Salya

Sevgili izleyiciler

Bugün sizlere Marmara denizindeki salyanın niçin oluştuğundan bahsedeceğiz.

Marmara’daki salyanın sebebi nedir.

Salyanın artışı konusunda burada gündeme getireceğimiz sebepler bugüne kadar ne işitilmiş ne de yazılmıştır.

Bilim tarihinde bir ilktir.

Sağlam bilimsel temellere dayanan bir fikirdir.

Bu fikir deneylerle ispat edilebilir.

Bilimde önce fikir, sonra deneme gelir.

Fikirsiz deneme olmaz.

Her ne kadar bu fikir çok ilginç ise de onu laboratuvarlarda test etmek elbette gerekmektedir.

Bunu test etmek biz kimyacıların değil biyologların işidir.

Kimyacıların canlılarla uğraşacak sabrı yoktur.

Deneyi zorlarsak laboratuvar havaya uçar.

Biz atomlarla laboratuvar top sahasında maç yaparız.

Canlılarla uğraşmak zor iştir azizim.

Hele doktorların işi daha zordur.

Dikkat buyurun.

Biz burada salyaya çözüm değil, salyanın oluşumunun sebebini araştırıyoruz.

Sebebini bilirsek ona çözüm üretebiliriz.

Azizim,

Her yıl Nisan ve Kasım aylarında Marmara Denizinde salya görülmektedir.

Salya oluşması normal bir durumdur.

Dünyada her yerde oluşabilir.

Fitoplankton denen tek hücreli deniz yosunları salyaya sebep olmaktadırlar.

Havadaki oksijenin %70 kadarını bu tek hücreli yosunlar sağlar.

Fakat bu sene her zamankinin aksine

Hem kıyı şeridi boyunca deniz tabanında,

Hem de yüzeyde salyanın miktarı hiç beklenmedik bir şekilde aşırı derecede arttı.

Tabi ki bilim çevrelerinde bunun sebebinin ne olduğu araştırılmaktadır.

Konu ile ilgilenen bütün bilim insanları salyanın oluşumunun en önemli sebebinin çevre kirliliği olduğunu söylemektedir.

Biz o kanaatte değiliz.

Kesinlikle değiliz.

Kanaatimce deniz kirliliği salyanın oluşum ve artmasının ikinci derecede bir sebebi olabilir.

Esas sebebi değildir.

Kirlilik salyanın en önemli sebebi olsaydı bütün mevsimlerde salya olması lazım gelirdi.

Niçin daha ziyade bahar ve güz aylarında salya artıyor.

Hâlbuki kirlilik her zaman vardır.

Salyanın sebebi global ısınma da değildir.

Öyle olsaydı yazın sıcak günlerinde salya maksimuma çıkardı.

Sıcakların baharda artması ile salyanın aşırı derecede arttığı da söylenemez.

Özellikle bu bahar hava sıcaklığı normalin altıda bir seyir izledi.

Ama salya maksimuma çıktı.

Baharla birlikte sıcaklığın artmasının salyanın oluşumu üzerinde bir tesiri olabilir.

Fakat Kasım ayında da salya artmaktadır.

Demek ki salyanın bu derecede aşırı artmasının sebebi sıcaklığın artması değildir.

Asıl sebep başkadır.

Peki, asıl sebep nedir.

Azizim,

Salyanın oluşmasının sebebi kimyasal bir olaydır.

İşin içinde kimya vardır. Kimyasal reaksiyonlar vardır.

Atomik, nano ve hücre boyutundaki organik maddelerin kimyasal reaksiyonlarla birbirine bağlanması ile salya oluşmaktadır.

Peki, bu bağlanmaya sebep olan şey nedir.

Bunun için Karadeniz’e bakmak gerekir.

Sebep Karadeniz’in diplerinde yatıyor.

Salyanın sebebi Karadeniz’in sularında gizlidir.

Önce biraz Karadeniz’den bahsedelim.

Karadeniz yağış ve nehirlerle beslenmektedir.

Bir yılda Karadeniz’e yaklaşık 600 km3 kadar tatlı su gelmektedir.

Nehirlerle gelen su 370 km3 ve

Yağış ile gelen su 224 km3 kadardır.

Bunun dışında İstanbul boğazının altından Karadeniz’e tuzlu su gitmektedir.

Egenin tuzlu suyu ağırdır.

Marmara’dan Karadeniz’e boğazın altından geçen tuzlu su miktarı 176 km3 dür.

Nehir, yağış ve tuzlu su ile artan Karadeniz’in suyu daha az tuzlu ve hafif olduğu için İstanbul boğazının üst kısmından Marmara’ya oradan Ege denizine gitmektedir.

Karadeniz’den Marmara’ya giden su miktarı 340 km3 dür.

Karadeniz’den Marmara’ya geçen su miktarı Marmara’dan giden sudan iki kat fazladır.

Karadeniz’de buharlaşma ve Marmara’ya akıntı olmasaydı Karadeniz’de sular her sene yaklaşık 30 cm yükselecekti.

Bu kadar su her sene Marmara denizini 30 cm,

Van Gölünü bir metre ve

Sapanca Gölünü sekiz metre kadar yükseltir.

Peki bu devasa su akıntısının salya ile ne ilgisi vardır.

Karadeniz’den Marmara’ya olan bu akıntı salya oluşumunun ana sebebi olabilir.

Peki niçin.

Karadeniz’in derinliklerinde binlerce yıldan beri hidrojen sülfür gazı oluşmaktadır.

Buna her yıl oluşan dört milyon ton hidrojen sülfür eklenmektedir.  

Karadeniz’de bugün bilinen tahmini hidrojen sülfür miktarı 4,6 milyar tondur.

Bunun büyük bir kısmı zemine yakın yerlerdedir ve çamur halindedir.

Yüzeydeki hidrojen sülfür miktarı çok azdır.

Fakat hiç yok değildir.

Bazı sebeplerle Karadeniz’in alt kısmından yüzeye gelen hidrojen sülfür miktarı artmaktadır.

Bu sebeplerin en önemlisi depremlerdir.

Son zamanlarda Karadeniz’de depremler artmıştır.

Bilim insanları Karadeniz’deki deprem riskinin arttığını ifade etmişlerdir.

Artan depremlerle birlikte alt kısımdan yüzeye hidrojen sülfür geçişi de artabilir.

Titreşim ve depremlerle oluşan ultrason ses dalgaları zemindeki çamur halindeki sülfür gazını su içinde dağıtır.

Sülfür gazı su içinde titreşimle yüzeye doğru hareket eder.

Karadeniz’in kirlenmesi de hidrojen sülfür gazının yüzeyde artmasına sebep olabilir.

Bahar aylarında ve sonbahardaki yağışlarla Karadeniz’de Marmara’ya gelen su ve hidrojen sülfür miktarı artmaktadır.

Karadeniz bölgesindeki yağışların az olması da gelen hidrojen sülfürün artmasına sebep olabilir.

Karadeniz tatlı su ile yeteri kadar beslenmezse alt kısımdan hidrojen sülfürlü suların yüzeye çıkması artabilir.

Bunlar da akıntı ile Marmara’ya gelir.

Karadeniz’den üst akıntı ile Marmara’ya gelen sülfürlü su Marmara’da, Ege’de ve hatta Akdeniz’de salyanın artmasına sebep olabilir.

Azizim Marmara’da kimyasal olaylarla oluşan salyanın ana sebebi muhtemelen Karadeniz’den sularla gelen işte bu hidrojen sülfür gazıdır.

Sulardaki fitoplankton denen tek hücreli yosunlar ve bakteriler sülfürlü bir madde üretir ve suya verirler.

Bu madde zincirleme bir şekilde bozunarak başka sülfürlü maddelere dönüşür.

Bu maddelerden havada sülfürik asit dahi oluşur.

İşte bu sülfürlü maddeler bulutların yağmura dönüşümünü sağlar.

Güneş ışınlarının gelişini azaltır.

Global ısınmayı kısmen engeller.

Dolu yağışını önlerler.

Siz kızmayın denizin üzerindeki o salyayı üreten tek hücreli yosunlara.

Onlar olmasaydı değil insan yeryüzünde bir tane canlı olmazdı.

Hiçbir bitki olmazdı.

Bakteri dahi olmazdı.

Haa virüs de olmazdı.

Hiç düşündün mü azizim

Soluduğun havayı o salya yapana borçlusun.

Bir nefes cihana bedel.

Bundan başka bir videomuzda bahsedeceğiz.

Tek hücreli yosunların yaşayabilmesi için sülfürlü bileşiklere ihtiyacı vardır.

Aşırı miktarda olmamak şartı ile ortamda ne kadar çok sülfürlü madde varsa bu minik yosun ve bakteriler o kadar çok sülfürlü madde üreterek suya verirler.

Bu sülfürlü madde Karadeniz’den gelen hidrojen sülfür veya diğer sülfürlü maddeler olabilir.

Bozunan bu sülfürlü madde havada aerosol oluşturduğu gibi sulu fazda da jelatinimsi yapışkan madde oluşturur.

Tabi ki sudaki sülfürlü maddeler salya oluşumuna başka bir şekilde de etki etmektedir.

Hidrojen sülfür gazı ve sülfürlü bir birçok madde organik maddelerle kolaylıkla hidrojen ve sülfür bağı yapabilir.

Yani kolaylıkla kimyasal reaksiyona girer.

Özellikle sulardaki tek hücreli canlılarla, biyolojik moleküllerle kolaylıkla kimyasal bağ yapar.

Yapısındaki kükürt aktif bir maddedir.

Sülfür bağları ile maddeleri birbirine bağlar.

Dolayısıyla sulardaki tek hücreli yosunların yani planktonların beslenmesine olumsuz etki eder.

Tek hücreli yosunların ölümüne, hücrelerin dağılımına sebep olabilir.

Tek hücreli bu canlıları ve ölmüş hücreleri hidrojen bağı ile birbirine bağlar.

Bu bağlanma sonucu jelimsi bir yapı oluşur.

Kanaatimce salyanın asıl sebebi Karadeniz’den gelen hidrojen sülfürdür.

Salyanın bu sene çok artmasının sebebi Karadeniz’de artan depremlerle çok miktarda hidrojen sülfür gazının yüzeye çıkması olabilir.

Yağışların azalması da olabilir.

Karadeniz’de depremler ve kuraklık artınca Marmara’da aşırı salya kaçınılmaz olur.

Depremler başka bir sebeple de salyanın oluşumuna ve artmasına sebep olabilir.

Bildiğimiz gibi Marmara Bölgesi aktif fay hattının bulunduğu bir bölgedir.

Fay hattı bulunan bölgelerde yer altından ultrason ses dalgaları gelir.

Ultrason ses dalgaları kimya laboratuvarlarında deneylerin oluşması için yani ısı gibi bir etki ile reaksiyon vermeyen maddelerin reaksiyon vermesi için kullanılmaktadır.

Fay hatlarından gelen ultrason ses dalgaları sularda salyanın oluşmasına ve aşırı derecede artmasına sebep olan kimyasal reaksiyonlar oluşturabilir.

Bu dalgaların frekansı tıbbi cihazlardan daha yüksektir.

Hayvanlar bunu duydukları için depremden hemen önce olağandışı davranış gösterirler.

Yani salya küçüklü büyüklü depremlerin habercisi de olabilir.

Azizim tabi ki haklı olarak soracaksınız.

Bu salya hidrojen sülfürün bol olduğu Karadeniz’de niçin yaygın değil.

Bunun tabi ki bilimsel sebebi vardır.

Birincisi Karadeniz Marmara kadar kirli değildir.

Organik kirlilik salyanın oluşumuna önemli derecede etki etmektedir.

İkincisi hareketli sularda salya fazla olmaz.

Karadeniz’de akıntılar vardır ve su çok dalgalıdır.

Marmara gibi durgun sularda salya daha fazla olur.

Marmara denizinde kısmi bir akıntı vardır.

Fakat Karadeniz’deki akıntılar gibi etkin değildir.

Salya yalnız suların hareketsizliği ile açıklanamaz.

Yıllardan beri ilk defa mı sulardaki hareket azaldı.

Başka bir sebep de şudur.

Salyanın önce zeminde başlayıp yüzeye çıkması da muhtemeldir.

Marmara Karadeniz’e göre sığ bir denizdir.

Nitekim Marmara’nın kıyı kesimindeki sığ alanlarda deniz dibinde de salya vardır.

Karadeniz kıyılarında bu pek mümkün değildir.

Salyanın en önemli sebepleri Karadeniz’den Marmara’ya üst akıntı ile gelen hidrojen sülfür gazı ve Marmara’nın altındaki fay hatlarından gelen ultrason ses dalgaları olabilir.

Marmara’daki organik kirlilik salyanın oluşumunda ikinci bir sebeptir.

Sıcaklık önemli değildir.

Sonuç olarak salyanın oluşmasında kirlilik, sulardaki hareketsizlik ve sıcakların artması bir bütün olarak salyanın oluşmasını açıklayamıyor.

Her ne kadar salyanın oluşmasında bunlar önemli ise de asıl sebep başkadır.

Bunlar yardımcı sebeplerdir.

Peki, salya suni olarak oluşturulmuş olabilir mi?

Elbette bu da mümkündür.

Bazı tek hücreli canlılar hızlı bir şekilde salyaya sebep olabilir

İçinde bu canlılardan bulunan bir tank dolusu sıvı madde boğazdaki akıntıya dökülürse suni salya Marmara’da yayılabilir.

Salya yok edilebilir mi?

Zemindeki ve yüzeydeki salya canlılara zarar vermeyen bir frekanstaki mikrodalga cihazları ile yok edilebilir.

Salya sanayide kimyasal hammadde olabilir.

Toplanıp kullanılabilir.

Fakat zemindeki salyanın bünyesinde civa ve diğer ağır metallerin olması çok muhtemeldir.

Bundan sonraki videomuzda Marmara ve İzmit körfezinin nasıl temizlenebileceği hakkında çok önemli bir projemizi tanıtacağız.

Hoşcakalın.