Tarihi Gerçekler içeriğine geri dön

Binlerce Yıl Önce Süveyş Kanalı Açıktı

Bir yazımızda Firavunun zararından kurtulmak için Musa aleyhisselamın müminlerle birlikte Mısır’dan Kudüs’e doğru giderken önlerine bir deniz veya nehir çıkmasından Süveyş kanalının o tarihlerde açık olması gerektiğini belirtmiştik.

Yine kanalın sadece bölgedeki kumun taşınarak açılmasını da kanalın zamanla kum fırtınaları ve az da olsa yağışlarla taşınan kumla dolduğuna senet göstermiştik.

Kuranı Kerimde Süveyş Kanalının o tarihlerde açık olduğunu gösteren bir kaynak daha vardır.

Şimdi buna değinelim.

Rivâyete göre Kiptiler helâk olduktan sonra Mûsa aleyhisselâm Mısır’a girdi. Özlü bir hutbe okudu. Dinleyenler “senden daha bilgili birini biliyor musun”? diye sordular. Hazreti Musa “Hayır” dedi. Allahü teâlâ da ona vahyetti. “Hayır, kulumuz Hızır hariç, O da iki denizin birleştiği yerdedir” diye vahyetti.

Hazreti Hızır’la buluştuktan sonra Kehf (18)-71. Ayetinde “İkisi gittiler” sahilde bir gemi bulmak üzere “nihayet gemi ye bindikleri zaman onu deldi”. Hazreti Hızır gemiyi deldi yani tahtalardan birini yerinden söktü.

Aynı surenin 74. Ayetinde;

“Gittiler” yani gemiden çıktıktan sonra “nihayet bir oğlan çocuğuna rastladılar; onu öldürdü”

“İkisi gittiler. Nihayet bir şehir halkına geldiler” Antakya denilmiştir, Basra’nın Übelle’si de denilmiştir.

Eğer Musa Aleyhisselam Kahire’deki veya yöredeki her hangi bir şehirden Antakya’ya doğru yola çıktı ise iki denizin birleştiği tek yer Kızıl Deniz’in Akdeniz ile birleştiği yer olmalı. Burada konakladıktan sonra sabah yola çıkıyorlar. O gün yorulacak kadar yürüdükten sonra yemek için duruyorlar. Sabah çok erken, hatta gece yola çıksalar 30 km’den fazla gidemezler. Yani daha Sina Çölü’ne girmemişlerdir. Buradan geri dönüyorlar ve tekrar iki denizin birleştiği yere geliyorlar.

Hem Musa aleyhisselamın Firavunun şerrinden dolayı Mısır’dan çıkışı sırasında önlerindeki suyun yarılmasından hem de bu yolculuktan anlaşılıyor ki Musa Aleyhisselam zamanında Süveyş kanalı açıktı.

1869 yılında kanal açıldığında uzunluğu 164 km, derinliği 8 m idi. Daha sonra devamlı genişletilerek 1956 da kanal uzunluğu 175 km, kanal derinliği 14 m, yüzeydeki genişlik 148 m, 11 m derinlikteki genişlik 60 metreye yükseltildi.

Göl hariç kazılan kanalın uzunluğu 150 km, genişliği 100 m ve derinlik 8 metredir. Yani Kanalın yüzey alanı 15 kilimetrekare idi. Yani Büyük Çekmece gölünden Adapazarı’na kadar uzunlukta 100 metre genişlikte 8 metre derinlikte bir yerin kazımı taşlık bir alanda çok zordur. Bölge mutlaka kumla doluydu. Bunu ispatlayan kaynak körfezin tarihide vardır. Körfez ilk kez açılmamıştır. Binlerce yıl boyunca kum fırtınaları körfezi devamlı doldurmuştur.

Tarihi
Tarihçilere göre, M.Ö. 20. yüzyıl başlarında Firavun Birinci Sesostris zamanında Nil deltasını, Kızıldeniz’e şimdiki Süveyş Kanalı yakınında tatlı su kanalını bağlamak istemiştir. M.Ö. 600 yılında Firavun İkinci Necho zamanında restore edilmiştir. Restore, M.Ö. 500’lü yıllarda Pers Fatihi Birinci Darius tarafından tamamlanmıştır. Süveyş Kanalı, Roma ve Ptoleme işgalleri sırasında kanal sürekli restore edilmesine karşın terk edilmiştir.

Aşağı Mısır Arap kumandanı olan Amr bin Asradıyallahü anh M.S. 7. yüzyılda tekrar kanalı açmış ve Nil Vadisinden Mekke’ye yapılan tahıl ticareti önemli bir yer haline gelmiştir. Süveyş Kanalı 8. yüzyılda askeri sebeplerden dolayı Halife Mansur tarafından bloke edilmiştir. Kısa süre sonra kullanılmaz duruma gelmiştir. Yeni kanal yapılmak için 1000 yıldan fazla zaman geçmesine karşın Napolyon 18. yüzyılda Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlamak istemiştir. (www.bilgiustam.com/suveys-kanalinin-tarihcesi).

islamilimleri.com sayfasındaki Kadi Beydavi tefsirinden istifade edilmiştir.