutup bölgelerine yakın yerlerde sıcak su akıntılarının etkisi ile havalar olması gerekenin daha üstünde bir sıcaklığa sahip olmaktadır. Ilımanlaşan iklim sayesinde bölgede deniz ve bitki örtüsünde önemli derecede çeşitlilik gözlenmektedir. Golf Stream sıcak su akıntısının etkisi ile Londra’da palmiye ağaçları yetişmektedir. Fakat aynı enlemde bulunan Kanada’da bu ağaçlara rastlamak mümkün değildir. Benzer şekilde çok sıcak bölgelere doğru akan soğuk su akıntıları bölgeyi boğucu sıcaktan korumakta tarım ürünlerinin bol miktarda yetişmesine imkân sağlamaktadır. Akıntılar gemilerin hareketine de yardımcı olmaktadır. Akıntılar olmasaydı planktonlar çok azalır ve bütün canlı hayatın devamı için yeterli oksijen temin edilemezdi. Ormanlar dahi yağmuru denizlere okyanuslara borçludurlar. Planktonlar yaşasaydı dahi okyanuslardaki besin maddeleri azalacağından deniz canlılarının büyük bir kısmı yok olacaktı. Sıcaklık farklılıkları oluşacak ve deniz canlılarının ölümüne sebep olacaktı. 1958 yılında Danimarka Boğazı’nda binlerce balık sıcaklık farkından ölmüştür. Irminger sıcak su akıntısı ile Greenland soğuk su akıntısının kesiştiği bu bölgede yaklaşık bir km mesafedeki iki noktanın sıcaklıkları 7.2 0C ve 34 0C olduğu yapılan ölçümlerle anlaşılmıştır.