Uzayın Derinliklerinde Binlerce Yıl Önce Gönderilen Uzay Aracı Var mı

Yazıya başlamadan önce bir konuya temas etmek istiyorum. Biz burada bugünkü Rusya’yı karalama peşinde değiliz. Bugünkü Rusya’yı Sovyetler Birliği’nden farklı biliriz. İnanıyorum ki Rus halkının büyük bir kısmı da benimle aynı inançtadır. Nitekim Bolşevikleri dağıttığı gibi Sovyetleri kendi halkı dağıtmıştır. Tarihi düşmanlıkların yerini dostluğa bıraktığı bir zamanda Sovyetlerin yaptığı hatalardan dolayı Rusya’yı karalamaya kalkmak doğru değildir. Belki onlar gerekli tedbirleri aldılar fakat beklemedikleri neticelerle karşılaştılar. Elbette onlar da ilk kadın astronotun 1961’de uzaydan sağ salim dönmesini istiyorlardı ama olmadı. Niçin olmadı. Batı Dünyası’na göre yetersiz eğitim yani acelecilikti. Her ne kadar Ruslara uzayın yolunu açtı ise de Laika olayı affedilemez bir hatadır. Bir ay gibi bir zamanda geri dönüşü sağlanabilen bir uzay aracı ile gönderilebilirdi diye düşünüyorum.

Konumuza gelelim.

Hemen her ülkede bilimsel çalışmalarda kaza sonucu pek çok bilim insanı hayatını kaybetmiştir. Bu kazaların bir kısmı ülkelerin itibarı gereği saklı tutulmuştur. 2. Dünya savaşından sonra ABD-Sovyetler Birliği arasındaki istihbarat yarışı filmlere konu olmuştur. Fakat filmlere konu olacak üzücü olayların yaşandığı başka bir yarış daha vardır. 1960 başlarında ABD-Sovyetler arasındaki uzay yarışında Rusların bu yarışı kazanmak için çok cesurca adımlar attığı ve bunun sonucunda bazı astronotlarını uzayda kaybettiği zamanın Sovyetler birliği reddetse de sır olmaktan çıkmıştır. ABD de astronotlarını kazalarda kaybetmiştir fakat bunu saklama eğilimi göstermemiştir. Sovyetler birliğinin uzay yarışında insan hayatını kaale almayan tutumu ve kayıpları saklaması batı tarafından tenkit edilmiştir. Hele Laika köpeğin hikâyesi yürek burkmuştur.

Uzaya ilk çıkan insan olarak Yuri Gagarin’i biliriz. Gerçek şudur. Uzaya ilk çıkıp sağ salim dönen ilk insan Yuri Gagarin’dir. Bu söz doğrudur, ilki yanlıştır. Yuri Gagarin’den önce uzaya çıkıp da hiç dönmeyen, külleri dönen astronotlar vardır. Bunların resmi kayıtları dahi Sovyetler tarafından silinmiştir.

Sovyetler bu yarış sırasında kaybettikleri astronotları Dünya’dan sakladıklarını, itibarlarının zedelenmeyeceğini zannediyorlardı. Ama birileri onları takip ediyordu. Uzayı dinlemeyi hobi edinen iki İtalyan kardeş Sovyetlerin bütün uzay konuşmalarını dinlemiş ve kaydetmişlerdir. Rusların bundan uzun bir süre haberi olmamıştır. Bu iki kardeş 1960 yılında Sovyet sinyallerini dinlerken uzaydaki Sovyet uzay aracından gelen yardım (S.O.S) sinyallerini kaydetmişlerdir. Dünya’dan yavaş yavaş uzaklaşan bir uzay cisminden gelen sinyaller bir süre sonra kesilmiştir. Başta Bilim Dünyası’nın dikkatini çeken bu başarıları ile ün yapmışlar ve bir radyo şirketinin iş telifini kabul etmişlerdir.

28 Kasım 1961’de uzaydan gelen yarım saatlik bir ses kaydı alırlar. Bu bir S.O.S. sinyalidir. Dünya’dan uzaklaşmakta olan bir uzay aracından gelen sinyaller gittikçe zayıflar ve sonra tamamen kesilir.

2 Şubat 1961’de güçlükle nefes alan bir kişiye ait başka bir sinyal alırlar. Pek mana veremezler ki bir kardiyolog profesöre danışırlar. Sesi dinleyen kardiyolog bunun kalp atışları yavaş yavaş azalan, ölmek üzere olan bir kişiye ait olduğunu söyler. Dinlendiklerinden haberi olmayan Sovyet Rusya ertesi gün bir uydularının yanarak Dünya’ya düştüğünü açıklar ama kayıptan bahsetmez. Muhtemel ki bu uzay aracı, içinde astronotla uzayın boşluğunda kaybolmuştur.

12 Nisan 1961 de yine bir Sovyet uzay aracına ait frekansı yakaladılar. Aynı gün haberlerde Sovyetlerin uzaya ilk insanı gönderdiklerini okudular. Bu Yuri Gagarin’in uzaya gönderilmesi idi. Dünya çapında bir zafer kazanmışlardı.

Bu zafer elbette onlara yetmeyecekti, ikinci bir zafer peşinde idiler. Uzaya ilk kadın astronotu da onlar göndermeliydi. Sovyetler bir kadını eğitip uzaya göndermeye karar verirler. 16 Mayısta yörüngede 17 tur atması planlanan bir uçuş gerçekleştirmek isterler. Kadın astronotu yörüngeye oturturlar. Dönüşte işler ters gider. Dünya’ya dönüş 23 Mayısa tehir edilir. İtalyan kardeşler Kadın astronotla yer arasındaki konuşmayı da kaydederler. 23 Mayıs 1961 de İtalyan kardeşler bir sinyal alırlar. Uzaydan dönüp atmosfere giren bir uzay aracının içinde bir kadın korku ile konuşmaktadır. Kadın yanmakta olan uzay aracından sağ olarak kurtulmak için yerdeki üsten yardım istemektedir. Yer kontrole “ yere çakılacak mıyım” diye soran kadından bir daha sinyal alınmaz. Ertesi gün Sovyetler insansız bir uydunun düştüğünü bildirir. Fakat ne yazık ki ses kaydını İtalyan kardeşler çalıştıkları radyoya vermişlerdir. Ama Sovyetler bunu başarılı geçen uzay çalışmalarını bir karalama kampanyası olduğunu açıklar. İtalyan Kardeşlerin peşine düşen Sovyet gizli servisini İtalyan gizli servisi durdurur. Uzaya ilk gönderdikleri kadın astronot sağ dönmeyince 16 Haziran 1963 de uzaya gönderdikleri Valentina Tereşkova’yı uzaya çıkan ilk kadın olarak açıklarlar.

Fidel Castro Rusya ziyaretini anlattığı bir konuşmasında ilk Rus astronotlarından, Gagarin’den bahsettikten sonra der ki “ hayatlarını uzay çağının başlaması için feda etmiş sayısız kahraman vardır”. Bunlar kimdi. Sovyet yetkililer hariç bunları kimse bilmedi. Sovyet yetkililer kazada ölen astronotu dahi fotoğraflardan sildiler.

İtalyan kardeşlerin bütün kazaları yakalayıp kaydedebildikleri varit değildir. Muhtemel ki başka kazalar da vardır. Nitekim Castro bunu ima ediyor.

Acaba uzayın boşluğunda yol alan içinde hayatını kaybetmiş veya insansız kaç tane uzay aracı vardır. Çok daha önemlisi aynı olaylar teknolojilerin yükseldiği Tufan önsesi ve sonrasında da yaşanmış olabilir. Onlara ait içinde hayatını kaybetmiş veya insansız uzay araçları da şu anda uzayın bir yerinde yoluna devam ediyordur. Bunlara gelecekte ulaşıldığı takdirde geçmiş hakkında daha geniş bilgiye ulaşacağız.

Tufan’ın yaşı muhtemelen 500.000 yıl kadardır. Bu kadar süre önce uzaya gönderilen saatte 50.000 km hız yapan bir uzay aracı uzayda yaklaşık 8500 ışık yılı yol alır. Yani kalınlığı bin ışık yılı olan Samanyolundan dışarı çıkarsa da çapı 100.000 yıl olan Samanyolunun içinde hala yoluna devam etmektedir. Binlerce yıldızı arkada bırakıp geçmiştir. Yıldızlara, gezegenlere, uydulara ve diğer gök cisimlerine çarpmamak için programlanmışlardır. Her uzay aracına bir hedefe gitmesi programlanmış olabilir. Onlardan bize bir haberin gelmesi için binlerce yıl geçmesi lazım. teknolojinin yüksek olduğu Hazreti Süleyman ve Hazreti Zülkarneyn zamanları günümüze çok daha yakındır. 5000 yıl önce uzaya gönderilen ve saatte 50.000 km yol alan bir uzay aracı 84.5  ışık yılı uzaktadır. Yani yüzlerce yıldızı arkada bırakıp yollarına devam etmektedirler.