Tufan’dan Sonra Aşure Tatlısı Yapılmadı

Destanların Sultanı TUFAN kitabımızdan ilgili bölüm

 

Tufan sonrası aşure yemeği

Gemi karaya oturunca yapıldığı söylenen aşure yemeği ne kadar gerçek. Aşure günü gemidekilerin oruç tuttukları bildirilmiştir. Demek ki Hazreti Nuh’un dininde de Muharremin 10. Günü mübarek bir gün olarak kutlanıyordu. Tufan’dan sonra çok az kalan diğer yiyeceklerle aşure yapıldığı doğru değildir. O gün zaten oruçlu idiler. İftar için çeşitli tatlılar yapmış olabilirler. Yiyecekleri bittiği için aşure yaptıkları doğru olamaz. Bu mümkün değildir. Ertesi günlerde, aylarda ne yediler. Hem aşure yapacaklar hem de oruç tutacaklar. İftar için mi aşure yaptılar.

Aşure bir tatlının adı değildir. Aşure mübarek bir günün adıdır.

Muharrem ayının 10. gününün adıdır. Aşure tatlısı yoktur, aşure günü vardır. 

Araştırın hangi peygamber aşure günü hangi beladan kurtulmuştur. Onlar da aşure mi yaptılar. 

Doğrusu şu ki yiyecekleri gemi karaya oturduğu gün bitmedi. Geminin karaya oturduğu gün kendi zamanlarında da mübarek bir gün olan muharremin 10. günü idi. Bu mübarek günün sahurunu yaptılar, oruca niyet ettiler. Gün içinde gemi karaya oturduğunda oruçlu idiler. Hem mübarek bir gün olmasından dolayı hem de gemi karaya oturduğundan dolayı iftar için çok çeşitli yemeklerden oluşan zengin bir sofra hazırladılar. O gün bu iki sebepten dolayı çok sevinçli idiler. On binlerce yıl sonra gelen kavimler bu yemeğin niçin yapıldığını yanlış yorumlayıp değiştirdiler.

Gemi karaya oturunca şükrettiler, sevinçle birbirlerine sarıldılar. Sahurda tatlı günde tatlı da yenir misali yemekte bir tatlı da yediler. Yoksa ellerindeki son yiyecekleri yemek yapmadılar. Daha yıllarca yetecek gıda malzemeleri vardı. Sonradan aşure tatlısı veya yemeği denen bu yemek binlerce yıl boyunca unutulmamış sonra gelen ümmetler de bu tatlıyı yapmış ve İslamiyet’e de maalesef bir ibadet olarak girmiştir. O gün yani Muharrem ayının 10. Günü herhangi bir tatlı yapmakta beis yoktur. Hazreti Nuh’dan sonraki ümmetler aşure tatlısı yapmış olabilir. Çünkü onlar son yiyecekleri idi şeklinde yorumlamış olabilirler. Hazreti Nuh’un ümmeti de o gün çok çeşitli tatlılar yapmış olabilir. Ama bu aşure değildi.

Aşure günü oruç tutmak ibadettir. Sadece o gün aşure yapıp dağıtmak İslam dininde bidattir, Muhammed aleyhisselama uymamaktır. Bunu İslam dininin emri veya beğendiği bir şey diye yaparsa dine yeni bir şey katmak olur. O günü kutlamak isteyen oruç tutmalıdır. Aşure günü ihsanda bulunmak için başkalarına aşure tatlısı yapıp dağıtanlara şunu söylemek lazım. “Kaç o sevaptan ki günaha düşmeyesin”. Başkalarına ihsanda bulunmak isteyenlerin bunu aşure gününden sonraki gün ve günlerde yapmasında hiç bir mahzur yoktur. Bu çeşit ibadetler o gün değil başka zamanlar yapılmalıdır. O gün sadece oruç tuttular. Ne olur ki denmemeli. Nehirde akan suyu ihtiyacından çok fazla kullanan bunu huy edinir, evinde de aynısını yapar. Aşure tatlısı yapmak İslam dininde yoktur. Hazreti Nuh’un kavmi de gemide aşure yapmadı. Muhammed aleyhisselam ve peygamberlerden, aleyhisselam, sonra insanların en üstünü olan şerefli eshabı ve bu ümmetin ilkleri aşure tatlısı yapmadılar.

Aşure gününde dinimiz beğeniyor zannederek aşure dağıtan sevap kazanmaz. Din nakle dayanır. Bu iş akılla, zekâ ile olsaydı peygamberlere gerek kalmazdı. Resulullahın “aleyhisselam” ve temiz eshabının “radıyallahu anhüm ecmain” dini bir vecibe olarak yapmadığı bir şeyi bizim ve bütün müminlerin de yapmaması lazımdır.

Gemiye aylarca belki yıllarca yetecek gıda maddesi alınmıştı. İlk tarım gıdalarını elde etmeleri için ayların geçmesi lazımdı. Gemiye taze gıda ihtiyacını karşılamak için yeteri kadar kümes ve süt veren hayvanların alınmış olması muhtemeldir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*