Ya vurulursunuz, ya VURULURSUNUZ.

Tam kapanma diye bir şey yoktur.

Yakında “bakın tam kapanma yaptık fakat salgını durduramadık.

Daha çok arttı. TEK ÇARE AŞI.

Ekiplemimiz tam yetkilidir.

Ya vurulursunuz, ya VURULURSUNUZ.

SARS-CoV-2 = Corona-19

SARS-CoV-1 2002-04 salgını yılları arasında bazı ülkelerde etkili olmuştur. Bu salgın SARS-CoV-2 onun halefidir. SARS-CoV-1 virüsü artık hasta etmiyor.

O salgın sırasında da bazı anormal durumlar oldu. Şüpheler uyandırdı.

Nitekim ülkemiz önem vermedi.

Fakat bu salgında daha çok şüpheli durumlar vardır.

Hazreti Âdem’den günümüze kadar hiçbir virüs bu kadar farklı ve çok daha zararlı mutasyona uğramamıştır! Eğer uğrasaydı on binlerce yıl önce yeryüzünde BİR TANE insan kalmazdı. Nasıl olur da bunun 20 kadar mutasyonu olur. Bilime temelden terstir. Olacak iş değil.

Belki mutasyon virüsleri yoktur. Belki devamlı beslenen bir salgın vardır.

Karantina elbette salgını önler. Fakat bütün dünyada 1,5 yıldır bu salgının artarak devam etmesi şüpheli bir durumdur.

Hasta yapacak virüs miktarı fertlerde değişkendir.

Bir kişiyi hasta yapmayan virüs miktarı başkasını hata yapabilir.

Ancak az miktardaki virüs kimseyi hasta yapmaz. Beden derhal antikor üretmeye başlar. Eğer çok az virüs bir kişiyi hasta yapsaydı dünyada her sene çok tehlikeli salgınlar olurdu. Bir kişinin bedeninde trilyonlarca katına çıkan virüs o bir kişiden bütün dünyaya yayılırdı.

Fakat beden o birkaç virüsü yok ediyor. Bedeni yöneten beyindir. O virüslerin öldürülmesi için emir veriyor. Bedenimizdeki her tedbiri aklımızla alsaydık kimse on yaşını bulamazdı. O beyin hücreleri bilmediğimiz ne ölümcül vakalardan bizi koruyor. Sağlıklı beslenmek, huzur ve hareket sağlık için çok önemlidir.

Son 1,5 yılda ülkemizde milyonlarca insan az miktarda virüs aldı ve bedenlerinde antikor oluştu.

Bu insanlara aşı yaptırmanın mantığı yoktur.

Belki aşı antikor salgınını durduruyor.

2020 Nisan ayında havadaki virüsün temizlenmesi için yağmur yağmasını istiyordum. Çünkü havada az miktarda virüs vardır.

Salgına inanmıştım. İkincisi patlak verince kafamda şimşekler çakmaya başladı. Bu mutasyon işi bizim kafamızın değişmesine sebep oldu. “Dur hele bunda bir iş var” dedim.

Üçüncüsünde yani şimdi bir grip vakası olduğuna inanıyorum. Ama bu salgının mutasyon olduğuna ASLA inanmıyorum.

Aşı yaptıranların bedeninde mutasyon olabilir. Fakat aşı yapmayanların bedeninde daha tehlikeli 20 farklı mutasyon olma ihtimali trilyonda birdir.

Aşı vurulunca beden antikor yapmayı durdurur. Beden aşı için antikor üretir ve o kalır. Bedene yeni bir virüs girince beden o virüs için artık antikor üretemez. Çünkü aşının sebep olduğu antikorlar yeni antikor üretimini bastırır. Fakat aşı vurulmayanın bedeni normal grip dahil gelecek her yeni salgın için antikor üretir.

Aşı vurulanların normal gribi ağır geçirme ihtimali vardır.

Bu konuda konuşan hiçbir doktorun samimiyetine inanmıyorum. Kusura bakmayın. Siz size verilen işi yapmak zorundasınız. Buna mecbursunuz. Ben almıyorum.

Ben bilim insanıyım.

Ortamda şüpheli bir salgın var. Ama bu mutasyon değildir.

Aşılar mutasyona tesir etmez.

Aşılar yeni virüslere tesir etmez.

Virüsler aptal değildir.

Eğer aptal olsaydı milyonlarca yıl önce hiçbir virüs kalmazdı.

Senin beynin hücreleri nasıl ki o virüsle savaşıyorsa o virüs de seninle öyle savaşıyor.

Hiçbir virüsün bu kadar tehlikeli mutasyonu OLAMAZ. Şiddetle reddediyorum.

Olsaydı, olmazdık. Olsaydı canlı hayat olmazdı.

Kalabalık olmayan yerlerde maskesiz dolaşmak şifadır.

Havadan bir tane virüs alırsın. Bu sizi asla hasta etmez.

Ama bedeniniz hemen antikor üretmeye başlar.

Kalabalık ortamlarda maske virüs alınım sayısını düşürür. Bu da çok faydalıdır.
Maske asla bütün virüsleri durduramaz.

Kimseyi maskesiz sokağa çıkmaya, kalabalıklara karışmaya davet etmiyorum. Kimseyi devlete karşı gelmeye, aşı olmamaya teşvik etmiyorum.

Ben burada düşüncelerimi yazdım.

Ama yetkililere sesleniyorum.

Aşı olmayanlardan aşı parası alınacaktır denirse ona tahammülüm olmaz.

Ben aşı olmak için müracaat etmedim ki olmayınca bana hesap sorasın.

Aşı olmaya mecbur değilim. Bu bir inat değildir.

Başkaldırı veya isyan değildir.
Ben bilim insanıyım. Aşının beni koruyacağına inanmıyorum.

Sağlık problemlerimden dolayı bana daha çok zarar vereceğine inanıyorum.

Yavaş yavaş aşı yaptırmayı mecburi hale getirmeye çalıştığınızı duymasam da anlıyorum. Biliyorum.

“Aşı olmazsan vasıta kullanamazsın” diyemezsin.

“Aşı olmazsan işinden olursun” diyemezsin”

“Aşı olmazsan eczaneden ilaç alamazsın” diyemezsin

“Aşı olmazsan hastaneye kabul etmem” diyemezsin.

“Aşı olmazsan evinden dışarı çıkamazsın” diyemezsin.

BİTTİ.

YouTube kanalımız

https://www.youtube.com/channel/UCOx2pB05-LHkv6XBFQkB4Vw

Aşı mı Antikor mu

Bedeninde virüse karşı antikor bulunan bir kimsenin aşı vurulmasıne gerek yoktur. Aşı kanda antikor üretimini durdurabilir.Aşı antikor kadar koruyucu değildir.

Yakında aşı olmayanların evden çıkmasının yaşaklanacağı, işe gidemeyeceği, dolayısıyla aşı vurulmayanların işten atılabileceği, kendi aracı ile dahi kırsal kesimdeki köyüne gidip tarlasında çalışamayacağı muhtemeldir.

Yaklaşık iki yıl önce bir grip atlattım. Yüksek ateş hariç bugün anlatılanların benzerini yaşadım. Sanki darbe almış gibi halsizdim. Yoksa bu salgın 2019 nisanında var mıydı. 2010 Mart ayında eczaneden maske aldım ve metrobüse bindim. Hemen hiç kimsede maske yoktu. Ben de takmadım. Bir hafta sonra şiddetli bir öksürük başladı. Bir ay devam etti. Uyurken geçtiği için virüs değil dedim. Meğer salgına yakalananlar da uyuyunca öksürük geçiyormuş. Bunu bilseydim test yaptırırdım. Bunun sebebi virüs olabilir.

Salgına yakalanmış ve atlatmış olabilirim. Bedenimde antikor bulunabilir. Devlet bana aşı olacaksın derse derim ki “önce antikor testi yapılsın. antikor varsa aşıya gerek yoktur”. “Hayır, mutlaka aşı olacaksın. Yoksa üniversitedeki görevinden uzaklaştırırız” demeye hakları var mı.

Ben bilim insanıyım. Bir virüs bu şekilde yayılamaz. Eğer yayılsaydı 450.000 yıllık insanlık tarihinde pek çok kez insanlığın sonu kururdu. Bu günleri hiç kimse göremezdi.

Evet bir salgın var. Ama hikmeti nedir kimse anlamadı. Bilenler hariç.

Aşı olmaya hiç niyetim yoktur. Aşı bağışıklık sistemidir. Bir salgın için birden fazla aşı olmaz. Diğer salgınlar için bir aşı var. Mutasyon arttıkça aşı da artacaktır. Virüsün mutasyona uğrayıp daha tehlikeli olması yüzde bir ihtimaldir. Ne oldu. Bütün mutasyonlar daha tehlikeli oldu. Bu durum BİLİME TEMELDEN TERSTİR.

BEN ALMIYORUM.

Facebook “İnsan ve Kâinat” grubumuz

www.facebook.com/groups/dr.yavuzornek

Dünya Tarihi Kırılma Noktasında

NASA’nın Perseverance (azim, sabır) uzay aracı 18 Şubatta Mars’a inecektir. Bu robot indikten bir süre sonra Mars yüzeyinden fotoğraflar gönderecektir.

Hiç düşündünüz acaba NASA niçin milyarlarca dolarlık bu masrafı yapıyor. Acaba sadece bilim için mi. Bir heyecan için mi. Bir ilk olmak için mi. Bir şeref kazanmak için mi. Acaba başka çok önemli bir sebebi olabilir mi. Evet çok önemli bazı sebepleri de elbette vardır.

Be yeni robot Mars ‘tan renkli fotolar göndermeye başladığında dünya tarihi alt üst olacaktır. Daha önceki Mars robotlarının gönderdiği binlerce ilginç fotoğraftan insanoğlunun Mars’ta yaşadığı bazı çevrelerce kabul görmektedir. Biz elbette buna inanıyoruz. Çünkü Mars yüzeyinde insan yapımı olduğuna dair güçlü kanaat oluşturan yüzlerce, binlerce cismin jeolojik olaylarla doğal olarak oluşması imkânsızdır. Bu kadar tesadüf olamaz. Bu kadar benzerlik olamaz.

Görüntülerin renksiz olması bazı kesimlerde şüpheler oluşturmaktadır. Bunun sebebi tek bir fotoğrafa baktıkları içindir. Pekçok fotoğraf önlerine konulduğunda inanıyorum ki vicdan sahipleri gerçeği kabul edeceklerdir.

Peki bu gerçek nedir.

İnsanlığın yaşı bazı kaynaklara göre en az 450.000 yıldır. Bunu başka bir yazımızda geniş bir şekilde temas ettik. Lütfen buradan okuyunuz. www.yavuzornek.com/gecmiste-yuksek-teknoloji-2/

Yine insanoğlunun daha ilk 5000 yılda milyarlarca nüfusa ulaştığını ve geçmişte yüksek teknolojilerin mevcut olduğunu senetleri ile birlikte gündeme getirdik. Bu konuyu geniş bir şekilde Mars’ın Sırları isimli kitabımızda inceledik.

Yüz binlerce yıllık insanlık tarihinde insanoğlu pek çok kez yüksek teknolojilere ulaşmış ve akabinde yıkılmıştır. Teknoloji ne kadar yüksek ise yıkım o kadar büyük ve iz bırakmaz olur.

Tufan’daki teknolojiyi inceleyince şu kanaate vardım. Tufan’daki teknolojiye insanoğlu ancak kıyamete yakın ulaşır. Çünkü o teknolojiye insanoğlu 20.000 yılda ulaştı. Niçin sorusunun cevabı uzundur. Lütfen bu kitaba bakınız. www.dr.com.tr/ekitap/mars-n-srlar

Perseverance Robotu Mars’tan renkli görüntüler paylaştığında ve tabi ki NASA da bunları paylaştığında Mars’ta insanlığa ait kalıntıların bulunduğu kesinleşecektir. Dünya tarihi ve sapiens iddiaları çöp olup gidecektir. İnsanın medeni yaratıldığı anlaşılacaktır.

Mars’ta bir zamanlar bir atmosfer vardı. İnsanoğlu o atmosferi yüksek teknoloji ile yaşanabilir hale getirdi.

Elimde yeterli teknoloji olsa bugün ben Mars’ta bir atmosfer oluştururum. Azotlu maddeleri, suyu, Jüpiter ve uydularından, karbonu ve oksijeni (karbondioksidi) Venüsten getiririm. Mars atmosferinde reaktantlar oluşturarak oksijen ve azot oluştururum. Bir atmosfer basınça sabitleyince bakteriler göndererek karbon ve oksijenden toprak ana maddeleri oluştururum. Teknoloji varsa zorluk yoktur.

Mars’ta insanlığın tarihi ile ilgili çok kıymetli bilgiler, kaynaklar saklıdır. Çünkü atmosfer ve su bulunmadığından yok olmamışlardır. Evet Mars bir nükleer yıkımla yok edilmiş bir medeniyettir. Belki asteroid yağmuru ile yok oldu. Asteroid kuşağına yakındır. Ancak şu bir geröektir. Mars yerle bir olmuş medeniyetlerin kalıntılarını saklıyor. Teknolojiler yükselince hem dünyada hem de Mars’taki medeniyetler yok edildi. Binlerce yıl sonra teknoloji dünyada tekrar yükselince insanoğlu tekrar Mars’a gitti. Tekrar bir medeniyet kurdu. Belki Mars, Venüs ve Merkür’deki atmosfer son çok yüksek teknoloji döneminde yok edildi. Acaba Venüs’ü bu hale getiren insanoğlu olmasın. Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

www.dr.com.tr/ekitap/mars-n-olumu

Bu yüzden Mars insanlığın tarihi hakkında çok kıymetli bilgiler taşımaktadır. Yalnız yazılar değil, mevut teknolojiden çok yüksek teknolojilerle videolar kaydedilmiş olabilir. On binlerce yıl önceki insan resimleri ve videoları ele geçebilir. Hatta Tufan’a ait videolarve geçmişteki peygamberlere ait bilgiler de bulunabilir. Onların içinde de bir yaratıcıya inananlar vardı.

Daha önemlisi o yüksek teknolojiye sahip dönemlerde uzaya gönderilen insansız uzay araçlarından sinyaller geliyor olabilir. On binlerce yıl uzaktaki o sinyallerle uzayın derinliklerinden yarınlarda bilgi edineceğiz. Geçmiş bize çalışmış diyeceğiz.

Yalnız Mars’ta değil başka gezegenlerde de insanlığa ait kalıntılar vardır.

Peki NASA Mars’ta insanlığa ait kalıntıların olduğunu niçin açıklamıyor.

Bunun üç sebebi vardır.

Birincisi hristiyanlığa göre geçmişte yüksek teknoloji yoktur ve insanlığın yaşı 10.000 yıldan fazla değildir.

İkincisi Mars’taki kalıntılardan teknolojide bir sıçrama yapabileceklerini düşünebilirler. Mars’taki görüntülerin üstünü kumluk görüntüsü vererek kapatıltorlar. Mars’taki robot cisimleri topluyor. Mars’ta şu anda bir Tabiri caizse müze vardır.

Üçüncüsü NASA gelecekte Mars’tan insan yapımı cisimleri getirip bütün dünyada sunuma açacaktır. Görmek ücretli olacaktır. Bu teşhirlerden milyarlarca dolar kazanabilir.

Ey NASA bir gün Mars’ta insanlığa ait kalıntıların olduğunu açıklayacaksın biliyorum. Şimdi hiç olmazsa ipucu ver. O başarı sana aittir. Bak başka ülkeler Mars’a gider o gürüntüleri renkli olarak paylaşırsan “ben daha önceden biliyordum” demenin yararı olmaz.

Hazreti Nuh cep tel kullandı deyince bir Amerikalı bilim insanı “biz Mars’ta insan yapımı kalıntıların bulunduğunu 1970’lerden beri biliyoruz” demişti. Ama kıymeti olmadı.

Ey NASA gel açıkla. O başarı senindir. Korkma seni kimse aforoz edemez.

Reaktör Virüsleri ve Sümer aşıları

Motasyona uğrayan virüs hücrenin esiri olmuştur. Zarar veremez.

Hangi virüse hangi aşı kullanılıyor.

PCR testi ile izole edilmemiş virüsü nasıl tanıyorlar.

Reaktörlerde yeni virüsleri kim üretiyor.

Salgının 1. Dalgasına inandım. 2. Dalgadan şüphe ettim. 3. Dalgasına ve MUTASYONA asla inanmıyorum. Mutasyon geçiren virüs daha tehlikeli OLAMAZ. Bir salgın var ve yeni virüslerle devam ettiriliyor. AZİZİM on yıl önceki grip testinde dahi PCR korona testi pozitif çıkardı. Şiddetli salgın altındaki bir şehirde yaşayan herkesin bedeninde bir yıl içinde az veya çok antikor oluşur. Çünkü virüs havadan da alınır. Havadan alınan virüs sayısı çok az olduğu için hastalık yapamaz.

AZİZİM Beden senden de AKILLIDIR . O bir kaç virüsü hemen tanır ve antikor üretir. Fakat virüs farklı ise salgın devam eder. Biz kimyacıyız. Biyokimya da okuduk. RNA, mutasyon nedir biliriz. ABD’de doktora yaptık. PCR sonuçlarına nasıl güveniyorlar anlamadım. O virüs bedeninde bulunmasa da PCR testin pozitif çıkabilir, fakat izole edilmiş ve virüsü tam tanıyan testin ASLA pozitif çıkmaz. Bir ara tesir altında kaldım. Bildiklerimi bir kenara bıraktım. Etrafa sordum. Ee can bu.

Bir virüs izole edilir ve öldürülür. Ölü virüs kana verilir. Buna AŞI denir. Beden ölmüş virüsün yabancı olduğunu hemen anlar ve ona karşı antikor üretmeye başlar. AZİZİM beden senden akılı. Sen kendini sonsuz felakete sürükleyecek işlerden uzaklaşamıyorsun. Bak bedenin kendisini öldürmeye gelen virüse karşı silahlanıyor.

Diyorlar ki coronavirüs izole edilememiş. La havle yani. Bu bilimde bir virüs izole edilemeyecek olacak iş mi. İNANMIYORUM. İzole edilemeyen virüse aşı nasıl geliştirilir olacak iş mi.

Coronavirüsü izole edilsin. Öldürülsün ve bununla aşı hazırlansın. Buna itirazım yoktur. Bu bilimdir. Karşı çıkmam sözkonusu olamaz. FAKAT acaba hangi corona aşısı bu yolla hazırlandı. Ve hazırlayanlar acaba önce kendileri niçin AŞI YAPTIRMIYOR.

Reaktörlerde üretilen farklı virüsler birçok ülkede ve şehirde ortama serpiliyor.

Oğlum hangi virüse hangi aşıyı kullanacaksın.

Bu aşının bedende yıllar sonra yapacağı tahribatı biliyor musun.

Kısırlaştıracak mı. Yeni nesillerde zekâ gerili yapacak mı, kronik hastalıklar oluşturup erken ölümler oluşturacak mı, pes ettirip ağa babanın her teklifine peki dedirttirecek mi.

Bu aşı ne yapacak. Bu aşı seni ortaya serpilecek yeni virüslerden korumaz.

Geçmiş olsun dünya.

Avrupa’daki olayların perde arkası

Krallıklar yıkılacak mı

Yeni krallıklar kurulacak mı

Bu olaylar hakkında üç ihtimal vardır.

Birincisi normal bir ayaklanma. Avrupa’da hayat eve sığmadı. Eğlenceye düşkün Avrupalının evde canı sıkıldı. Salgının abartıldığını düşünmeye başladı. Büyük özgürlüğe sahip gençlik bunu kullanarak sokağa çıktı. Bu tahmin köyün görünen kısmıdır veya bize gösterilen kısmı.

İkinci bir sebep. Avrupa’da bugüne kadar büyük çapta sokak olayları pek olmamıştır. Devlet güvenlik güçleri bu gibi olaylar konusunda tecrübesizdir. Ayaklanan halka karşı tecrübesiz olan devletler güvenlik güçlerini bu olayları kullanarak eğitiyor. Gençleri organize edip sokağa salan da devletlerin güvenlik güçleridir. Peki, buna niçin ihtiyaç duyuluyor. Yakın gelecekte Avrupa’da büyük değişimler, dönüşümler yaşanabilir. Ona hazırlık yapıyorlar.

Üçüncü sebep çok ilginç ve çok önemli bir sebeptir.

Hanedanların yönettiği Çar Rusya, Alman, Fransız ve Osmanlı imparatorluğunu yıkan İngiltere’dir. Çünkü güçlü hanedanlar kolay kolay kontrol edilemez. Onlar İngiltere’nin en büyük rakibi idiler. İspanya’da krallığı niçin yıkamadılar veya yıkmak mı istemediler bilmiyorum. Bir Mısır kralı şöyle demişti. Dünyaya beş kral vardır. Dördü oyun kâğıtlarındaki kral ve İngiliz kralı.

Bu olaylar Avrupa’daki on krallığın sonu olabilir.

Bunun tam aksine Avrupa’daki devletler kontrol edilemeyen olaylar sonucu güçlü hanedanların ortaya çıkması ile tekrar krallığa dönüşebilir veya dönüştürülebilir.

Avrupa çok milliyetçi ırkları barındıran bir kıtadır. O hale gelir ki birbirlerine girmeleri için bir kıvılcım yeterlidir. Krallar siyasilerden çok daha fazla milliyetçi oldukları için krallığa dönüşmüş Avrupa kolaylıkla birbirine girer.

ABD bugün hanedanla yönetilse idi çok daha fazla tehlikeli olabilirdi. İngiliz krallığı biterdi. İngiltere’nin eyalet valileri ile yönettiği Avustralya, Kanada ve diğer yirmi kadar devleti ABD yönetirdi.

Bu salgının siyasi bir boyutunun olduğuna inanıyorum. Tabi ki ekonomik boyutu da vardır. Ancak siyasi hesaplarda ekonomi ikinci sırada kalır. Lider ülkelerin paraya, toprağa ihtiyacı yoktur. Başka bazı planları vardır.

Kanaatimce İngiltere yeniden daha fazla güç kazanacaktır. Avrupa İngiliz milletler topluluğunun bir parçası olabilir.

Size samimiyetimle şunu ifade edeyim ki kanallarda altın, dolar yükselecek, elektrikler kesilecek gibi açıklamalar belki yakın gelecekte dünyada vuku bulacak olayların, dönüşümlerin yanında bir hiçtir. 2020 bütün dünyada büyük değişimlerin miladıdır.

Benzer değişimler iki dünya savaşı ile yapıldı. Bu savaşsız yapılan bir dönüşümdür. Belki savaşlar da olacaktır ama atom silahları birilerini ürkütüyor olabilir. Bir devlet bütün dünyaya atom bombalarını atar ve kendisi de yer ve biter. Bunu o devlet bilir.

Kişilerin intiharı olduğu gibi devletlerin de intiharı vardır. Ya yaşarım, ya öldürebildiğim kadar öldürür ve ölürüm.

Sonuç olarak özellikle Avrupa’da büyük değişimlerin olması mümkündür. Bu değişimler yıllar sonraki olaylar için bir hazırlık olabilir.

Uzun yaşayan devletleri üç planı vardır. Günlük, orta vade ve uzun dönemdir. Avrupa’daki olaylar günlük değildir. Orta ve uzun vadeli planların hazırlığıdır.

MARS’taki muhtemel yazılar

E- Books Kitaplar

  • https://www.kobo.com/tr/en/ebook/top-secrets-of-mars
  • https://www.kobo.com/tr/en/ebook/mars-n-srlar

Salgın ve Ötesi

Sevgili okurlar,

İnsanoğlu çevreden az veya çok etkilenmektedir. Bu etkinin boyutunu her bir fert için ayrı ayrı ölçmek pek mümkün değildir. Bununla birlikte toplumların herhangibir olaya gösterdiği olumsuz veya olumlu tepkiyi bu iletişim çağında ölçmek kolaydır. Siyasi veya herhangi bir konu kamuoyunda gündeme getirilir. Tepkilere bakılır. Sonuçlar iktidarların sağlıklı karar vermesine sebep olabilir.

Eskiden sosyalistlerin sık sık dile getirdikleri “halka rağmen halk için” sözü vardı. Halka rağmen bir istek ancak silah zoru ile olur. Nitekim şapka taktırmayı asarak, öldürerek başarmışlardır. Sol bu ülkede başarılı olsaydı her eve bir heykel koyardı ve heykelin maliyetinin bir kaç katını da ev sahiplerinden alabilirdi. Elbetteki o iktidarlar “halka rağmen halk için” tezinin ancak baskı ile geçerli olabileceğini biliyorlardı. Nitekim 70 yıldır tek başına iktidara gelemedi.

Günümüzün iktidarı elbette “halka rağmen halk için” aşırıya kaçan bir zorlama ile halktan bir şey istemez. Bunu yaptığı taktirde kaybedeceğini bilir. Sandıkta kimsenin ensesinde namlu yoktur. Vatandaş hür iradesi ile oyunu verir.

Bütün dünyada iktidarlar global bir baskının altında olabilir. Buna ülkemiz de dahildir. Avrupa sanayi ürünleri pazarımız. Ortadoğu ve Rusya enerji kaynağımız.

Yabancı üreticilere de tüketicilere de ihtiyacımız var. Yoksa ekonomi çöker. Dünyadaki hemen bütün ülkelerin ihracat ve ithalatı ekonomileri için çok önemlidir. Bütün ülkelerde ithalat ve ihracat dursa Türkiye ne hale gelirsiz düşünün. Ancak bazı ülkeler fazla etkilenmezler.

Global güçler ülkelerin ithalat ve ihracatına tesir edebilmektedirler. Başka ülkelere yapılan ihracatı kestirirler veya ithalatı durdurabilirler.

Devam edecek