Tufan içeriğine geri dön

Kenan Tufan’da Gemiye Niçin Binmedi

Tufan’da gemi dağlar gibi dalgaların arasında giderken Nuh aleyhisselam iman etmemiş oğlunu iman edip gemiye davet etti.

Fakat oğlu iman etmedi gemiye de gelmedi.

Aslında gemiye gelmemesi üzerinde durulması gereken çok önemli bir konudur.

O gün kıyamet benzeri bir gündü.

O gün gökten yağmur değil su geliyordu.

Yağmur değil su geldiğini Kuranı kerim bildiriyor.

Ortalık ana baba günü idi.

Oğlu bu korkunç anı görmüyor muydu.

Dağlar gibi dalgaları oğlu da görüyordu.

Her an hayatını kaybedebileceğini bilmiyor muydu.

Neyine güvendi de gemiye binmedi.

Nitekim bir dalgada helak oluyor oğlu.

Elinde ne vardı. Neyine güvendi.

Yalandan iman eder, hayatını kurtarırdı.

Oğlu dağlar gibi dalgaların bulunduğu bir ortamda o dalgalardan kurtulmak için yüksekçe bir yerde olması lazım değil mi?

Evet dağlar gibi dalgaların bulunduğu bir ortamda yüksekçe bir yerde idi.

Fakat bulunduğu yer bir dağ değildi.

Niçin dağ değildi.

Dağlar gibi dalgaların bulunduğu yerdeki dağ da pek yüksek olmalı.

Çok uzaklardaki yüksek dağlar ile bulunduğu yer arasında yüzlerce, belki binlerce km mesafe vardı.

Aradaki karalarda dağlar gibi dalgaları oluşturan sular belki bin metre belki daha fazla yükselmiş.

Yüzlerce km uzaktaki o yüksek dağa dağlar gibi dalgaları aşarak nasıl gidecekti.

Yüzerek mi, imkânsız.

Dağda olsaydı “dağa çıkar kurtulurum” demezdi. Zaten dağdaydı diyoruz.

Farzedelim ki yüksekçe bir dağdaydı.

Peki babasının teklifini kabul etseydi oradan gemiye nasıl gelecekti.

Aralarında yüzlerce km uzaklık olması gerekir.

Yürüyerek, yüzerek gelmesi mümkün değil.

Yani babası onun isterse gemiye gelebileceğini biliyordu.

Peki nasıl gelecekti.

“Gel” buyuruluyor.

“Gelip” alayım buyurulmuyor.

Oğlu bir dağın üstünde değildi.

Dalgaların erişemediği kısmen yüksekçe bir yerde idi.

Havada uçan bir cismin içinde idi.

Uçan cisimle yüksek bir dağın tepesine konacağını hayal ediyordu.

O kullandığı uçan muhteşem aracına çok güvendiği için iman etmedi, gemiye gelmedi.

Daveti kabul etseydi gemiye o uçan cisimle gelecekti.

Gökten şelale gibi gelen suları görüyordu.

O şartlara dayanabilen uçan bir cisim bugün yoktur.

O öyle uçan bir cisimdi ki çok yüksek bir teknolojinin ürünü idi.

Ona güvendi.

Halbuki babasının gemisinin muhteşemliğini biliyordu.

O geminin o Tufan’dan sağ salim çıkacağını elbette biliyordu.

Niye gelmedi.

Bindiği araca güvendi.

Zerre kadar tereddüt etseydi babasının davetini kabul eder gemiye gelirdi.

Yalandan iman ettim derdi.

Tufan’dan sonra da bildiğini okurdu.

Bugün böyle bir Tufan olsa gemiye gel teklifine hayır diyecek kimse bulunmaz.

İmansızı da yalan söyler.

Burada şunu sormak lazım.

Acaba Nuh aleyhisselam yalnız oğlunu mu imana ve gemiye gelmeye davet etti.

Ama Everest’in tepesine o şartlarda gidebilen bir aracı olan yalan söyleyip iman etmez ve gemiye de gelmez.