Salgın Hastalıklarda Koruyucu Hekimlik esastır

Bedenimizde 70 trilyon kadar hücre vardır. Bunun 30 trilyonu bedenimizi oluşturan hücrelerdir. Kırk trilyon hücre de bedenimizdeki bakterilere ait çok daha küçük hücrelerdir. Yani bedenimizdeki bakteri hücreleri kendi hücrelerimizden daha fazladır. Bakteriler hastalık yapanlar ve bedene faydalı olanlar olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Hastalık yapan bakterilere mikrop denir (patojen). Faydalı bakterilere probiyotik denir. Bağırsaklarımızda B ve K vitaminlerini yapan bakteriler vardır. Misal yeni doğan bir bebeğin bağırsaklarında B ve K vitaminlerini yapan bakteriler yoktur. Üç gün içinde bağırsaklara yerleşirler ve vitamin yapmaya başlarlar. Doğumdan hemen sonra bedenin ihtiyacı olan B ve K vitaminlerini her bakımdan zengin ağız sütü karşılar. www.yavuzornek.com/gizemli-gercekler/agiz-sutu/

Virüsler bakterilerden 10-100 kaç daha küçüktürler. Zararlıdırlar. Fakat hastalık yapan bazı bakterileri yok eden virüsler de vardır.

Bir bölgedeki herhangi bir salgında herkesin hasta olmamasının bazı sebepleri vardır. Bunların en önemlisi bedenin savunma sistemidir. Bedenin savunma sistemi sağlıklı beslenme ile artmaktadır. Fakat savunmanın artmasının başka bir sebebi daha vardır. Beden daha önceden benzer fakat hafif bir hastalık atlatmışsa bedende antikorlar üretilmiştir. Bu antikorlar yeni ve güçlü bir salgında bedeni koruyabilir.

Bir doktorumuz TV’de “gribe yakalanmamak için grip olun” demişti. Doktoru bir kaşık suda boğdular. Dediği doğrudur. Yani “ağır gribe yakalanmamak için hafif gribe yakalanmak iyidir” demek istedi. Çünkü beden hafif grip için antikor üretir ve bunlar hemen sonra gelecek ağır gribe karşı mücadele eder.

Herise yani keşkek bedeni çok kuvvetlendirir. Buy yani çemen (pastırmaların üstüne sürülen çemen ismindeki macun; sarmısak, kırmızı biber ve buy tohumu unudur), hakiki bal, zencefil, sirke, limon, havuç, çörekotu ve hurma bedenin savunmasını arttırdığı için aşırıya kaçmadan tüketilmesini önemle tavsiye ederim.

Hurmanın tamamına yakını vücut tarafından kullanılır. Böyle bir gıda maddesi yoktur.

Cilde esans yani gül yağı, gül suyu sürmek bedeni besler. Güzel koku bedeni dinç tutmaya yardım eder. İçmek için hazırlanmış gül suyunu içmek de iyidir.

Sabah aç karnına su içmenizi tavsiye etmem. Bedenin direncini yani hastalıklara karşı direnci azaltır. Biraz bal veya limon veya sirke katıp içiniz.

Bütün bedenin işlemesini sağlayan sinirlerle iletilen elektriktir. Tevekkül bedenin elektriğini normalde tutar.

Tevekkül yani moral bedenin savunmasını çok arttırır.

Yüksek morale sahip olmak için insanın önce kendisi ile barışması lazımdır.

Huzuru başkalarına karşı yumuşaklıkta buldum.

Huzuru “sen haklısında” buldum.

Huzuru başarıda buldum.

Huzurlu olursak mikroplar huzur bulmaz.

Planets’ Telephone Codes

Tens of thousands of years ago Earth, Mars, Venus, and Moon had telephone codes for communications, such as country codes.

Ancient technology on Mars

I’m calling out to the whole world.

The only source that caused this article to be written are the photographs detected by NASA on the Mars surface.

We accept these photos, which have not changed, as promissory notes that human beings lived on Mars.

Of course, many researchers at developed countries believe this as well.

Constructive discussions of scientists on any topic, helps us to understand that topic.

We need those who has science and think differently from us.

Objections must be conscientious. It should not be in a heartbreaking style.

Mars is the ruin of different civilizations that have been destroyed. Many civilizations lived on Mars ten thousand years ago.

The products that manufactured with high technology, are covered sands of Mars. There are hundreds of thousands of “communication device” in the sands of Mars. Today, we call this communication device as cell phone. In other words, there are hundreds of thousands of “mobile phone” in the sands on Mars, which are manufactured with very high technology.

Technology on Earth would never be reset if those on Mars lived.

Have you ever thought that your “thousandth” grandfather might have gone to Mars? Why not.

The history of Mars is a mysterious epic full of secrets.

The history of humanity is hidden on Mars. There are very important information about the human history on Mars.

In many periods in the past, there were many high-tech civilizations than today.

Human history is not less than 400,000 years.

Of course, during the Flood, all the glaciers at the poles melted due to the hot waters coming from underground. All glaciers formed after The Flood. This is exactly right. Believe or not. Why waters came up on surface. You can find answer of this question at my article published this website (Turkish).

Oldest glacier age at the bottom is given between 60,000-800,000 years.

Just after The Flood, glacier start to form at poles. But after a while glacier start to melt at the bottom with the pressure of the glacier on top. In other words, glaciers have formed and melted continuously since the flood.

Depends on the age of the glaciers, The Flood hundreds of thousands years ago occurred. As seen human age is not like 10 thousands years.

Communication devices used by those who went to Mars were much more perfect than today’s cell (mobile) phones.

Wake up humankind.

I will wake you up.

Curtesy NASA/JPL-Caltech
Curtesy NASA/JPL-Caltech
Curtesy NASA/JPL-Caltech
Curtesy NASA/JPL-Caltech

Gezegenlerin Telefon Kodları

On binlerce yıl önce Dünyanın, Mars’ın, Venüs’ün, Ay’ın farklı telefon kodları vardı

Tabi ki Dünyanınki 1 idi.

Bütün Dünyaya sesleniyorum.

Bu yazının yazılmasına sebep olan yegane kaynak NASA’nın Mars yüzeyinde tespit ettiği fotoğraflardır.

Hiç bir değişime uğramamış bu fotoğrafları insanoğlunun Mars’ta yaşadığına senet olarak kabul ediyoruz.

Tabi ki gelişmiş ülkelerdeki pek çok araştırmacı da böyle inanmaktadır.

Bilim insanlarının herhangi bir konu üzerindeki münazaraları yani yapıcı tartışmaları o konunun anlaşılmasına yardım eder.

Bir konu hakkında sahip olduğu bilimle bizden farkı düşünenlere ihtiyacımız vardır.

İtirazlar vicdani olmalı. Kalpleri kırıcı üslupta olmamalı.

Curtesy NASA/JPL-Caltech

Önemli bir açıklama

Sayfamızda paylaştığımız hiç bir yazımız temelsiz bir fikir veya hayal mahsulü değildir. Hepsi bilimsel bir temel üzerine kurulmuştur. Yadırganmasını, bu asla olamaz denmesini ve reddedilmesini anlayışla karşılarım. Bununla birlikte doğruluğuna kesin olarak inandığım, doğruluğundan zerre kadar şüphe etmediğim yolda yalnız kalsam da elbette yürürüm. Biz bir bilim insanıyız. Bilimi esas alarak yazıyoruz. En çok sevdiğim konu atomdan galaksilere her konuda vuku bulan olaylardan birinin dahi olsa sırrını çözmektir. Bu arzum benim sarsılmaz sevgilimdir. Bizim kabımızda bu vardır. Bu beyin bizim, bu düşünce, bu fikir bizim. Aklımıza takılanı değil, bilgimin olaylara bakışını, sebep ve sonuçları hakkında anladığını yazıyoruz. Kafama kilit vurulmasından hiç hoşlanmam. Birilerinin ortaöğretim okul kitaplarındaki yazılanlara bağlı kalıp yazdıklarımızı saçma bulmasına zerre kadar aldırış etmem. Beyinlerine isteyerek veya istemeyerek, bilerek veya bilmeyerek pranga vurulduğu ve bundan haberleri olmadığı için onlara acırım.

Fikir kabiliyetten doğar.

Beynin esareti bedenin esaretine benzemez. Beden 60 yıl da hapis yatsa bir gün kurtulabilir. Beynin esareti çoğu zaman olur ki kişi ölünce kurtulur. Biz o ortaöğretim sıralarında okuduklarımızı savurup attık, yakıp yok ettik. Bu yazımızdan dolayı birileri çıkıp “bu mu İstanbul üniversitesinde akademisyen” diyebilir, geçmişte dedikleri gibi. Güler geçerim. Çünkü burası gelişmiş bir batı ülkesi değil. Sadece “eyvah ülkem” derim. Açık ve net söylüyorum. Bu gün olmasa da gelecekte İstanbul üniversitesi de bütün Türkiye de bizimle gurur duyacaktır. Bütün Dünyaya bizim de böyle bilim insanımız var diye haykıracaktır. O günler yakındır. Lütfen bizim cep tel dediğimize takılıp kalmayın. Ne demek istediğimize bakın. Her kab içindekini sızdırır. Bizim kabımızda atomdan Arşa yaratılanların hikmetini sorgulamak var. Sayfamdaki yazılar buna şahittir. Kiminle sohbeti tercih edersiniz deseler, bilim insanlarını deriz. Öyle bir sohbet bizim için baldan tatlıdır. Aşağıdaki yazıya kimileri çok ilginç, bir ilk, muhteşem gözü ile bakar, kimi yazıyı boynuma urgan atmak için kullanır. Bakalım kimin kabında ne var. 

Mars yerle bir olmuş farklı medeniyetlerin kalıntısıdır.

Mars’ta yaşamış birçok medeniyetten kalan günümüzdekinden çok yüksek teknoloji ile imal edilmiş ürünler Mars kumlarının içinde vardır.

Mars kumlarının içinde yüzbinlerce “iletişim vasıtası” vardır.

Günümüzde iletişim vasıtasına CEP TEL diyoruz.

Yani Mars’ta kumların içinde günümüzdekinden çok yüksek teknoloji ile imal edilmiş yüz binlerce “cep tel” vardır.

Mars’takiler hep yaşasaydı Dünyada teknoloji hiç bir zaman sıfırlanmazdı.

Bininci göbekten dedenin Mars’a gitmiş olabileceğini hiç düşündün mü?

Mars’ın geçmişi sırlar dolu gizemli bir destandır.

İnsanlığın tarihi Mars’ta saklıdır.

Geçmiş hakkında Mars’ta akla hayale gelmeyecek pek çok bilgi bulunmaktadır

Geçmişte birçok dönemde Dünyada günümüzdekinden çok yüksek teknolojide sahip pek çok medeniyet vardı.

Konu üzerine yaptığımız çalışmalarda 2000 yıl öncesinde teknoloji izlerine rastlanmaktadır.

Günümüzden tahminen 3500 yıl önce yaşayan hazreti Süleyman zamanında ileri teknoloji vardı. Bu ayeti kerime ile sabittir.

Günümüzden 6000-9000 yıl önce yaşayan hazreti Zülkarneyn zamanında da çok ileri teknoloji vardı.

Bundan önce de Âdem aleyhisselama kadar değişik dönemlerde insanoğlu yüksek teknolojilere ulaşmıştır.

İnsanlığın muhtemel yaşı ortalama 500 bin yıldır. 400 bin yıldan az değildir.

Teknolojinin çok yüksek olduğu dönemlerde Dünyadan gidenler Mars’ta bir medeniyet kurdular.

Mars çok yüksek bir medeniyetin izlerini taşımaktadır.

Mars’ta bir medeniyet elbette vardı.

Kalıntılar bunu ispat ediyor.

Mars bir vesile ile yerle bir olmuş, altı üstüne gelmiştir.

Mars’ta insanoğluna ait milyonlarca kalıntı vardır.

Bunların büyük bir kısmı kumların altındadır.

Mars’ta elimizdeki cep telefonundan çok yüksek teknoloji ile imal edilmiş haberleşme cihazları bulunacaktır.

Yani Mars’ta yüz binlerce cep telefonu kumların içinde vardır.

NASA onlardan bir kaçını Dünyaya getirdiği zaman cep telefonu acaba kimlerin kafasında patlayacaktır.

Olacak şeyi olmuş bilin.

Yalnız o cep teli görmek için bir ücret ödeyeceksiniz.

Mars’ın Ölümü

Bu eser yüzbinlerce yıllık insanlık tarihinin daha henüz ilk beş bin yılını konu edinen bir bilim kurgudur. Eserde geçen ve bu güne kadar hiç işitilmemiş akıllara durgunluk veren devasa boyuttaki olayların benzerlerinin geçmişte vuku bulmuş olması muhtemeldir. Hem bilimsel hem de dini kaynaklara göre insanlığın yaşı dört yüz bin yıldan az değildir.

Yeryüzünde ve uzayda özellikle Mars’ta ele geçen kalıntılar ve görüntüler günümüzdeki teknolojiye ilk kez kavuşmadığımızı ispat eden reddedilemez birer delildir. İnsanlık tarihini gelecekte yeniden yazdıracaktır. Teknoloji geliştikçe tarih bilgimiz de değişecektir.

Yeraltı ve uzay insanlığa ait pek çok sırrı bünyesinde bulundurmaktadır. On binlerce yıl önce, farklı dönemlerde teknolojiler birçok kez yükselmiştir. Sonra tekrar kitle imha silahları ile yok edilmiştir. Teknolojilerin yükseldiği dönemlerde uzaya insansız uzay araçları gönderildi. Nitekim 1950’lerden sonra da gönderildi. Gelecekte de gönderilecektir.

On binlerce yıl önce uzaya gönderilen araçların bir kısmı uzayın boşluğunda yol almaktadır. Bir kısmı ise gezegenlere, yıldızlara çarpıp parçalandı. Bu araçlardan dünyaya çok zayıf sinyaller gelebilir. Uzaydan mahiyetinin ne olduğu bilinmeyen sinyaller alınmıştır.

Geçmişe ait sırlar bu araçlarda ve henüz keşfedemediğimiz yeryüzü, gezegen ve uydularındaki kalıntılarda saklıdır. Bu gezegenler Güneş sisteminin dışındaki yıldızların yörüngesinde de olabilir.

Bu bilim kurgu heyecan içinde bir solukta okunacak bir eserdir.

Okuyucusunu kâh Mars’a, Venüs’e, Merkür’e ve kâh yakın Şira yıldızına götürecektir.

Muhteşem olayların içinde hercümerç olacaksınız.

İşte aradığım bu diyeceksiniz.

İşte insanlık tarihi bu diyeceksiniz.

Ve işte gelecek bu diyeceksiniz.