Tufan’da Dünyanın Nüfusu en az 10 Milyar Kadardı.

Buradaki yorumlar; 

Hazreti Adem’in 41 çocuğunun olması, 

Eldeki bazı bilgilere göre (Hadisi şerif ve Sümer kayıtları) Hazreti Adem ile Hazreti Nuh arasında 24.000 yıl olduğunun kabul edilmesi ve 

Tufan’dan önce insanların Hazreti Nuh gibi uzun yaşadıkları varsayılarak yapılmıştır. 

Bu varsayımlar tartışmaya açıktır.

Bu yazı içindeki bilgiler mutlaka doğrudur denilemez ancak Tufan’da dünyanın nüfusunun hangi boyutta olabileceğine dair önemli bir bilgi verir.

Dolayısıyla Tufan’ın bütün dünyada olduğuna da işaret etmiş olur.

Milyarlara ulaşan nüfus ve özellikle uzun ömürlerle birlikte teknoloji de yükselmiştir. 

Ömürleri 500 yılı aşan bilim insanları teknolojinin gelişmesine günümüzdekilere göre çok daha fazla katkı sağlarlar.

Dağlar gibi dalgalara dayanabilen bir gemi teknoloji ile yapılmıştır. 

 

Tufan’da Dünyanın Nüfusu.

Bu yazıda Tufan’ın bütün dünyada olduğuna delil teşkil edecek çok önemli bir bilgi sunuyoruz.

Tufan’ın bütün dünyada olduğuna işaret eden kaynaklar Kuranı kerimdeki ayetler, Kutsal kitaplar, bütün kültürlerde yer alması ve Sümer kayıtlarındaki bilgilerdir. Bugün bir Tufan’ın olduğuna dair elimizde hiçbir jeolojik kalıntı yoktur. Çünkü ne zaman olduğunu bilmiyoruz. Hâlbuki gördüğümüz pek çok devasa toprak kaymaları, toprak dolguları, volkan patlamaları sonucu oluşan kraterler ve daha başka pek çok jeolojik iz Tufan’dan kalmış olabilir.

Tufan’ın global olduğuna dair başka bir senet vardır.

Tufan öncesi dünya nüfusu Tufan’ın bütün dünyada olduğuna dair çok önemli bir delil teşkil edecektir. Peki, Tufan başladığında Dünya’nın nüfusunu nasıl buluruz.

Bazı bilgileri esas alarak yaptığımız hesaplardan anlaşılıyor ki yeryüzünde Tufan esnasında milyarlarca insan yaşamaktaydı. Dünyanın nüfusu belki on milyar, belki çok daha fazlaydı.

Atalarının maymundan geldiğini ileri sürenlerin yapmış olduğu mahalle baskısından dolayı bugüne kadar böyle bir hesap yapılamamıştır. Onlar Adem aleyhisselama inanmazlar, Yani kendi dini kitaplarına ve o kitabın içindekiler de inanmazlar. Ama o dini kitabı kutsal sayarlar. Çünkü kutsal kitaplarının bilime temelden zıt olduğunu görüyorlar. Ama Kuranı kerimin hiç bir ayeti bilime zıt değildir. Aksine bilimi destekliyor, teşvik ediyor.

Bu bilgi bugüne kadar hiçbir yerde Tufan’ın global olduğuna senet gösterilmemiştir. 

Fakat gerçekte Kuranı kerimdeki ayetlerden sonra

Tufan’ın global olduğuna dair en önemli senettir.

Bu senedin kaynağı Âdem aleyhisselamın 41 çocuğunun olması, Hazreti Adem ile Hazreti Nuh arasında yaklaşık 24.000 yılın bulunması ve bu süreçte ömürlerin bin yıl civarında olmasıdır.

Ayeti kerimeden Hazreti Nuh’un helak olan kavmi arasında peygamber olarak 950 yıl kaldığı anlaşılmaktadır. Aynı ayeti kerimeden 50 yaşında peygamber olduğu da anlaşılabilir.  Farz edelim ki o tarihte teknoloji yoktu.

Nuh aleyhisselamın Ortadoğu’da, Hindistan’da veya başka bir bölgede dinini yaymaya başladığını düşünelim. Şunu ifade edelim ki Hazreti Nuh’un Ortadoğu’da yaşadığı kesin değildir, güçlü bir ihtimaldir.

950 yıl kavmine peygamberlik yapmış olan bir peygamberi tüccarlar, seyyahlar vasıtası ile karayolu bağlantısı olan bütün dünya işitir, mutlaka işitir. İşitmemesi mümkün değildir.

Buna hiç kimse itiraz edemez. Aslında işitmeleri için 100 yıl dahi çok fazla bir zamandır. Ve o çağda bu davetin birbirlerine karayolları ile bağlı Asya, Avrupa, Amerika ve Afrika’ya yayılmasına etki eden çok önemli bir faktör vardır. Bu şudur. Elbette o tarihlerde insanların 1000 yıl kadar ömürleri olduğunu da hesaba katmak lazımdır.

Tufandan önce Avrupa İngiltere ve Grönland üzerinden Kanada’ya karayolu ile bağlı idi. Bering boğazı da mevcut değildi. Bir nehirdi.

Yani teknoloji olmasa dahi Nuh aleyhisselamın dinini, davetini 950 yılda Asya, Avrupa, Amerika ve Afrika’da yaşayan herkes işitmiş olacaktır. Aksi bilime aykırıdır. Aksi sadece bir inattır. 950 yıl çok çok uzun bir zamandır. Burada şunu önemle belirteyim ki elbette bir teknoloji vardı. Elbette yazı vardı.

Nuh Aleyhisselama kitap indi mi, evet.

O kitabı okumasını biliyor muydu, evet.

O kitabı misal, bir deri üzerine yazabilir miydi, evet.

Yani yazı vardı, yani insanlar denildiği gibi mağaradan çıkmadılar.

Atasının maymundan geldiğini söyleyene itiraz etmeyiz ama bizim atamızın Âdem aleyhisselam olduğuna da itiraz edilmesini istemeyiz.

Şimdi biz bu bilginin ışığında 950 yılda yeryüzünde yaşayan herkesin Nuh aleyhisselamın davetini işitmiş olduğunu kabul etmek mecburiyetindeyiz. Çünkü bu aklın kabul edeceği bilimsel bir tespittir. 950 yılda bu daveti bütün dünya tüccarlar, gezginler ve dilden dile herkes işitir. Hele dağlar gibi dalgalara dayanan bir gemiyi yapacak bir teknolojiye sahip dünya elbette işitir.

Tufan esnasında bu dört kıtada bulunan inanmayanların tamamının helak olduğunu ayeti kerimeden anlıyoruz. Tufan buraları vurdu mu? Elbette. Niçin vurdu, işittiler ve inanmadılar. Bu dört kıtada yaşayan herkes işitti. Hani diyorlar ya başka bölgelerde yaşayıp da işitmeyenlerin suçu neydi.

“Ama o tarihte sadece Ortadoğu’da insanlar yaşıyordu” sorusuna gelince.

Bu konuda zerre kadar senet yoktur. Tam aksi konusunda senetler vardır.

Son bin yıldaki dünyanın nüfus artışına bakalım.

Yıl Dünya Nüfusu. Milyon   Yıl Dünya nüfusu. Milyon     
1000 300           1550 470
1050 320 1600 485
1100 340 1650 500
1150 360 1700 610
1200 380 1750 790
1250 400 1800 980
1300 410 1850 1.260  milyar
1350 420 1900 1.650  milyar
1400 430 1950 2.520  milyar
1450 440 2000 6.060  milyar
1500 455 2018 7.143  milyar

Son bin yılda teknoloji olmadığı için dünyada insanların ortalama ömrü 45-50 yıl kadardı. Son bin yıl içinde insanların ömrü eğer bin yıl olsaydı yukarıdaki tablodakilerin hepsi 2000 yılına kadar yaşıyor olacaktı. Bakın 2000 yılında dünya nüfusu ne kadar olacaktı. Her 50 yıldaki nüfusu toplayalım. Yaklaşık 20 milyar etmektedir. Yani son bin yılda insanların ömrü 1000 yıl civarında olsaydı Dünya’nın nüfusu şimdi 20 milyarı geçmişti. 50 yıllık ömürlerle son bin yılda nüfus 20 kat artarak 6 milyarı bulmuştur.

Son bin yılda yukarıdaki toplam nüfus kadar belki daha fazla savaş ve hastalıklardan dolayı kayıp olmuştur. Yani son bin yılda doğanların sayısı en az 40 milyar civarındadır, kanaatimce çok daha fazladır.

Fakat takdir edersiniz ki bu hesap bin yıllık uzun ömürlerin olduğu Hazreti Nuh zamanı için asla doğru olamaz. Çok daha fazla olurdu. 

Dikkat ediniz son bin yılda dünya nüfusu yaklaşık 6 milyar artmıştır. Tabi ki haklı olarak hemen sorulacaktır. Nuh aleyhisselam doğduğunda dünyanın nüfusunun 300 milyon değil çok daha az olması lazım gelmez mi? Şimdi bu soruya cevap verelim.

Hazreti Âdem ile Hazreti Nuh arasında kendileri de dâhil on resul vardır. Bir hadisi şerifte bu iki resul arasında kendileri de dahil on kuşak olduğu bildirilmiştir. Kuşaktan maksat yeni bir din getiren resul peygamber anlaşılabilir. Hadisi şerife göre Hazreti Âdem’den Tufan’a kadar on devir, dönem vardır. Bu on devir on resul olabilir.

Sümerler Tufan’dan önceki insanlığın yaşını 242.000 yıl vermektedir. Fakat bu rakam gerek tercüme ve gerekse kayıtların tutulması sırasında yapılabilecek hatalardan şunu anlayabiliriz. Sümerlerin 242.000 dedikleri rakam 24.200 olabilir. Âdem aleyhisselamın 2000 yıl, Nuh aleyhisselamın 1300 yıl yaşadıkları muhtemeldir. Her resul arasında bin yıl vardır. Bu da toplam 9000 yıl etmektedir. İlk on resulün ömürlerinin toplamı takriben 15.000 yıl kadardır. Yani Hazreti Âdem’den Hazreti Nuh zamanına kadar veya vefatına kadar geçen sürenin 24.000 yıl olması muhtemeldir. Sümer kayıtlarında bir sıfır fazladır.

Âdem aleyhisselamın 41 çocuğu olmuştur. Biz hesaplarımızda bunu 40 kabul edelim. Ömürlerinin de 500 yıldan fazla olduğunu kabul etmeliyiz.

kırk kişi yirmi aile eder. Farz edelim ki her ailenin ilk 100 yılda 8 çocuğu oldu ve daha olmadı. Çocuk ve torunlarının da aynı şekilde sadece ilk 100 yılda 8 çocuğu oldu. Daha fazla da olabilir.

Bu takdirde 500 yıl sonra torun sayısı 40 bini geçer.

Âdem aleyhisselamın 40 bin torununu gördüğü rivayeti vardır.

Fakat bin yıl sonraki nüfus 40 milyonu geçer. Acaba sonra gelenler çok fazla manasında bin tabirini mi kullandılar. Yani Hazreti Âdem’in neslinden kırk milyon kişiyi görmesi mümkündür.

Nüfus bin yılda 40 milyona ulaşıyor. Ve tabi ki bundan sonra Habil ve Kabil’in soyundan gelenler arasında savaşlar başlıyor, ta Tufan’a kadar.

İkinci bin yılda çocuk sayısını her yüz yılda bir dörde düşürelim.

Bin yıl sonra nüfus 40 milyara ulaşır.

Daha Tufan’a 22 bin yıl var ve dünyanın nüfusu 40 milyar. Dünya dolmuş. Bu rakam çocuk sayısı 6 alınırsa ilk 1900 yılda hesap baz alındığında, teorik olarak, matematiksel düşünüldüğünde nüfus 720 milyarı geçer. Buraya çok iyi dikkat edelim. Bu hesabın yüzde biri doğru olsa Tufan’dan 22 bin yıl önce dünyanın nüfusu 7 milyarı, hesabın binde biri doğru olsa dünyanın nüfusu 700 milyonu bulur. 

Allahu Teâlâ’nın Kuranı kerimde “ne kadar kavim yarattığımı ben bilirim” buyurmasının bir hikmeti de burada anlaşılmaktadır.

Tufan’dan önce de dünyada büyük yıkımların olduğu muhakkaktır.

Demek ki dünyada her zaman çatışmalar olmuştur. Uzun ömürler teknolojilerin hızla yükselmesine ve çok yıkıcı silahların gelişmesine sebep olmuştur. Bu yıkımla birlikte gelecek kuşaklara taşınan zekâ yıkımları oluşmuştur. Tufan’dan 20 bin yıl önce dünyada mağarada yaşayanlar ve belki araç kullananlar bulunmaktaydı.

Bundan sonrası için Adem aleyhisselamnın çocuklarını, torunlarını baz alarak bir nüfus hesaplaması doğru olmayacaktır. Hazreti Âdem’in kırk çocuğu olması ve ömürlerin uzun olması bize ilk bin ve kısmen ikinci bin yıl için sağlıklı sonuçlar verir ama bundan sonrası için hesaplama yapmak doğru olmaz. Çünkü elde artık sağlıklı hiçbir bilgi yoktur. Şurası bir gerçek ki daha ikinci bin yılın ortalarında dünya tamamen dolmaya başlamıştır.

Bundan sonra dünyada nüfus değişik sebeplerden dolayı zaman içinde yükselip alçalmıştır.

Şimdi Tufan’daki dünya nüfusunu hesaplayalım. Elimizde uzun ömürlerden başka hiçbir bilgi yoktur. Hazreti Nuh doğduğunda yani Tufan’dan yaklaşık bin yıl önce dünyanın nüfusu geçmişteki milyarlardan birkaç yüz milyona belki birkaç milyona düşmüş olabilir.

İki aileyi esas alarak ömürlerin yaklaşık bin yıl olduğu bir zamanda nüfus artışını hesaplayalım. Üç alternatif kullanalım.

Birinci alternatif:

Farz edelim ki her ailenin ilk 50 yılda 4 çocuğu oldu ve daha olmadı. Çocuk ve torunlarının da aynı şekilde sadece ilk 50 yılda 4 çocuğu oldu. Çok fazla da olabilir. Savaşlardan dolayı azalabilir de ama biz ortalama dört çocuk kabul edelim. Bu hesapla iki ailenin yani dört kişinin 1000 yıl sonraki torunlarının sayısı 4 milyona ulaşır. Yaşayan toplam torun sayısı ise 8 milyonu geçerdi.

Nuh aleyhisselam doğduğunda yeryüzünde 20.000 kişi olsaydı dünya nüfusu bu hesaba göre Tufan esnasında 40 milyar olurdu. Hesap ortada. Peki, dünya nüfusu 20 bin değil de 200.000 olsaydı, 400 milyar ederdi.

Tabi ki bu rakamlar çok uçuk rakamlardır. Nüfuslar artınca savaşlar da kaçınılmazdır. Amma bize söylediği bir gerçek vardır. Dünya nüfusu Tufan esnasında yüksek ömürlerden dolayı en az bir kaç milyardır. Peki, tahmini ne kadardır.

İkinci alternatif:

Farz edelim ki her ailenin ilk 100 yılda sadece dört çocuğu oldu ve daha olmadı. Çocuk ve torunlarının da aynı şekilde sadece ilk 100 yılda dört çocuğu oldu.

Bu takdirde iki ailenin yani dört kişinin takip eden 1000 yıl içindeki torunlarının toplam nüfusu 4000’i geçerdi.

Bu hesaba göre Hazreti Nuh doğduğunda dünyanın nüfusu

20.000 olsaydı Tufan’da dünyanın nüfusu 20 milyon,

Bir milyon olsaydı bir milyar

10 milyon olsaydı 10 milyar

20 milyon olsaydı 20 milyar olurdu.

Bu alternatif en zayıf alternatiftir.

Çünkü uzun ömürlü bir ailenin sadece ilk 100 yılda 4 çocuğa sahip olduğu kabul edildi.

Üçüncü alternatif:

Farz edelim ki her ailenin ilk 100 yılda altı çocuğu oldu ve daha olmadı. Çocuk ve torunlarının da aynı şekilde sadece ilk 100 yılda altı çocuğu oldu.

Bu takdirde iki ailenin yani dört kişinin takip eden 1000 yıl içindeki torunlarının toplam nüfusu 350 bin’i geçerdi.

Bu hesaba göre Hazreti Nuh doğduğunda dünyanın nüfusu

20.000 olsaydı Tufan’da dünyanın nüfusu 1 milyar 750 milyon,

50.000 olsaydı 4 milyar 375 milyon

100 bin olsaydı 8 milyar 750 milyon

500 bin olsaydı 43 milyar 750 milyon

1 milyon olsaydı 87 milyar

2 milyon olsaydı 174 milyar olurdu.

 

Her ailenin sadece ilk yüz yılda 6 çocuğu olması diğer alternatiflerden daha güçlüdür.

Bu hesap %50 doğru olsa Tufan’da dünyanın nüfusu 85 milyar

%40 doğru olsa 70 milyar

%30 doğru olsa 52 milyar

%25 doğru olsa 43.5 milyar

%20 doğru olsa 35 milyar

%15 doğru olsa 26 milyar

%10 doğru olsa 17 milyar

%5 doğru olsa 8.7 milyar olurdu.

Kuranı Kerimde teşbih vardır. Misal “dağlar gibi dalgalar” teşbihtir. Yani çok yüksek dalgaların olduğu haber veriliyor. Fakat Kuranı Kerimde bildirilen “bin yıldan 50 yıl eksik onların arasında kaldı” ayetinde teşbih yoktur. Tufan olduğunda Hazreti Nuh’un 1000 yaşında olduğunu anlıyoruz. Tufan’dan sonra Tevrat’a göre 300 yıl, Sümer tabletlerine göre 200 yıl yaşadığı anlaşılmaktadır.

Bin yıla varan çok uzun ömürlerinden dolayı şunu çok açık ve net bir şekilde ifade edebiliriz. Tufan esnasında dünya nüfusu günümüzdekinden kat kat fazlaydı. Belki 20-50 milyar arasında bir rakamdı.

Şimdi soruyorum. Yukarıdaki hesapla bulunan ve en azı 8.7 milyar olan nüfus sadece Ortadoğu’da küçük bir bölgeye sığar mıydı? Ve niçin yalnız Ortadoğu’da yaşasınlar.

O halde Tufan esnasında Asya, Avrupa, Amerika ve Afrika’da milyarlarca insan yaşıyordu. Belki on milyar, belki 20 veya 40 milyar. Ve dünyada muhtemelen 200-300 katlı milyonlarca bina bulunmaktaydı. Belki 500 katlı binalar vardı. Yani çok yüksek bir teknoloji vardı. Santimetre karesi yüzlerce ton taşıyan çok kaliteli çelikler keşfedilmişti.

Demek ki Tufan esnasında ve öncesinde bu üç kıtada da insanlar yaşamaktaydı. Ve Tufan gemidekiler hariç dünyadaki herkesi yok etti. Herkesin helak olması için Kuranı kerimde bildirilen dağlar gibi dalgaların olması yani bütün dünyanın sular altında kalması ve devasa boyutta afetlerin olması gerekir. Tufan’da bunların olabileceği zaten inkâr edilemez. Çünkü dağlar gibi dalgaların olduğu bir dünyada yer yerinden oynar.

Şimdi gelelim asıl mevzuya.

Avrupa’da, Asya’da ve Afrika’da dağlar gibi dalgaları oluşturan yüksekliği binlerce metreye varan bu sular o kıtalarda sabit mi kalacak. Elbette kalmayacak. Dünyanın her tarafında eşit olarak yükselecektir. Üç kıtayı silip süpüren bu dalgalar Amerika kıtasına hiçbir şey yapmayacak mı? O kıtayı da yerle bir edecek, orada yaşayan bütün insan ve hayvanları da yok edecektir.

Tufan’dan önce insanlar Amerika Kıtası’na niçin gitmiş olabilirler. Çünkü yeni topraklara ihtiyaçları vardı. Asya, Afrika ve Avrupa dolmuş idi. Bu kıtaların dolması ne demek, milyarlarca nüfus demektir.

Amerika kıtasına kızılderililer, inkalar ve diğerleri nasıl gittiler. Elbette bir karayolu bağlantısı vardı veya okyanusu aşacak gemilere sahiplerdi. Daha önemlisi niçin gidecek bir yerler araştırdılar ve niçin gittiler. İki sebepten dolayı. Birincisi Amerika kıtasının varlığını biliyorlardı. Çünkü Tufan’dan önceki bilgiler Tufan’dan sonra’ya taşındı. Dünya daha dolmadan bu topraklara göç ettiler. Bu göçün birinci sebebi dünyada iklim değişiklikleri, siyasi baskılar, yeni gelen peygamberlere yapılan baskı sonucu mecburi göç gibi sebepler olabilir. İkinci sebebi yaşanabilecek yeni topraklar araştırmaktı. Zaten kıtanın varlığından nakille gelen bilgilerle haberdardılar.

Peki, Nuh aleyhisselam yalnız Amerika kıtasında bulunan, dünyanın başka yerinde bulunmayan canlıları nasıl aldı, misal 17 yılda bir ortaya çıkan Cicada ismi verilen arıya benzer böcekler. Alınmasaydı bunların ve diğerlerinin soyu devam edemezdi.

Bin yıl ömrü olan bir kavmin Amerika kıtasından haberinin olmaması mümkün değildir. Tufan’dan önce orada insanlar vardı, onlar da işittiler. Milyarlara ulaşan nüfusla birlikte teknoloji de yükselmiştir. 1500’lü yılların teknolojisi olsa dahi o kıta Tufan zamanında elbette bilinirdi.

Sadece Ortadoğu’da olsaydı Amerika kıtasındaki kavimler Tufan’dan destanlarında bahsedemezdi. Yani Tufan bütün dünyada vuku bulmuştur. Bu inkâr edilemez bilimsel bir gerçektir.

Burada sadece ömürlerin uzun olmasından yola çıkarak Tufanın evrensel olduğunu anlıyoruz.

Son bin yıldaki savaşlar, hastalıklar ve kısa ömürlere rağmen dünyanın toplam nüfusu 20 milyar ise, Tufan’dan önce uzun ömürlerinden dolayı dünyanın nüfusu çok çok daha fazla olmalıdır.

Tufan’dan önce nüfus artışını düşürecek iki faktör vardır. Savaşlar ve yüksek medeniyete ulaşmış toplumların az çocuğa sahip olmasıdır.

Hesaplarımızda bulduğumuz rakamlar kadar nüfusu dünya almaz diyenler için bir hesap yapalım.

Günümüzdeki ülkelerin nüfus yoğunluğunu bütün dünya için kabul ettiğimizde dünya nüfusun ne kadar olacağını bulalım.

Ülke Nüfus yoğunluğu Dünya Nüfusu (milyar)
Türkiye 100 13.6
Kıbrıs 125 17
Çin 147 20
Uganda 170 23
İsviçre 200 27.2
Almanya 232 31.5
İngiltere 260 35.4
Japonya 335 45.6
Hollanda 405 55.1
G. Kore 505 68.7
Tayvan 650 88.5
Filistin 730 99.4
Bangladeş 1112 150
Bahreyn 2000 272
Singapur 8000 1 Trilyon 90 milyar

Karaların yüzölçümü: 136.168.845 kilometrekaredir.

 

Tabi ki burada son üç ülkeyi baz alamayız.

Dünyanın tamamı Türkiye’nin nüfus yoğunluğuna ulaşsa dünyanın nüfusu 15 milyarı bulmaktadır.

Tufan’dan önce karalar muhtemelen 10-20 milyon kilometrekare daha fazlaydı.

Tufan’dan önce dünyada çöl yoktu. İnsanoğlu dünyayı savaşlarla çölleştirmiştir.

Afrika’nın binlerce yıl önce yeşillik bir yer olduğunu bilim insanları haber veriyor.

Demek ki Tufan zamanında dünya nüfusu öyle bir kaç on bin veya yüz bin ya da birkaç milyon değildi.

Milyarlarca insan yeryüzünde yaşıyordu.

Çünkü Nuh Aleyhisselamdan önce insanların ömrü çok uzundu.

 

 

1 geri izleme / bildirim

  1. “CEP TEL”e Takılanlar Okuyunuz – Dr. Yavuz Örnek

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*