Tufan Programı ve İlahiyat Profesörleri

TRT1’deki programda geçmişte yüksek teknolojilere ulaşıldığına delil olarak Hud Suresi 42. Ayetini senet göstermiştik. Program konuğu hocanın buna pozitif bakması mümkün değildi. Sunucu da zaten “tahtadan bir gemiye hayvanlar yüklenmiş olamaz mı, niye hiç işitilmemiş şeyler konuşuyorsun” havasında idi.

Peki ya yüzlerce ilahiyat profesörüne, doçentine ne demeli. Biri çıkıp da pozitif veya negatif bir açıklama yapmadı.

Bunun iki sebebi vardır.

Birincisi ve en güçlü ihtimal; başlarındaki yönetimden çekindiler.

İkincisi; gerçeği gördüler ama bunu ilk kez deniz bilimlerinde akademisyen olan bir kimyacı açıkladığı için kabullenemediler.

Her ne olursa olsun ilahiyat fakülteleri konunun üzerine gitmeliydi.

Herkes karizmasının çizilmesinden, gelebilecek tenkit ve cezalardan çekindiği için sustu.

Ancak akademisyenler politik konularda çok cesur konuşmalar yapabiliyorlar.

Niye ilahiyatçılar cesur konuşamıyorlar.

Fakat aynı ilahiyatçılar İslamiyet’i yıkıcı açıklamalar yapabiliyorlar.

O halde ilahiyatçılar Kuranı Kerimde geçmişte yüksek teknolojinin bildirildiğine maksatlı olarak temas etmek istemiyorlar.

Bu ilahiyat fakültelerinde bazı fen derslerinin okutulması mutlaka gereklidir.

Aksi takdirde onlar Kuranı Kerimde bildirilen fen bilimlerini asla anlayamazlar.