Uzayda İnsan Var mı

Yüz yıl sonra insan mı robot mu olduğu anlaşılamayan süper robotlar yapılınca uzay boşluğuna uzunluğu beş km, genişliği bir km ve yüksekliği iki yüz metre civarında devasa bir uzay aracı gönderilir. Saniyede 50.000 km hızla giden aracın hedefi yüz bin yıl yolculuktan sonraki Samanyolu galaksisinde bir yıldızın yörüngesindeki dünya şartlarını taşıyan bir gezegene insan göndermektir.

Bu araçlara eğer insan yüklense uzayın derinliklerinde yol alırken bir sebepten hepsi de hayatını kaybedebilir. Doğrusu kimse de dönüşümsüz bir yol için uzaya gitmez.  Onun yerine 100 erkek, 100 dişi döllenmiş yumurta alınır. Bu uzay gemisine yeryüzündeki bütün hayvanların da farklı göllenmiş yumurtalarından binlercesi alınır. Her bitkinin tohumlarından da binlercesi alınır. Faydalı bakteriler ve topraktaki faydalı organiklerden de bir miktar alınır. Bunların tamamı dondurularak koruma altına alınır. Bir bölümdekiler uzaydaki muhtemel radyasyondan zarar görürse diğer bölümdekilerin zarar görmemesi için farklı bölümlerde koruma altına alınır.

Gemiye A’dan Z’ye teknolojinin bütün ürünleri yüklenir. Her ihtimale karşı 100 kadar robot alınır. Robotlara robot yapma yükletilir. Bunun için gerekli malzemeler yüklenir. Araç uzayın boşluğunda giderken tedbir maksatlı birkaç ay veya yılda bir robotun yüklemeleri yenilenir. Birkaç yılda bir hafıza kartları yenilenir. Robotlar kendilerini yenilerler. Uzay aracının içi paslanmaya karşı koruma altına alınır. Uzay aracının içine yalnız reaksiyona girmeyen helyum gazı verilir. Yüz bin yıl oksijen verilmez. Araç yolda iken devamlı dünyaya sinyal gönderir. Dünyadakiler gittikçe azalan bu sinyalleri takip ederler.

Aradan binlerce yıl geçer. Yumurtaların anne ve babaları çoktan ölmüştür. Fakat yumurtalar hayattadır. Yumurtadakilerin kardeşlerinin binlerce yıl sonraki torunları uzaya gönderilen yumurtalardan haberdardırlar. Yüz bin yıl sonra yumurtaların anne ve babalarının dünyada esamesi okunmaz. Kabirleri dahi kalmaz. Dünya birkaç kez yıkılıp yeniden kurulmuştur. Ama hala yumurtalar hayattadır. Uzay aracı yörüngede bazı kısımlarını farklı yörüngelerde bırakarak gezegene iner. Gezegende atmosfer, su var fakat hiçbir canlı ve bitki yoktur.

Uzay aracı gezegene varınca önce yosunlar ve bunların ihtiyacı olan maddeler göllere bırakılır. Robotlarla geniş alanları tarıma açarlar. Getirilen malzeme ile bin kilometrekare alanda taş ve kumlar öğütülüp organik maddelerle karıştırılarak bitkilerin tarımı yapılır. Daha sonraki yıllarda bu alan binlerce kilometre kareye çıkar ve yıllar sonra bir gün gezegenin tamamı yeşertilir. Akabinde süt ve yumurta veren hayvanlar oluşturulur. 5 yıl sonra da insan yumurtalarından çocuk oluşturulur. Çocukları robotlar bu sütle beslerler. Bakımını yaparlar. Takip eden yıllarda gezegenin bir kısmı tamamen canlı hayatla dolar. Bütün deniz, okyanus, göl ve nehirlerde balık ve diğer su canlıları bol miktarda bulunmaktadır. Deniz ve nehirlerde balık yetiştirirler. Birkaç yıl sonra canlı hayat gezegenin tamamına yayılır.

Çocuklar 20 yaşına geldiğinde robotlar tarafından çok iyi bir şekilde eğitilirler. Kendilerine ayrılan daldaki yüksek teknolojiyi tamamen kavrarlar. Artık robotlar kendi emirlerindedir. Anne ve babalarının, yakınlarının videolarına bakıp hüzünlenirler. Aradan yüz bin yıl geçmiştir. Dünyanın o zamanki haline bakarlar. Dönmek artık ne mümkün. Gençler anne ve babalarının yüz bin yıl önce vefat etmiş olduklarını bilirler. Hatta dünyanın hangi halde olduğunu dahi öğrenmeleri için 3000 yıl beklemeleri lazım. Fakat öyle bir teknolojiye sahipler ki birinci semanın her yanını anında görebiliyorlar.

Gençler evlenirler. Gezegende bin yıl sonra nüfus 10 milyarı bulur. Gezegen dolmuştur. Tek bir dil konuşulur fakat yüz millete bölünmüşlerdir. Her millet gezegende oluşturulan dedesinin milletidir. Teknoloji süperdir. Dünyayı yakından izlerler fakat mesaj atamazlar.

Şimdi burada şu soruyu soralım.

Hazreti Âdem ile Hazreti Nuh arasında iki kaynak esas alınırsa 24.000 yıl kadar fark vardır. En az rakamla bu 15.000 yıldan az değildir. Ayeti kerimeden Hazreti Nuh’un zamanında yedi semayı görecek teknolojinin bulunduğu muhtemeldir. Hazreti Âdem’den günümüze kadar geçen süre 500 bin yıl ve hatta daha fazla olabilir.

Yukarıdaki olayın benzeri acaba geçmişte bu yaşandı mı? Yüzbinlerce yıl önce mevcut ileri teknoloji ile acaba uzayın boşluğuna robotlarla canlıların döllenmiş yumurtaları gönderilmiş olabilir mi. Acaba gönderilen araç hala yol alıyor olabilir mi? Belki bir medeniyet oluşturdular.

Niçin insan gönderilmemiş olsun sorusuna verilecek cevap yüz bin yıl süren uzaklığa insan gönderilemez. Yecüc Mecüc kavmi Hazreti Nuh’un soyundandır. Tufan’dan sonraki mevcut teknoloji ile uzaya gitmiş olabilirler. Belki o teknoloji ile ışık hızında belki çok daha hızlı bir şekilde gittiler.

İnsanlığın yaşı ve diğer bazı bilgiler geçmişte günümüzdekinden çok daha yüksek teknolojilerin varlığına işaret ediyor. Günümüzdeki cep tel yüz yıl sonra antika olacaktır. Adı da değişir. Geçmişte kaybettiklerimizi gelecekte elde edeceğiz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*