Gizemli Gerçekler içeriğine geri dön

Big Bang’dan önce Kâinatta su vardı Big Bang teorisi geçersizdir

Big Bang Teorisini Çürüten Bir Yazı. 

Kâinattaki Bütün Maddeler Big Bang ile oluşmamıştır.

Evrenin yarıçapı 46 milyar ışık yılı (4.4×1026 m), yaşı ise 13.8 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir.

Bu rakamlar gelecek yüzyıllarda çok değişebilir.

Hubble evrenin genişlediğini keşfetti.

Hâlbuki Einstein daha önce evren sabittir demişti.

Hubble kararlı bir şekilde keşfinin yanında durdu. Einstein’ın ne dediğine bakmadı.

Hubble evrenin genişlediğini, deneysel olarak ispat etmişti.

Aslında Einstein de önce evrenin genişlediğini formüllerle bulmuştu.

Fakat hem çalışmalarının sonucuna güvenmemiş olsa gerek hem de Galileo gibi mahalle baskısından korktuğu için evren sabittir demiş olabilir.

Çünkü o zaman evrenin sabit olduğu hakkında bir inanç vardı.

Herhalde dini bir inançtı.

“Evren sabittir” konusunda dini baskı vardı.

Sonra fikir değiştirdi ve Hubble’a katıldı.

Einstein elbette çok pişman olmuştur.

Big Bang teorisi evrenin yoktan var olmasına sebep olan büyük bir patlama olduğu kabul edilir.

Patlamanın başlangıcında ortam çok yoğun ve sıcaklık çok yüksektir.

Patlamadan sonra evrenin genişlemesi ile yoğunluk ve sıcaklık zamanla düşmüştür.

Zamanla atom-altı parçacıklardan galaksilere kadar tüm evren oluşur.

Evrenin bir genişleme hız sabiti vardır.

Big Bang, evrenin, aşamalı gelişmeli bir süreçle oluştuğunu ortaya koyar.

Yıldızların içindeki elementlerin oluşumu bu sürecin bir parçasıdır.

Hoyle ve ekibi Big Bang teorisinin detaylı bir şekilde ortaya konmasına emekleri olan Lemaitre, Friedmann, Hubble ve Gamow ile birlikte anılmaktadırlar.

0.0000000000000000000000000000000000000000001 saniye. 10-43

Bazı bilim insanları bu teoriye karşıdır.

Karşı modeller

  1. Durağan Durum modeli

Çürütülmüştür.

Atomların oluşumunu açıklayamaz.

  • Brezilya’lı fizikçi Julian Neves,

“Büyük patlamanın hiç gerçekleşmediğine inanıyorum” diyor.

(Sao Paulo kentinde bulunan Campanias Matematik, İstatistik ve Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nda görev yapan)

Neves yayınlanan bir çalışmasında bu görüşününü savundu.

Araştırmaya göre uzayın ve zamanın oluşması için Big Bang’e ihtiyaç yoktur.

Bunu yerine, aşırı sıcaklık ve yoğunluktan kaynaklanan evrenin genişleme hareketi temel alınıyor.

Ona göre evren, genişleme ve daralma hareketlerini sürekli olarak yapıyor ve Big Bang, yalnızca bir yalandan ibaret.

Neves, “Big Bang teorisi, genişleyen evren ve zamana bağlı bir matematiksel fonksiyondur” diyor.

  • Karşı Teori. Kendimize aittir.

Burada çok önemli bir konuya gelelim.

Evren Big Bang ile oluşmamıştır.

Muhtemelen tek bir noktada patlama olmamıştır.

Bunun delilleri vardır.

Big Bang teorisi evrenin genişlemesine bağlı olarak ileri sürülmüştür ve aksi bir fikir olmadığı için kabul görmüştür.

Çünkü bilimsel bakıldığında genişleyen bir şey zamanda geriye doğru gidildikçe atom altı parçacıkların boyutundan daha da küçük, sonsuz küçükle ifade edilen bir noktaya kadar küçülecektir.

Her ne kadar evrenin genişlemesi bir gerçek ise de genişleme esas alınarak ileri sürülen Big Bang teorisinin doğruluğu bilimsel olarak henüz kesin olarak ispat edilememiştir.

Bununla birlikte aksi de ispat edilememiş bir teoridir.

Büyük patlamaya karşı güçlü fikirler de geliştirilememiştir.

Deneysel olarak büyük patlamanın olmadığını ispat edecek bir delil bulunamamıştır.

Maddenin oluşumu üzerine yapılan hesaplar büyük patlamayı desteklemektedir.

Enbiya Suresi-30. Ayetinde

“inkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?” buyurulmaktadır.

Bu ayeti kerime evrenin genişlediğini, başlangıçta bütün evrenin tek bir parçadan ibaret olduğunu haber veriyor.

Mevcut Big Bang teorisi bu ayeti kerime ile örtüşmektedir. Peki, uyuşmazlık nerededir.

  1.   Önceleri gökler ve yerin bitişik olmasından anlıyoruz ki evren genişlemektedir.
  2. Bundan öncesinde de hep bitişik oldukları anlaşılıyor.
  3. Zamanda geriye doğru gidildikçe sonsuz küçük bir noktaya ulaşılır.
  4. Büyük Patlamanın başladığı iddia edilen noktaya.

Buraya kadar her şey Büyük Patlamayı desteklemektedir.

Peki, Büyük patlamayı yıkacak fikir nedir.

Şimdi burada Büyük patlamayı yıkacak en önemli senetleri sunuyorum.

Bunun için iki senet vardır.

  1. Bilimsel senet

2013 yılında bilim insanlarının yaptığı araştırmalarda uzayın yoğunluğu temel alınarak evrenin şeklinin düz bir yapıya sahip olduğu kanaatine varılmıştır.

Yani evrenin yarıçapı her yönde 46 milyar ışık yılı değildir.

Bir disk şeklindedir.

Eğer tek bir noktada patlama olsaydı evrenin küre şeklinde olması lazım gelirdi.

Enbiya Suresi 104. Ayetinde evrenin sonunda kâğıt gibi dürüleceği bildirilmiştir.

“O gün, kitapların yazılı sayfalarını dürer gibi semayı düreceğiz. Onu ilk defa halk etmeye başladığımız gibi (eski durumuna) iade edeceğiz (geri döndüreceğiz).

Demek ki şu andaki evren küre şeklinde değildir.

Bilim insanlarının tespit ettiği gibi daha ziyade düzlem şekline yakındır, disk şeklindedir.

Ayette bildirilen kâğıt gibi dürülmeye müsaittir bir şekildedir.

Buradan başlangıcın tek bir nokta olmadığı anlaşılıyor.

Bir kâğıt iki ucundan da dürülebilir.

Uçlardan dürülmezse bir çizgi oluşur.

Bu bir elif harfidir.

Yani evren elif harfi gibi bir şekilden yaratılmıştır.

İnanıyorum ki evrenin başlangıcı elif harfi şeklinde idi.

Acaba evren Arap harflerinin şekillerini alarak mı günümüzdeki hale geldi.

Uçlardan da dürülünce bir nokta olur.

Yani çizgi halinden önce evren bir noktaydı.

Unutmamak lazım ki yedi kat sema bu oluşumun içindedir.

Allahu teala evrenin bilim insanlarının tespit ettiği halde olduğunu Kuranı Kerimde bildiriyor.

Bir büzülebilecek bir kâğıt şeklindedir.

Küre şeklinde değildir.

Tek noktada patlama ile küre oluşur.

Bir disk oluşmaz.

Hiçbir teori bir patlamadan sonra bir diskin oluşabileceğini açıklayamaz. Küre oluşur.

Çünkü etrafta kürenin alt ve üstüne baskı yapacak hiçbir kuvvet yoktur.

Küre bir noktaya indirgenir.

Hâlbuki evrenin küre şekli alacağı bildirilmiyor.

Evren kâğıt gibi dürülüp eski haline getirilince bir çizgi oluşur, çok ince bir çizgi.

Yani evren bir noktadaki patlama ile değil bir çizgi üzerindeki patlama ile veya yoğun madde ve yüksek ısı ile oluştuğu anlaşılmaktadır.

2. Senet.

Hûd sûresi 7. Ayeti kerîmede meâlen, (Allahü teâlâ, gökleri ve yeri altı günde yaratdı ve Arşı, su üzerinde idi) buyuruldu.

Bu ayeti kerimede yerler ve gökler yaratılmadan önce Arş’ın su üzerinde olduğu bildiriliyor.

Yani suyun yerden ve göklerden önce yaratıldığı bildiriliyor.

Bilim dünyasında kısmen tartışmasız kabul gören Big Bang’dan önce kâinatta su vardı.

Bunu ayeti kerime bildiriyor.

Suyun altı günün dışında daha önce yaratıldığı anlaşılmaktadır.

Bir hadisi şerifte şimdi Arş’ın su üzerinde olduğu bildirilmiştir.

Buradaki GÜN bildiğimiz gün değildir.

Çünkü daha gün yoktu.

Gün bir zamanı ifade etmektedir.

Göklerden maksat yedi kat sema olabilir.

Tabi ki su ile Arş arasında milyarlarca belki trilyonlarca ışık yılı mesafe vardır.

Yedi kat semanın en üst katı ile bu su tabakası arasında da belki trilyonlarca ışık yılı mesafe vardır.

Bu su yer ve gökler yaratılmadan önce vardı.

Milyarlarca ışık yılı yarıçapındaki bu kâinat dolusu su Arş’ın altındaki suyun yanında bir damla gibidir.

O halde bütün maddeler, atomlar varlığına inanılan Big Bang’dan hemen sonra yaratılmamıştır.

Su daha önce yaratılmıştır. Sudan da önce suyu oluşturan hidrojen ve oksijen atomları yaratılmıştır ve bunlardan Arş’ın altındaki su oluşmuştur.

Bu atomlar yaratıldığında gördüğümüz gökler yoktu, Big Bang olmamıştı.

Acaba suyu oluşturan atomlar neden yaratıldı.

Hidrojen atomların en küçüğüdür. Bütün maddelerin hidrojenden oluşması mümkündür.

Nitekim suyu oluşturan oksijenin bir atomunu 16 hidrojen atomu oluşturabilir. Güneşteki ısının kaynağı olan 4 hidrojenin birleşip bir helyumu verdiği gibi 4 helyum da birleşip bir oksijen atomu verebilir.

Peki, Arş’ın altındaki su neden yaratıldı.

Arş’ı oluşturan maddeden mi yaratıldı.

Bu dünyayı, güneşi, ayı, yıldızları ve gördüğümüz bütün gök cisimlerini Arş’ın karşısına koysaydık hepsi anında yok olurdu.

Bunu İmamı Rabbani hazretleri bildirmektedir.

Yani sanki Arş anti maddeden yapılmış gibi.

Elbette bildiğimiz madde değil, yapısı atomlardan oluşmayan tamamen başka bir yapıdaki bir varlıktır.

Biz atomlardan oluşan varlıklara madde diyoruz.

Proton, elektron, ışık, ses bilimsel manada madde değildir.

Bunlar da maddenin yapıtaşı ya da etkileşim ürünüdürler.

Yani varlıklarını maddeye borçludurlar.

Arş öyle bir şeydir ki bunların hiç biri orada bulunmaz.

O halde Arş bildiğimiz atomlardan yapılmamıştır.

Nasıl ki maddenin ışık, ses gibi etkileri varsa Arş’ın da hiç bilmediğimiz etkileri vardır.

Bu etkiler öyle farklıdır ki maddeyi anında yok etmektedir.

Bu yok etme sonucu ortaya ne çıkıyor tabi ki ayrı bir soru.

Mutlaka maddelikten çıkıyor ve Arş’ı oluşturan nesneye dönüşüyor.

Acaba yer ve gökler de (yedi kat semanın tamamı) bu sudan mı yaratıldı.

Her canlı gibi madde de sudan mı yaratıldı.

Kanaatimce maddenin kaynağı Arş’tır.

Muhtemelen madde Arş’tan yaratılmıştır.

Allahu Teâlâ bütün zıtlıkları bir arada yaratmıştır.

Madde olan suyun üstünde Arş bulunmaktadır.

Tabi ki arada belki trilyonlarca ışık yılı mesafe, hafızalara sığmaz bir uzaklık vardır.

Arş yapısını bilmediğimiz bir maddedir.

Bu maddeden atom altı parçacıklar oluştu ve bunlar da en küçük atom olan hidrojeni oluşturdular.

İnsanoğlu atom çekirdeğinin içinde protonların ve nötronların yapıtaşlarını oluşturan madde biliminin en derin, en uç, en son merhalesinde bir nesneye ulaşacaktır.

Bu nesne parçacık değildir, elektromanyetik dalga değildir.

Bu nesne muhtemelen Arş’ın zıt yapısındadır.

Fakat madde değildir.

Bu gün için bilimle izahını yapamayacağımız bir varlıktır.

Bu nesne evrenin başlangıcında bir etki ile bir şekilde atom altı parçacıkları oluşturdu.

Bu nesne bildiğimiz yapıda bir parçacık olmadığı için ele geçmiyor.

Demek ki maddeyi oluşturan asıl yapı taşı belki bir anti maddedir.

Evrenin asıl yapı taşı budur.

Fakat bu maddenin kâinatta yani yer ve göklerde, madde âleminde serbest olarak bulunması mümkün değildir.

O diğerleri ile birlikte bulunarak maddeyi oluşturmuştur.

O halde madde de onsuz oluşamaz.

Yani iki zıt varlık bir araya geliyor ve maddenin yapıtaşlarını oluşturuyorlar.

Eğer atom çekirdeklerinin içindeki bu gizemli varlık Arş gibi karşısına konulanı yok etseydi evren bir anda yok olurdu.

Peki, niçin yok olmuyor o da ilginç bir soru.

Demek ki maddede varlık ve yokluk bir arada bulunuyor.

Bilim insanlarının “tanrı parçacığı” dedikleri işte bu anti madde olabilir.

Her ne kadar madde diyerek ifade ediyorsak da madde değildir.

Bilmediğimiz bir haldeki bir varlıktır.

Maddenin yok oluşu için gereken şey maddenin içinde saklıdır.

Big Bang fikri bilim dünyasında zamanla terkedilmektedir.

Big Bang’ın bilime karşı tarafları

  1. Evrenin küre şeklinde olmaması
  2. Zaman ve mekân olmadan patlamanın olması
  3. Su ve Arş’ın önceden var olması
  4. Patlamaya sebep olacak herhangi bir varlığın bulunmaması
  5. Patlamayı tetikleyecek bir varlığın bulunmaması
  6. Maddeden enerji oluşurken patlama ile birlikte bir genişleme olur.
  7. Big Bang’da enerjiden madde oluşuyor.
  8. Enerjiden madde oluşurken büzülme olur. Genişleme oluşamaz.
  9. Enerjiden madde oluşurken patlama olamaz.
  10. Evren enerjinin maddeye dönüşümü ile oluştu ise bu patlama şeklinde olmamıştır.
  11. Bu takdirde evrenin başlangıcı bir nokta değil büyük bir alandır.
  12. Big Bang teorisinde enerjiden madde oluşuyor. Patlamanın tam zıddıdır.

Şu bir gerçek ki nasıl ki sonsuz önceden bugüne gelmek mümkün değilse sonsuz, sınırsız evren de mümkün değildir.

Sınırsız bir evren yoktur, elbette sınırı vardır.

Zaman ve mekânın sınırı vardır.

Sınırsız bir evrende bir yerden bir yere gitmek imkânsızdır.

Sınırsız boyuttaki evrenin içindeki iki nokta arası da sınırsızdır. Bu iki nokta arasında yolculuk en yüksek hız ile dahi imkânsızdır.

Zaman ve mekân patlama ile oluşamaz.

Big Bang’ın oluşabilmesi için zaman ve mekân gerekir.

Bunlar yoksa enerji de yoktur.

Zaman ve mekânın ne zaman oluştuğunu bilmiyoruz.

Evrenin yaşı doğru olsa da zaman ve mekân çok daha önce oluşması lazım gelir.

Bilimsel olarak bugün evrenin nasıl oluştuğunu bilmiyoruz.

Ne zaman oluştuğu hakkındaki bilgi gelecekte değişecektir.

Çünkü evrenin en dış kısmını keşfetmiş değiliz.

Evren kalp atışı hareketi yapıyor olabilir mi?

Hawking’in birbirini tutmayan görüşleri vardı.

Daha ziyade düşüncenin ürünüdür.

Elli yıl daha yaşasaydı şimdi söylediklerinin pek çoğunu reddederdi.

Bu evren bir patlama ile oluştuysa uzayın içinde sonsuz uzaklıklarda başka evrenlerin de birer Big Bang ile oluşması lazım gelir.

Yani bu evrenin bir Big Bang denen bir patlama ile oluştuğunu kabul edersek bu evren gibi galaksilerden oluşan sonsuz evren varlığı mümkündür.

Yani Big Bang sonsuz evren fikrini desteklemektedir.

Hawking bunu destekledi, sonra vazgeçti. “Sonsuz evren olamaz” dedi.

Bununla birlikte evrenin dışında günümüzde dahi devamlı bir şekilde Big Bang ile yeni evrenlerin oluştuğu Big Bang teorisine aykırı değildir.

Genişleyen bir varlık bir gün geri dönebilir.

Bu evrenin de bir gün genişlemesi duracaktır.

Büzülmeye başlayacaktır.

Bugün şunu biliyoruz.

Madde bir araya gelince nötron yıldızlarına dönüyor.

Ama yok olmuyor.

Hâlbuki yokluktan geldik. Yok olacağız. Bu madde alemi yok olacaktır.

Peki, nötron yıldızları nasıl yok olacak. Hangi maddeye dönecek.

Diyelim ki bütün madde enerjiye dönüştü.

Fakat zaman ve mekân yol olmaz.

Enerji bunlarla varlıkta kalır.

Yoğunlaşmış enerji ile yeni bir Big Bang başlayabilir.

Yani sonsuz zamanda sonsuz döngü akla gelmektedir. Bu ise mümkün değildir.

Yani bu teoriye göre sonsuz Big Bang ve sonsuz yok oluş mümkündür.

Bu evrenin yerinde başka evrenler vardı. Onlar yok oldu. Bu evren oluştu diyemeyiz.

Zaman ve mekânın nasıl yok olacağını açıklayamayan bir teori madde âleminin nasıl oluştuğunu açıklayamaz.

Sonsuz ve sınırsız ikisi de aynı şeydir.

Evrenin oluşmasının sebebi Big Bang değildir.

Sebebini başka âlemlerin varlığında aramak lazımdır.

Bilim bugün buna cevap verecek seviyede değildir.

Çünkü daha diğer tabakaları göremiyoruz.

Hazreti Nuh zamanında diğer altı tabaka bilimsel olarak görülmüştü.

O öyle yüksek bir teknolojidir ki Mars’a maksimum birkaç saatte gidilir. Birkaç dakikada gidilir.

O semaları keşfetmek için, görebilmek için çok hızlı hareket eden başka varlıklara ihtiyaç vardır.

Işık hızının o hızın yanında esamesi okunmaz.

Işığın hızı o varlığın hızının yanında boşluktaki füzenin yanında kaplumbağa gibidir. Daha yavaştır.