Süveyş Kanalı İlk Kez Açılmadı

Geçmişte yüksek bir teknolojinin varlığı haliyle Süveyş Kanalı’nın 1869’da açılmasını da tartışma konusu yapmaktadır. Tabi ki haklı olarak bu soruyu sormak lazım, yüksek teknolojiye sahip eski kavimler niçin bu kanalı açmadılar.

Bazı bilgilerden çıkarak inanıyorum ki Süveyş Kanalı Cebelitarık Boğazı gibi milyonlarca yıldan beri mevcuttu. Peki ne oldu da kapandı, ne zaman kapandı.

Süveyş Kanalı’nın dolduğunun en büyük delili sadece kum ile dolmuş olmasıdır.

İngiliz ve Fransızlar kumu taşıyarak kanalı açtılar. Kayaları, dağları bombalarla parçalamadılar.

Peki niçin kapandı.

Bu çok önemli soruya çok ilginç bir cevap verelim.

Sümer tabletlerinde Sina Çölü’nde patlatılan ve yüksek bir dağı yıkan çok güçlü bir silahtan bahsedilir.

Tabletteki bilgiler iyi analiz edildiğinde bunun nükleer bir silah olduğu anlaşılmaktadır.

Bu silahın Sümerler zamanında patlamış olması gerekmez.

Sümerler kopyacıdır. Nakletmiş olabilirler. Nitekim Tufan’ı da aynen taklit etmişlerdir.

Sina Yarımadasında patlatılan nükleer bomba olayı muhtemelen nesilden nesile anlatımla kendilerine gelmiş olabilir.

Bakın Sümer tabletlerinde ne diyor.

“Erra’nın esas hedefi uzay istasyonunun Marduk’un eline geçmesini önlemektir. Bu nedenle Sina’daki istasyon da hedef seçilir. Enlil ve Anu bu planı onaylar ve Erra daha fazla vakit kaybetmeden uygulamaya geçer: “Isum, En Üstün Dağ’a doğru hareket eder, Eşi olmayan korkunç yedili silahlar peşindedir, En Üstün Dağ’a ulaşınca elini kaldırır, Ve dağ yok olur. Sonra En Üstün Dağ’ın civarındaki ovaları tahrip eder “Ormanlarında bir ağaç gövdesi bile dik kalmaz”.

Acaba kanal nükleer bombaların etkisi ile mi doldu. Buna evet demek tabiki çok erken. Kumda yapılacak analizlerle nükleer izlerin araştırılması lazım.

Başka bir senede bakalım. Musa aleyhisselam inananlarla Mısır’dan çıkarken Firavun ordusu ile arkadan gelmektedir. Musa Aleyhisselam ordunun arkadan geldiğini bilmektedir.

Eğer kanal olmasaydı karadan yürür giderdi. Kara olsaydı elbette karayı bir Ululazim peygamber bilirdi veya Allahu Teala bildirirdi.

Belki kara hiç yoktu, Süveyş kanalı açıktı. Bunu geçersiz kılacak tek şey var Musa aleyhisselam çok daha güneyden doğuya yürüdü.

Ama buna da gerek yok. Yani muhtemelen Musa aleyhisselam zamanında Süveyş kanalı mevcuttu.

Üçüncü bir konu Musa aleyhisselama zulmeden Firavun’un çürümemiş ve belki de hiç mumyalanmamış cesedi Süveyş Kanalı açılırken bir tepede bulunduğu söylenir.

Bu cesedin o Firavun’a ait olup olmadığını ve mumyalanıp mumyalanmadığını kesinlikle iddia etmiyorum. Bu konuda bilimsel bir makale var mı bilmiyorum.

Eğer bu ceset Firavun’a ait ise Kanalın açıldığı bölgede karada bulunuyor. O halde Hazreti Musa zamanında buranın elbette deniz olması gerekir.

Firavun’un ordusunun kalıntıları ne oldu sorusuna gelince.

Kızıldeniz’in suyu çok tuzlu ve sıcaktır. Böyle bir ortamda suyun içindeki kemikler dahi bir kaç yılda eriyip yok olabilir.

Süveyş Kanalı’nın milyonlarca yıldan beri var olduğunu ispatlayacak bir çalışma mümkündür.

Kanal milyonlarca yıl açık idiyse burada mutlaka gemiler içindeki insan, hayvan, altın, gümüş ve diğer eşyalarla batmış, kıyıdan eşyalar sulara batmış, kara hayvaları boğulmuş, ağaçlar dibe çökmüş olabilir.

Bunlardan başka daha bir çok kalıntı zamanında sulara karışmıştır.

Süveyş kanalı açılırken gemilerin geçebileceği derinliğe kadar inilmiştir.

Sonradan da derinleştirme çalışmaları yapılmıştır. Ama kumun bittiği yere kadar inilmemiştir.

Kanaatimce Süveyş Kanalı’nın zemininin dibinde, kumların metrelerce altında kalıntılar mevcuttur.

Bu kalıntılar insanlığın yaşı hakkında çok önemli bilgiler sunabilir.

Gelecekte yapılacak çalışmalarla bu ispat edilecektir.

Süveyş Kanalı ilk kez 1869’da açılmadı.

Kapanmış kanal tekrar açıldı.

Açık kanalın kum ile dolmasına nükleer bir patlama, sel, Tufan, binlerce yıl içinde kum ile dolma veya başka bir şey sebep olmuştur.

Doğru olan kanalın bilinmeyen bir zamanda dolduğudur.